KÜLLER İÇİNDE DOĞAN AŞK “Töre ayırdı… Kader yeniden bir araya getirdi.”
2. Bölüm - İsteme
Yazar: Naz

Bir kahve fincanında sustu iki yürek, Biri öfkeyle baktı, biri sessizce seyretti. Töre yazdı kaderlerini acı bir ferman gibi, Aşk ise usulca düştü kalplerine, kimse hissetmedi. Küller savrulurken umut yeşerdi, İnatla atan iki kalp kadere direndi. Belki bu evlilik bir hükümdü yalnızca, Ama sevda… Hiç kimsenin emriyle gelmedi. Karahan Konağı ve Aslanoğlu konağı yeni bir güne uyanmıştır. Her iki Aile için barış olacak ve bu barış için iki aileden de kurban seçilmiştir. Cihan odasının balkonunda kara kara düşünüyorken Tam o sırada kapı çalındı. İçeri ağabeyi Mustafa girdi. “Cihan…” “Ne var?” “Bu evlilikten kaçamazsın.” Cihan derin bir nefes aldı. “Kaçmak istemiyorum.” Mustafa şaşırdı. “O zaman neden bu kadar öfkelisin?” Cihan gözlerini karanlığa çevirdi. “Çünkü o kızın suçu yok… Ama benim kaderim, dokunduğu herkesi yakıyor.” Mustafa sessizce odadan çıktı. Cihan yalnız kaldığında cebinden eski, yıpranmış bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafta annesiyle küçük yaşlardaki hâli vardı. Parmaklarını fotoğrafın üzerinde gezdirdi. “Anne…” “Ben iyi bir adam olmayı hiç öğrenemedim.” ⸻ Aynı saatlerde… Aslanoğlu Konağı’nda Meryem’in odasından hıçkırık sesleri yükseliyordu. Yengesi Dilşah yanına oturdu. Meryem gözyaşlarını silmeden sordu: “Yenge…” “Bir insan hiç tanımadığı biriyle aynı çatı altında yaşayabilir mi?” Dilşah cevap veremedi. Sadece Meryem’in saçlarını okşadı. Meryem pencereye yöneldi. Uzakta Karahan Konağı’na baktı. İçinden tek bir cümle geçti: “Ben o konağa gelin olmayacağım…” Ama bilmediği bir şey vardı. İki gün sonra, o konaktan yalnızca gelin olarak değil… Kaderi olarak çıkacaktı. Kimse yüksek sesle konuşmuyor, herkes birbirinin yüzüne çekinerek bakıyordu. Bugün, Karahanlılar kız istemeye gelecekti. Meryem aynanın karşısında oturuyordu. Üzerine giydirilen bordo renkli yöresel elbise omuzlarına yük gibi çökmüştü. Kapı yavaşça açıldı. Yengesi Dilşah içeri girdi. “Çok güzelsin.” Meryem aynadan gözlerini ayırmadan cevap verdi. “Güzel olmak neye yarar yenge? Ben bugün kendi isteğimle gelin olmuyorum.” Dilşah’ın boğazı düğümlendi. “Belki kader sana sandığından farklı bir yol açar.” Meryem acı bir tebessüm etti. “Ben kaderime değil, insanların verdiği karara yenildim.” ⸻ Aynı saatlerde Karahanlı Konağı’nda hazırlık vardı. Osman Ağa siyah şalvarını ve ceketini giyerken Hatice Hanım, yanında götürülecek kahve takımını ve hediyeleri hazırlıyordu. Mustafa, Cihan’ın odasına girdi. “Herkes hazır.” Cihan pencerenin önünde durmuştu. Siyah gömleğini giymiş, beline her zamanki gibi tabancasını takmıştı. Mustafa kaşlarını çattı. “Kız istemeye silahla mı gideceksin?” Cihan sakin bir ifadeyle cevap verdi. “Ben silahımı düşmana karşı değil, kaderime karşı taşıyorum.” ⸻ Öğleden sonra… Karahanlı araçları tek tek Aslanoğlu Konağı’nın önünde durdu. Motor sesleri bütün köyde yankılandı. Kapılar açıldı. Önce Osman Ağa indi. Arkasından Hatice Hanım… Ardından Mustafa ağa eşi Yasemin ve kızı gül ve Mustafa ve Cihanın kız kardeşi Sıla… Son olarak Cihan… Avluya adım attığı anda herkes susmuştu. Kadir Ağa misafirlerini karşıladı. “Hoş geldiniz.” Osman Ağa başını eğdi. “Hoş bulduk.” İçeri geçildi. Salonun ortasında ağır bir sessizlik vardı. Bir süre sonra Kadir Ağa söze girdi. “Allah’ın emri, Peygamber’in kavliyle kızımız Meryem’i oğlunuz Cihan’a vermeyi uygun gördük.” Osman Ağa derin bir nefes aldı. “Biz de Meryem kızımızı ailemizin bir parçası olarak kabul ediyoruz.” Tam o sırada kapı açıldı. Elinde kahve tepsisiyle Meryem içeri girdi. Odanın içindeki bütün bakışlar ona çevrildi. Fakat onun gözleri yalnızca tek kişiyi arıyordu. Cihan… Cihan da ilk kez onu bu kadar yakından görüyordu. İkisi de tek kelime etmedi. Meryem fincanları dağıtırken Cihan’ın önüne geldi. Titreyen elleriyle fincanı uzattı. Tam geri döneceği sırada Cihan alçak sesle konuştu. “Korkuyor musun benden?” Meryem başını kaldırdı. Gözlerinin içine baktı. “Korksaydım… Burada dimdik duramazdım.” Cihan ilk kez şaşırmıştı. O ana kadar karşısında hiçbir kadın ona böyle cevap vermemişti. Meryem arkasını dö…