KÜLLER İÇİNDE DOĞAN AŞK “Töre ayırdı… Kader yeniden bir araya getirdi.”
1.Bölüm - Töre Kararı
Yazar: Naz

Küller içinde bir umut saklı, Yaralı kalpler, suskun bir akşam vakti. Töre ayırsa da iki yabancıyı, Kader yazdı en büyük aşkı. Silah sustuğunda gözler konuşacak, Küller savrulacak, sevda doğacak. Nefretle başlayan bu uzun yolun, Sonunda yalnızca aşk kazanacak… Mardin… Güneş, taş evlerin üzerine kızıl bir örtü gibi serilmişti. Dar sokaklarda yankılanan sessizlik bile korku taşıyordu. Çünkü bu topraklarda insanlar sadece kanunla değil, töreyle yaşardı. Ve törenin hükmü, bazen ölümden bile ağırdı. Karahanlı Konağı’nın avlusunda onlarca adam dizilmişti. Her birinin omzunda silah, belinde tabanca vardı. Kimse konuşmaya cesaret edemiyordu. Ağır demir kapı açıldı. Siyah takım elbisesiyle, dimdik yürüyen adam avluya girdi. Cihan Karahanlı… Mardin’in en güçlü ağası. Sert bakışlarıyla etrafını süzdü. Onun tek bir bakışı bile herkesin başını öne eğmesine yetiyordu. Tam o sırada adamlardan biri telaşla yanına geldi. “Ağam… Aslanoğlu Aşireti yine bizim sınırdaki tarlaya girmiş.” Cihan’ın yüzünde en ufak bir değişiklik olmadı. “Soğukkanlılığını koru,” dedi kısık ama sert bir sesle. “Ben geliyorum.” Dakikalar sonra iki aşiret, ovanın ortasında karşı karşıya durmuştu. Silahlar çekilmişti. Parmaklar tetikteydi. Bir kurşun bütün Mardin’i kana bulayabilirdi. Tam o anda kalabalığın arasından genç bir kadın öne çıktı. Başındaki beyaz yazmayı öfkeyle çıkarıp yere attı. “Yeter artık!” diye haykırdı. Herkes ona döndü. Bu, Aslanoğlu Aşireti’nin tek kızı Meryem’di. Cihan ilk kez onu görüyordu. Meryem korkmuyordu. Ne silahtan… Ne de karşısındaki adamdan… “Gün gelecek bu töre hepinizin sonu olacak!” diye bağırdı. Kalabalık buz kesmişti. Hiç kimse bugüne kadar Cihan Karahanlı’nın karşısında böyle konuşmaya cesaret edememişti. Cihan birkaç adım yaklaştı. İkisinin arasında sadece birkaç metre kalmıştı. “Adın ne?” diye sordu. Meryem gözlerini kaçırmadı. “Adımı öğrenince ne olacak? Töre adına beni de mi öldüreceksin?” Cihan’ın dudaklarında belli belirsiz bir tebessüm oluştu. “Öldürmek isteseydim…” dedi alçak sesle. “…şimdi konuşuyor olmazdın.” Tam o sırada… Ahmet Bozdağlı konuşmaya başladı “ Yeter artık bu iki aşiret için karar belidir benim sözümün üzerine söz söylenmeyecek.! Herkes olduğu yerde kaldı ve kimseden ses çıkmadı sadece Ahmet ağa konuştu “ Hüküm belidir Karahan aşiretinden Cihan ağa ve Aslanoğlu aşiretinden Meryem kızımız evlenecektir ve bu olay bitecektir. Buda son sözümdür. Cihan’ın babası Osman ağa; “Ben bu hükmü kabul ediyorum artık kan dökülmesin.” Ardından Meryem’in Babası Kadir ağa; “Becede kan dökülmesin bu evlikle sonlandırılsın.” Meryem olduğu yerde kalakaldı babasına baktı biliyordu hayır derse ne olacağını biliyordu. bundan kaçış yoktu. Aynı şekilde Cihan ağa’da duraksadı nasıl evlenirdi nasıl birini sevebilirdi bilmiyordu o sadece öfke ve silah bilirdi birini nasıl seveceğini değil. Osman ağa tekrardan konuştu; “O zaman 2 gün sonra düğün yapılacaktır dahada uzatmaya gerek yoktur. Toplantı bitmiştir herkes dağılsın.” Ve herkes gitti sadece Aslanoğlu aşiretinden erkler Meryem’in iki abisi Azat ve Yasin birde Kadir ağa kaldı Karahan aşiretinden Cihan ağa onun abisi Mustafa ağa ve babası Osman ağa kaldı Meryem’in abisi Azat ağa; “Baba Meryem bu evin tek kızı onu bu şekilde evlendirmeyelim” Hemen Kadir ağa cevap verdi “Duydunuz sizde bu evlilik olacak başkada bir şey olmayacak” Ardından Osman ağa; “O zaman Kadir ağa akraba oluyoruz sizinle 2 gün sonra düğünümüz var. Yarın akşam gelip Meryem kızımızı isteyelim.” Kadir ağa; “Buyurun gelin her zaman bekleriz.” Cihan ağa sinirli bir şekilde Kadir ağa ve babasına dönerek cevap verir “Bu dava bitsin diye beni bitirdiniz ama unutmayın ki ben Cihan ağaysam bu evlik Meryem’e cennet değil cehennem olacaktır.” Ve çekip gider. Azat ağa ve Yasin ağa çok sinirli bir şekilde odalarına giderle onlarda biliyorlar hiç bir şey yapamıcağını. Meryem ise olanı biteni duyar ve odasında ağlar oda biliyorki kaderine boyun eğip oturcağını. Çünkü Cihan ağa’yı herkes tanır acıması yoktur gözü karadır sevmeyi bilmez…