Külden Şehir

1-Loxodrom

Yazar:

Külden Şehir - Ceren Yılmaz kitap kapağı
Külden Şehir kitap kapağı

“Hayır, Zaman, benim değiştiğimle övünmeyeceksiniz! Daha yeni bir güçle inşa edilen piramitleriniz, Benim için yeni hiçbir şey değildir, tuhaf hiçbir şey değildir; Onlar sadece geçmişteki bir görüntünün giysileridir.” -Sonnet 123, William Shakespeare- (Manhattan/New York – 2026 Temmuz) “Olmuyor böyle, Nerissa.” Matteo valizinin kapağını kapatırken yaslandığım kapı pervazından onu dinliyordum. Küçük yatak odamızın ortasında duran, 2 yıldır paylaştığımız gri örtülere sahip yatağın üzerinde bir sürü gömlek ve tişört vardı. Onları katlayarak valize koyuyordu. “Yapamıyoruz ve sen de bunun farkındasın. Olmuyor. Böyle sadece birbirimizi yıpratıyoruz.” Dolu gözlerimi sildim başımı çevirerek. Tepeden topuz yaptığım kıvırcık saçlarımdan yüzüme tutamlar düşüyordu. Yatağın karşısındaki büyük aynalı gardırobun aynasından kendimle göz göze geldim. Deri koyu kahverengi kemere sahip İspanyol paça kumaş kahverengi pantolonumun üzerinde beyaz, suzani işlemeli bir büstiyer vardı dekolteli. Onun da üstüne yine nakışlı, tiril tiril boho bir hırka giymiştim. Odaya bir adım attım ve karşısına dikildim, “Bu kadar kolay olmamalı Matteo.” Akan gözyaşımı silerken, “Ne yani? Tek bir hata ve 2 yıllık evlilik bitecek, valiz toplayacaksın öyle mi? Neden? Bana aşık mı değilsin artık? Başkası mı var?” Yaşlarla dolu yeşil gözlerime değdi kahverengi gözlerini. “Benim için kolay mı sanıyorsun Ner?” Dudaklarını ıslattı, gözleri benimkilerin aksine dolu değildi. Çakmak çakmak bakıyordu. “Bir açıklama istiyorum. Artık yürümüyor, bir mazeret değil. Görmediğimi mi sanıyorsun Matteo? Kıyafetlerinin yarısı dolapta yok! Pikap artık otoparkta değil, cadde tarafında duruyor. Akşam yemeklerinde yüzüme bakmak yerine televizyon izliyorsun, evden erken çıkıyor, geç geliyorsun. Kim o?” Başını iki yana salladı. “Bunu bana nasıl yakıştırırsın!” diye gürledi ve arkasını dönüp gömlekleri valize fırlatarak kapattı onu. Ardından da dolaptan aldığı kot ceketi, kot pantolonunun üzerindeki beyaz tişörtün üstüne geçirdi. Esmer teni ter içinde kalmıştı hızlıca toparlanmaktan. “Aldatmakmış, öyle bir şey yok! Sadece artık… Olmuyor işte! Benim yaptıklarımın çetelesini tutmuşsun bakıyorum ama kendi yaptıklarından haberin yok senin!” “Ne yaptım ya! Söylesene seni sevmekten başka ne yaptım ben!” Hırsla üzerime yürüdü ve çalışma odasını işaret ederek, “Lanet olası masanın başından kalkmıyorsun Nerissa! Geceleri yatağa gelmiyorsun, uyumuyorsun! Oturup beraber bir film izlediğimiz bile yok bizim! Ne paylaşıyoruz biz bu evin içinde! Cesetler, hayaletler, gaipler… NE PAYLAŞIYORUZ KARI-KOCA OLARAK!?” Onu göğsünden itip, “Yüklerimizi!” diye haykırdım. “YÜKLERİMİZİ SENİ APTAL HERİF! En son ne zaman yüzüme bakıp gerçekten ‘İyi misin?’ diye sordun! Her şeyi biliyorsun, neden o siktiğimin masasında sabahladığımı biliyorsun!” “20 yıl oldu Nerissa! 20 kahrolası yıl! Departmandaki işleyişi en yakından, 1PP’den görüyorsun bir dedektif olarak! Çocuk öldü gitti! Kabullen artık! LANET OLSUN KABULLEN! BIRAK! BİR CESET ARIYORSUN!” Ona atabildiğim en sert tokadı atmamla başı savruldu, donakaldı. “Benim kardeşim yaşıyor! O hayatta! Bir ceset değil! 24 yaşında, çok güzel bir kadın oldu biliyorum! Belki bir aile kurdu, belki de dünyanın öbür ucunda çalışıyor, belki de kahrolası bir cezaevinde ama Emma yaşıyor! Biliyorum!” Hıçkırarak ağlamaya başladım ve arkamı dönüp kollarımı göğsümde kavuşturdum. “O sadece ben elini bıraktığım için kayboldu…” Aynadan hayal kırıklığı ile başını iki yana salladığını gördüm. “4 yaşındaki bir çocuğun Atlantik dalgalarına karşı hayatta kalma olasılığının olmadığını biliyorsun.” Burnumu çekip ona baktım omzumun üzerinden. “Sen sadece kabul etmek istemiyorsun, psikolojik desteğe ihtiyacın var.” Acı bir tebessüm ile, “Emma okyanusa gitmedi, o benim sözümden asla çıkmazdı.” Dilimin ucuna kadar geldi, yine de kardeşimin denizkızı olursa beni göremeyeceğini söylediğimde peri olmaya karar verdiğini ona söyleyemedim. “Emma, kaçırıldı.” “Emma kaçırılsaydı, kameralar ve o kalabalıktan biri illaki…

Bölümün tamamını WritePad'de oku