AŞK YOLCULUĞU
Yazar: Aleyna erdem

Sabah ev her zamankinden daha sakindi. Kahvaltıyı hazırlamak için erkenden mutfağa indim. Çayı ocağa koyarken üst kattan ayak sesleri geldi. Birkaç saniye sonra Murat mutfağın kapısında belirdi. Üzerinde açık renk bir gömlek, koyu renk bir pantolon vardı. Saçları hâlâ hafif nemliydi. “Günaydın.” Artık bana günaydın demesi garip gelmiyordu. “Günaydın Murat Bey.” “Kahvaltı hazır sayılır.” Başını sallayıp masaya oturdu. Ben de önüne çayını bıraktım. “Teşekkür ederim.” Sessizce kahvaltı etmeye başladık. Eskisi gibi rahatsız edici bir sessizlik değildi bu. İkimiz de konuşmadan da aynı ortamda bulunabiliyorduk. Tam o sırada kapı zili çaldı. Şaşkınlıkla saate baktım. Daha sabahın sekiziydi. Kapıyı açtığım anda tanıdık bir ses duyuldu. “Günaydııın!” Eren… Elinde poğaça poşetiyle kocaman gülümsüyordu. “Biliyordum kahvaltıya yetişeceğimi.” “Eren Bey, hoş geldiniz.” “Hoş bulduk Yaren.” Hiç beklemeden içeri girdi. Doğruca mutfağa yöneldi. “Murat!” “Canın sıkılmasın diye geldim.” Murat kahvesinden bir yudum aldı. “Benim canım sıkılmıyordu.” “Şimdi sıkılacak.” Eren kahkaha attı. “Ne kadar sevgi dolu bir kuzensin.” Ben gülmemek için başımı eğdim. Eren bunu fark etmiş olacak ki bana döndü. “Bak!” “Yaren bile bana hak verdi.” “Ben bir şey demedim.” “Demene gerek yok.” dedi göz kırparak. Masaya oturduktan sonra etrafına bakındı. “Vay be…” “Ev değişmiş.” Şaşkınlıkla etrafa baktım. “Nesi değişmiş?” “Eskiden buraya geldiğimde insan morga girmiş gibi hissediyordu.” “Baksana şimdi.” “Masada çiçek var.” “Meyveler düzenli.” “Murat’ın gömleği bile ütülü.” Ben mahcup bir şekilde gülümsedim. “Eren…” Murat’ın sesi uyarıcıydı. “Aman tamam.” “Emeğe saygı duyuyoruz.” Kahvaltı boyunca en çok konuşan yine Eren’di. Ben arada cevap veriyor, Murat ise kısa cümlelerle ona eşlik ediyordu. Fakat Eren’in gözünden hiçbir ayrıntı kaçmıyordu. Murat, çay bardağı boşalınca ben istemeden dolduruyordum. Murat da teşekkür etmeye bile gerek duymadan hafifçe başını eğiyordu. Sanki bu küçük hareketler artık ikimiz için de doğal hâle gelmişti. Eren ikimizi sırayla izledi. Sonra bir anda sırıttı. “Hah!” Murat kaşlarını çattı. “Ne?” “Hiç.” “Ne hiç?” “Yok bir şey.” “Anlat.” “Anlatırsam bana kızacaksın.” “Kızdırma o zaman.” Ben ikisinin konuşmasını sessizce dinliyordum. Eren sonunda dayanamadı. “Eskiden sana su uzatsalar bile ‘Masaya bırak.’ derdin.” “Şimdi Yaren çayını dolduruyor, sen de hiç itiraz etmiyorsun.” Murat’ın eli havada kaldı. İlk kez bunun farkına varmış gibiydi. Ben de utançla gözlerimi masaya indirdim. “Eren Bey…” “Ben sadece işimi yapıyorum.” Eren bana gülümseyerek baktı. “Ben sana bir şey demedim ki.” “Benim lafım buna.” Başparmağıyla Murat’ı işaret etti. “Bu oduna.” Murat derin bir nefes verdi. “Sabah sabah geldin, huzur bırakmadın.” “Tam tersi.” dedi Eren kahkaha atarak. “Ben bugün çok huzurluyum.” Çünkü… İlk defa seni insan gibi görüyorum.” Murat istemsizce gülümsedi. Çok kısa sürdü. Ama Eren bunu yakalamıştı. Gözleri büyüdü. “Hay Allah!” “Murat…” “Sen az önce…” “Gülümsedin.” Murat başını iki yana salladı. “Abartma.” “Abartmıyorum.” “Yaren.” Eren bana döndü. “Sen bunun güldüğünü daha önce gördün mü?” Ben ne diyeceğimi bilemedim. “Ben…” Tam cevap verecekken Murat araya girdi. “Eren.” “Yeter.” “Tamam tamam.” Ellerini havaya kaldırdı. “Susuyorum.” Ama yüzündeki o muzip gülümseme hiç kaybolmadı. Kahvaltıdan sonra Murat hazırlanmak için odasına çıktı. Ben de masayı toplamaya başladım. Eren mutfağın kapısına yaslandı. Bir süre sessizce beni izledi. Sonra yumuşak bir sesle konuştu. “Yaren.” “Efendim?” “Sana bir şey soracağım.” “Tabii.” “Murat’tan korkuyor musun?” Şaşırdım. “Hayır.” “İlk günlerde korkuyordum.” “Ama artık…” Sözüm yarıda kaldı. “Evet?” “Artık onun kötü biri olmadığını biliyorum.” Eren’in yüzündeki gülümseme bu kez daha içtendi. “Ben de bunu duymayı bekliyordum.” Elindeki çay bardağını tezgâha bıraktı. “Bak Yaren.” “Ben Murat’ı çocukluğundan beri tanıyorum.” “Annesini hiç görmedi.” “Babası ise ona sevgisini göstermeyi hiç beceremedi.” “İnsanlara karşı mesa…