Külden Şehir

2-Apokatastasis

Yazar:

Külden Şehir - Ceren Yılmaz kitap kapağı
Külden Şehir kitap kapağı

“Ben ki bazılarını hoşnut eder, herkesi sınarım; hem neşeyimdir hem dehşet. İyiyi de kötüyü de var eden, hataları örten ve zamanı gelince onları açığa çıkarıp (kaybolan doğruları) bulan benim…” -The Winter's Tale, William Shakespeare- Esneyerek başımı geriye doğru yasladım arabada. Yedi, işe başlamak için çok erken bir saatti benim biyolojik saatim için. Gözlerimi ovuşturarak yan koltuğa döndüm, sırt çantamı alıp içinden termosumu çıkardım. Şekerli, dünyaların kurtarıcısı kahvemden bir yudum alıp arabadan indim. Kıvırcık saçlarımı tepede topuz yapmıştım. Yüzüme tutamlar düşüyordu. Yüksek bel, dökümlü çok rahat krem rengi bir kumaş pantolon giymiştim. Üstüne v yaka, rahat mürdüm rengi bir tişört ve adaçayı yeşili bir blazer ceket ile görev için tamamen hazırdım. Geçen hafta tüm dosyalarımı kapatmıştım, bu haftaya ne ile başlayacağımı merak ediyordum. Montauk’tan dün sabah dönmüştüm. Anneme katlanabilme saatlerim oldukça sınırlıydı, malum. Gerçi onun bana katlanabildiği de şüpheliydi ya, neyse. Bu süreçte avukatım Grace ile konuşmuştum, boşanma işlemlerini hızlandırması için vekalet vermiştim. Bu iş, bu hafta bitecek gibiydi çünkü Matteo’ya bu sabah tebligatın gitmiş olması gerekiyordu. Matteo özel bir şirkette veri mühendisi olarak çalışıyordu, tebligatı da şirketine yollamıştım. Düşündüğüm gibi ben evde yokken gelip çöplerine kadar her şeyi toplamıştı. Alyansını da tezgahın üstünde bulmuştum. Onu benimkinin yanına, şifonyerin çekmecesine yerleştirmiştim. Şimdi içeri girdiğim an gerekli gereksiz pek çok insan sormaya başlayacaktı. Ofladım, canım yanıyor muydu? Şimdi bundan bile emin değildim. İlk gün gerçekten acımıştı. Bu yüzden Montauk’a gitmiştim ama şimdi… Matteo’ya gerçekten aşık olmamış mıydım? İnsan aşık olmadığı biriyle 2 yıl evli kalabilir miydi? Ameliyatlı olmak gibi hissettiriyordu. Tam iyileştiğimi düşündüğüm anda bir şeye gülerken ameliyatlı yara aniden öylesine sert acıyordu ki, gözlerimden yaşlar akıyordu. Daha da kötüsü belki de büyümüştüm, olgunlaşmıştım… Bu yüzden büyük bir acı içinde, bağır çağır bir tepki vermiyordum, veremiyordum? Üzerine çok düşünmemeye ve akışına bırakmaya karar verdim. Devasa kahverengi ve bir sürü pencereli binanın içine adım attım. Danışma kısmını geçip asansör ile yukarı çıktım. Dedektif Bölüğüne geçtim doğrudan. Küçük küçük camlar sayesinde ışık alan, bir sürü sırayla dizilmiş masaların arasından kendi masama doğru yürüdüm. Devamlı çalan telefonlar, oradan oraya koşturan daha pek çok dedektif ve kahverengi, hepsinin kendine özel duvarı olan masalar oldukça boğucu bir ortamdı. Yine de bu boğuculuğa alışıktım. Oradan oraya koşturan ve bana selam veren arkadaşlarıma başımla selam verdim, saat daha yeni yedi olmuştu. Bunlar ne ara gelip mesaiye başlamışlardı? Masamın önünde durdum, kurallar gereği kemerimdeki rozetimin görünmesi için üstümü düzelttim, ceketimin arkasındaki silahı kontrol ettim. Çantamı kenara koyup elimdeki termosu düzenli masama bıraktım. Her şeyin bir yeri vardı, kağıtlar soldaki düzenleyici de duruyordu. Hemen yanında geniş bir dosyalıkta -şu an boştu- üstüne çalıştığım dosyaları yerleştiriyordum. Kalemliğimdeki kalemler sadece tükenmezdi. Mavi, siyah ve kırmızı. Hepsinin tüpleri kontrol edilmiş olup olurda akarlarsa diye en derine 3 kat peçete yerleştirmiştim. Masa lambamın ışığı tam olarak durması gereken sol köşede, milimetrik ayarlanmış bir açıyla yanmayı bekliyordu. Çift monitörü bilgisayarı aşağıdaki kasadan çalıştırdım, tam ekran açılmak üzereydi ki devriye memuru Jordan bana doğru el salladı. Jordan en iyi devriye memurlarından biriydi. Üstünde o klasik içinde beyaz bir tişört olan lacivert üniforma vardı. O üniformadan nefret ediyordum, kısa kollu olsa bile Temmuz ayında çekilecek çile değildi. Hele o sekiz köşeli, moda katliamı olan şapka… Kollarında dikili NYPD armalarını bir kenara bırakacak olursam çok da modaya uygun sayılmazdı işte. “Nerissa, Çavuş Olsen seni odasında bekliyor!” “İyi bir şey olamaz, öyle değil mi?” Jordan omuz silkip Haç çıkartma harek…

Bölümün tamamını WritePad'de oku