1. Bölüm
Yazar: Nurdeniz Demir

Hayat ne garip bu yaşıma kadar kaçtığım korktuğum ne varsa tek tek yaşıyorum ailemi kaybetmekten korkardım annem bizi bırakıp gitti İhanete uğramaktan korkardım en yakın arkadaşım sırtımdan bıçakladı ailemden uzak yaşayamam dedim araya kilometreler girdi sanki hayat beni test ediyordu Ben Efsun Bade Ankalar İstanbul'dan kaçıp kendime İtalya'da başka bir hayat kurmuştum Rahat huzurlu ve biraz başıma buyruk bi hayat ama mutluydum ama ailemi özlemiştim yani babam ve abimi annemi 6 yıl önce bir trafik kazasında kaybetmiştik onun acısıyla babam tüm işlerden elini ayağını kesmiş ve abime devretmişti ben de sözde kafa dinlemek için kaçtığım İtalya'da 5. Yılımı geçirmiştim şimdi ise elimde şarap kadehimle o kaçtığım şehire olan uçak yolculuğumu gerçekleştiriyorum yolculuğum uzun sürmeyeceği için mutluydum uzun yolculuklar cansıkıcı olabiliyordu Birazdan uçaktan iniş yapacaktım biliyordum ki uçaktan indiğim gibi beni haluk amca karşılıycaktı uçaktan inmiş ve elimde bavulumla havalimanının çıkışına doğru yürürken arkamdan birinin çarpmasıyla öne doğru savruldum son anda dengemi sağlayıp arkama bakmak için döndümde Lacivert kapüşonlu iri yarı bi adam arkasını dönmüş benim tam tersi yönünde hızlı adımlarla uzaklaşıyor bu adam az önce bana arkadan çarpmadı mı yani benimle aynı yöne gidiyordu sonra neden geri döndü ben hala anlamamışken neyse diyip önüme bakamaya devam ettim bi kaç adım attıktan sonra haluk amca zaten karşımdaydı ona doğru yürümeye devam ederken “ hoşgeldin efsun “ diyerek beni ilk karşılayan o olmuştu “hoşbuldum haluk amca “ “ hadi arabaya geçelim de baban biraz daha canıma okuman seni ona götüreyim “ Kendi kendime kıkırdamaya başladım çünkü babamın onu ne kadar çok sıkboğaz ettiğini tahmin edebiliyorum arabaya geçtiğimizde bi süre sessiz kaldık ama sonradan ufak sohbetler kurmaya başladık “eee İtalya'da ne yaptın o kızla konuşmuyosundur umarım” dedi “her zamanki gibi sakin ve sessizdi ayrıca duruyla da konuşmuyorum tabi ki “ İtalya'ya taşındığım ilk haftada tanışmıştım duruyla gerçekten iyi bir arkadaştı tabi o ana kadar benden yüklü miktarda borç istemişti bende bana yıllarca yardım ve arkadaşlık eden birine bi parayı vermiştim bi süre ortadan kayboldu bende merak ettim ve ona ulaşmaya çalıştım ama hiçbir şekilde ulaşamadım ben de başına bişey geldi galiba diye endişelip babama haber vermiştim meğer amacı beni dolandırmakmış babamlar peşini bırakmayınca bana ulaşmış eğer peşimi bırakmazsan tüm sırların ortaya çıkar diyerek telefonu yüzüme kapatmıştı o günden sonra biraz daha insanlara olan güvenim kırıldı beni düşüncelerden ayıran haluk amcanın sesi oldu “ ooo sen yine düşüncelere daldın be efsun bu kadar yolu gelirken gene konuşamadık “ dediği anda fark ettim eve geldiğimizi “ bu ev bu kadar yakınmıydı havalimanına “ “ 20 dakikadır sessizlik içinde araba yürüyorum vallahi pekte yakın değil yaşlandım bende iyice uykum geldi baksana “ derken gerçekten uykusu gelmiş olacak ki esnemeye başladı “ kusura bakma haluk amca bi dahaki yolculuğumuza sözüm olsun ve hala gençsizi siz ne yaşlanması” diyerek arabadan inip ankalar köşküne doğru yürümeye başladım çocukluğum burda geçmişti gerçekten ev gibi hissettiriyodu burası arkadan haluk amcanın “ baban çalışma odasındadır “ diyerek seslenmesi üzerine ona dönmüş ve tebessüm ederek teşekkür etmiştim haluk amca babamın sağkoluydu ve kendimi bildim bileli o hep babamın yanındaydı ve bize de gerçek bir amca olmuştu ben köşke doğru yürürken etrafındaki bazı korumaların gözleri bize dönmüştü 6 yıldır İstanbul'a gelmediğim ve bi anda gelmiş olmama şaşırmış olmadılar önlerinden geçerken “ kolay gelsin “ diyerek de onlara selam verdim köşkün kapısını tanımadığım bir hizmetli açmıştı “ hoşgeldiniz efsun hanım babanız sizi çalışma odasında bekliyor “ diyerek beni karşıladı “ hoş buldum teşekkür ederim “ diyerek yavaş adımlarla çalışma odasına doğru ilerledim ve o an farkettim ki bu ev hiç değişmemişti nasıl bıraktıysam aynen öyleydi tek değişen fotoğrafların bulunduğu bölümdeki fotoğraflar bi…