KÜLLER İÇİNDE DOĞAN AŞK “Töre ayırdı… Kader yeniden bir araya getirdi.”
3.Bölüm - Kaçış Yok
Yazar: Naz

Küller İçinde Aşk Bir düğün kuruldu gözyaşıyla, Bir yemin verildi acıyla. Biri kaderine sustu sessizce, Biri sevdiğini sakladı yüreğinde. Aşk bazen bir kurşun kadar yakındır, Bazen de töre kadar acımasız… Küller arasında filizlenen bir umut vardır; Adı, aşk tır. Düğüne bir gün kalmıştı. Aslanoğlu Konağı’nın avlusunda büyük bir telaş vardı. Kadınlar yemek hazırlıyor, genç kızlar gelin bohçasını düzenliyordu. Ama o evde mutlu olan kimse yoktu. Özellikle de Meryem… Odasında pencerenin önünde durmuş, uzaklara bakıyordu. Tam o sırada kapı yavaşça açıldı. İçeri en büyük ağabeyi Yasin girdi. “Meryem…” Genç kız gözyaşlarını silerek döndü. “Abi…” Yasin, kardeşinin başını okşadı. “Keşke elimden bir şey gelseydi.” Meryem acıyla gülümsedi. “Beni bu evden gelin değil, kurban diye gönderiyorsunuz.” Yasin’ın gözleri doldu. “Yemin ederim seni üzene ben de dünyayı dar ederim.” Meryem başını iki yana salladı. “Hayır abi… Bu artık senin savaşın değil.” Yasin cevap veremedi. Sessizce odadan çıktı. ⸻ Gece yarısı… Konaktaki herkes uykuya dalmıştı. Meryem sessizce yatağından kalktı. Pencereden bahçeye indi. Kalbi öyle hızlı atıyordu ki, sanki bütün konak duyacaktı. Arkasına bile bakmadan koşmaya başladı. Taş sokaklardan geçip köyün dışına ulaştığında derin bir nefes aldı. “Başardım…” Tam o anda arkasından bir araç farı yandı. Siyah bir arazi aracı yavaşça önünde durdu. Kapı açıldı. İlk inen kişi Mustafa Ağa oldu. Arkasından ise Cihan… Siyah gömleği, sert bakışları ve belindeki silahla ağır adımlarla Meryem’e doğru yürüdü. Meryem geri çekildi. “Bırakın beni!” Cihan durdu. “Sana kimse dokunmayacak.” “Ben o konağa gitmeyeceğim.” “Gidersin.” “Gitmem!” İkisi de birkaç saniye birbirine baktı. Rüzgâr taşların arasından uğuldarken Cihan derin bir nefes aldı. “Kaçsaydın ne olacaktı?” “Özgür olacaktım.” Cihan’ın yüzüne acı bir tebessüm yerleşti. “Bu topraklarda bizim gibilerin özgürlüğü yok Meryem.” Meryem ilk kez adını onun ağzından duydu. Bir anlığına şaşırdı. “O zaman beni öldür.” Cihan’ın bakışları sertleşti. “Ölmek kolaydır.” “Ben seni yaşamaya mahkûm etmeye geldim.” Meryem’in gözlerinden yaşlar süzüldü. “Ben senden nefret ediyorum.” Cihan hiçbir şey söylemedi. Sadece ceketini çıkarıp omuzlarına bıraktı. “Üşüyorsun.” Meryem şaşkınlıkla ona baktı. Bu adam gerçekten anlatıldığı kadar zalim miydi? Yoksa içinde kimsenin görmediği başka biri mi vardı? Cihan arkasını döndü. “Araca bin.” Meryem birkaç saniye direndi. Ama biliyordu… Kaçacak hiçbir yeri kalmamıştı. Sessizce araca bindi. ⸻ Sabah olduğunda bütün Mardin’de tek bir haber konuşuluyordu. “Bugün Karahanlı Ağası Cihan ile Aslanoğlu Aşireti’nin kızı Meryem evleniyor.” Kimileri bu evliliğin barışı getireceğine inanıyordu. Kimileri ise yeni bir savaşın başlayacağını söylüyordu. Hiç kimsenin bilmediği ise şuydu… Bu düğünde yalnızca iki genç evlenmeyecek, yıllardır toprağa gömülen sırlar da yavaş yavaş gün yüzüne çıkacaktı…