KÜLLER İÇİNDE DOĞAN AŞK “Töre ayırdı… Kader yeniden bir araya getirdi.”
4. Bölüm - Kanlı Düğün
Yazar: Naz

Küller savrulsa da rüzgâra inat, Sevda bazen en büyük cihattır. Bir kurşun düştü sessizliğin ortasına… Asıl savaş şimdi başlıyordu. Karahanlı Konağı… Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte konakta davul ve zurna sesleri yükselmeye başlamıştı. Avlu rengârenk halılarla süslenmiş, uzun sofralar kurulmuştu. Türkiye’nin dört bir yanından aşiret ağaları ve kanaat önderleri davet edilmişti. Konakta yüzlerce silahlı adam nöbet tutuyordu. Çünkü bugün sadece bir düğün değil… İki büyük aşiretin barışı ilan edilecekti. ⸻ Aslanoğlu Konağı’nda ise gelin odasının kapısı sessizce açıldı. Hatice Hanım içeri girdi. Elinde annesinden kalma işlemeli bir duvak vardı. Meryem’in yanına oturdu. “Kızım…” Meryem başını kaldırdı. “Ben senin annen değilim ama bugünden sonra seni kendi evladımdan ayırmayacağım.” Meryem’in gözleri doldu. “Ben mutlu olabilecek miyim?” Hatice Hanım cevap vermeden sadece alnından öptü. “Bunu zaman gösterecek.” ⸻ Öğleye doğru düğün başladı. Davullar çalıyor, kadınlar zılgıt çekiyor, erkekler halay çekiyordu. Fakat gelin ve damadın yüzünde en küçük bir tebessüm yoktu. Cihan siyah takım elbisesiyle dimdik ayakta duruyordu. Meryem ise bordo bindallısı ve duvağıyla başını eğmişti. İmam nikâhı kıymak için ayağa kalktı. “Evlatlarım…” Tam “Kabul ediyor musun?” diye soracağı sırada… Kapı sert şekilde açılır; İçeriye Demirhan aşiretinden Kaya ağa ve adamları içeriye girer. Herkes oraya bakar ve kimseden ses çıkmaz… Aslanoğlu bu Kaya Demirhanı çok yakından tanır çünkü bir zamanlar az Meryem’in peşinden koşmadı. Kadir Ağa; “Senin burda ne işin var.!” Kaya Ağa; “Ben sana demedimi biz seninle anlaşma yaptık iyi hatırla Meryem’i bu işlere karıştırmıcaktım bende bunun karşılığında sana para verdim o parayla işlerini kurtardın…” Meryem donup kalır babasından bunları beklemez annesi öldükten sonra babasıyla arası hep kötüydü bir tek abileriyle iyi anlaşırdı. Meryem’in sesi konağın taş duvarlarında yankılandı. “Baba… Bunu da mı yaptın? Resmen para karşılığında beni sattın! Küçüklüğümden beri beni bir kere bile sevmedin… Keşke annem öleceğine sen ölseydin de ben bunların hiçbirini yaşamamış olsaydım…” Sözlerini hıçkırıklar arasında tamamladı. Avludaki davul sesleri çoktan susmuştu. Yüzlerce kişinin bulunduğu düğün alanında derin bir sessizlik vardı. Kadir Ağa öfkeyle kızına baktı. “Kes sesini! Sen benim namusumsun. Seni kime vereceğime ben karar veririm!” Meryem gözyaşlarını silerek ilk kez babasının gözlerinin içine baktı. “Ben senin malın değilim!” Bu söz üzerine Kadir Ağa elini kaldırdı. Tam Meryem’e vuracakken… Cihan bir adım öne çıktı. Kadir Ağa’nın bileğini havada yakaladı. Avludaki bütün silahlar aynı anda doğruldu. Cihan’ın sesi buz gibiydi. “Bir daha Meryem’e el kaldırmayı aklından bile geçirme.” Kadir Ağa dişlerini sıktı. “Bu benim kızım!” Cihan gözünü kırpmadan cevap verdi. “Hayır… Az önce nikâh kıyılmasa bile artık o benim korumam altında.” Bu sözler herkesi şaşkına çevirdi. Meryem ise ilk defa Cihan’a farklı gözlerle baktı. Onu istemeden evlenmeye zorlayan adam, şimdi herkesin önünde kendisini koruyordu. Tam o sırada Kaya Ağa kahkaha attı. “Ne kadar duygusal olmuşsun Cihan Karahanlı! Ama o kız bana söz verilmişti.” Cihan yavaşça Kaya’ya döndü. “Soğukkanlı ol, Kaya.” Kaya da bir adım öne çıktı. “Olmam. O kız ya benim olacak ya da bu düğünden kimse sağ çıkmayacak.” Bu tehditle birlikte Demirhan aşiretinin adamları ceketlerinin altındaki silahlara uzandı. Karahanlı ve Aslanoğlu adamları da aynı anda silahlarını çekti. Bir anda avlu savaş alanına döndü. Hatice Hanım korkuyla Meryem’i arkasına aldı. Aşiret büyükleri ayağa kalkmıştı. Kimse nefes almıyordu. Kaya Ağa belindeki tabancayı çekti. “Son kez söylüyorum! Meryem’i bana verin!” Cihan hiç tereddüt etmeden kendi silahını çıkardı. Silahının namlusunu Kaya’nın alnına doğrulttu. “Bu kız artık benim eşim.” Kaya öfkeyle tetiğe davrandığı anda… PAT! Silah sesi konağı inletti. Herkes donup kaldı. Bir kişi yere yığılmıştı…