İlk Görev
Yazar: Kalem✏️

Arda'nın nefesi düzensizleşmişti. Karşısında duran kişi... gerçekten kendisine benziyordu. Aynı gözler, aynı yüz hatları... Hatta sağ kaşının üzerindeki küçücük yara izi bile aynı yerdeydi. Ama bu mümkün değildi. Karşısındaki adam en az otuz üç veya otuz dört yaşında olmalıydı. Saçlarına birkaç beyaz tel düşmüş, yüzü derin çizgilerle dolmuştu. Sanki yalnızca yıllar değil, yaşadığı acılar da yüzüne kazınmıştı. Arda yutkundu. "Sen..." dedi güçlükle. "Gerçekten ben misin?" Gelecekteki Arda cevap vermedi. Sadece uzun süre ona baktı. O bakışta özlem de vardı, pişmanlık da... Ama en çok da yorgunluk. Sonunda başını hafifçe eğdi. "Bir zamanlar sendim." dedi. Arda'nın kaşları çatıldı. "Ne demek 'bir zamanlar'?" "Çünkü burada çok uzun süre kalırsan..." diye mırıldandı gelecekteki Arda. "...kendin olmaktan çıkıyorsun." Kulenin içini kısa bir sessizlik kapladı. Sadece mavi ışığın attığı titreşim duyuluyordu. Bir... İki... Üç... Her atışta mekanizmanın paslı çarklarından metal sürtünmesine benzeyen ince bir ses yükseliyordu. Gelecekteki Arda gözlerini saat mekanizmasına çevirdi. "Dinle beni." dedi. "Sana anlatacak çok şey var ama zaman izin vermiyor." Arda istemsizce güldü. "Zaman mı izin vermiyor? Ne demek bu?" "Birazdan anlayacaksın." Tam o sırada mavi ışık şiddetle parladı. Kulenin taş duvarları birkaç saniyeliğine titreşti. Arda dengesini kaybetmemek için yere tutundu. "Ne oluyor?" "Her konuştuğumuz saniye..." dedi gelecekteki Arda, "...burayı biraz daha zorluyor." Arda'nın aklı karmakarışıktı. "Ben hiçbir şey anlamıyorum." Dedi soru sorarcasına. "Biliyorum. Ama burada ne kadar fazla konuşursak, bu eski bina o kadar fazla zorlanıcak ve yıkılmaya daha da fazla yaklaşıcak." Diyerek acele etmeleri gerektiğini belirtti gelecketeki Arda. "Neden sana yardım etmesi için daha büyük birisini seçmiyorsun, neden görevleri benim gibi bir çocuğa veriyorsun?" Diye yakındı Arda. Bu soru üzerine gelecekteki Arda sustu. Saniyeler geçip gidiyordu ama gelecekteki Arda konuşamıyordu. Sanki yıllardır kaçtığı bir gerçekle yeniden yüzleşiyordu. Sonunda ağır ağır konuştu. "Aslında sen ilk değilsin. Senden önce bana yardım eden başka birisi daha vardı. Bu kuleye girmeye cesaret eden biri." Arda irkildi. Bu cümleleri duyunca çok şaşırmıştı. "Ne, başka biri mi?" "Evet, yıllar önce bana inanan ve yardım etmeye başlayan bir adam." Mavi ışık yeniden titreşti. "Yıllar önce başka biri de bu kapıyı açtı. Tıpkı senin gibi." Arda dikkat kesildi. "Ona da görevler verdim." "Ne görevleri?" "Geçmişi değiştirmesi için." Arda'nın gözleri büyüdü. "Geçmişi değiştirmek mi?" "Zamanı düzeltebilmemiz için geçmişte bazı değişiklikler yapmalıyız." "O adam. Geçmişi değiştirebildi mi peki, başardı mı?" Gelecekteki Arda acı acı güldü. "O gün... öyle sanmıştık." Sesi ilk defa titremişti. "Ama değiştirdiği her olay... geleceği kurtarmadı." Anlaşılır bir şekilde konuşmaya çalışarak "Daha da kötü yaptı." Dedi. Kulenin içindeki hava bir anda ağırlaştı. "Kasabalar haritadan silindi. İnsanlar hiç doğmadı. Bazıları ise yaşamaması gereken hayatları yaşadı." Arda tek kelime edemiyordu. "Sonunda o kişi de pes etti." "Şimdi nerede?" Gelecekteki Arda gözlerini Arda'nın gözlerine dikti. "İşte bunu bulman gerekiyor." Arda şaşkınlıkla baktı. "Ne?" "İlk görevin bu. Kasabada yaşayan o adamı bul." "Kendini yıllardır saklıyor." Dedi. Eski arkadaşını hatırlayınca hüzünlenmiş gibiydi sanki. "Ve benden nefret ediyor." Diye de ekledi. Arda'nın kafası tamamen karışmıştı. "Neden?" "Çünkü..." Gelecekteki Arda'nın sesi neredeyse fısıltıya dönüştü. "O artık verdiğim görevleri yapmak istemiyordu ama ben onu zorluyordum. O da en son çok sinirlendi, aramızda tartıştık ve sinirli bir şekilde kuleden çıktı. O tartışmadan beri onu bir daha göremedim. Onu bulup bana getirmelisin." Tam o anda kulenin tamamı çok şiddetli bir şekilde sarsıldı. Arda korkunun tam olarak ne olduğunu gerçekten şu anda hissettiğini düşündü. Mavi ışık yavaşça kararmaya başladı. Gelecekteki Arda'nın mavi ışıktaki bedeni parça parça dağılıyormuş g…