4
Yazar: pekbiafiliyalnizlik

Ufak ufak gidiyoruz valla, hoş geldiniz. İlk defa böyle bir karakter yazıyorum, Gülfem'in hayatında bazı kurallar var ve bu kurallara sadık kalmak istiyor. Kendisini böyle rahat hissediyor. Duvarları olan bir kadın, elbette bunun sebepleri var. Bu karakteri onun hayatını zorlaştırıyor büsbütün, farkında olsa da boyun eğemiyor içindeki duygulara. Bazen ben de sinir oluyorum ama o böyle bir kadın. Bakalım değişmeyi göze alabilecek mi? Gülfem diyordu Kenan, gitme bitmesin... Oysa benim arkamı dönüp gittiğimde bitecek bir ilişki değildi bizim ilişkimiz. Zaten çoktandır tüketmiştik birbirimizi. Ben onu kırmıştım, o beni kırmıştı. Ben üzülmüştüm, o üzülmüştü. Yan yana bile gelemez olmuştuk biz, yan yana olduğumuz anlarda kavga ediyorduk. Kenan beni anlamıyordu, belki de ona göre de ben onu anlamıyordum. İlk günlerdeki kadar güzel değildi bizim ilişkimiz. Biz artık daha çok severek tüketmiştik birbirimizi. Tutkuyla dans eden bedenlerimiz de kazınmıştı geçmişe biz artık birbirinden kopması gereken iki insandık belki de. Ben ilk defa aşık olmuştum. Kenan'ı gördüğüm o lüks evde kapılmıştım ona. Yanında staj yaptığım avukat, ailenin boşanma davasıyla ilgileniyordu. Daha çok ben ilgileniyordum tabii. Stajyer avukat olmak çok zordu, varlıklı bir kadın ondan düşük gelirde olan ve onu aldatan kocasına tek kuruş kaptırmak istemiyordu. Ben de az önce çamura saplanan beyaz spor ayakkabılarıma lanet ederek avukatın peşinden evin bahçesine girmiştim. Saçım başım dağınık, kafam saçlarımdan daha dağınık. Üzerimdeki kıyafetler sürekli koşuşturma içinde olmaktan sağa sola kaymış yüzümde olan tek boya parmaklarıma bulaşan mürekkebin boyası. Uykusuzum... Eve girdiğim ilk an çığlık atarak kaçmak istemiştim. Evin yardımcısı evde tadilat olduğunu bize bildirip bizi içeriye almıştı. Salona adımladığımda onunla kesişti gözlerim. Kenan bu evde çalışan gencecik bir mimardı. Eline akan mürekkep oldu dikkatimi çeken ve hemen ardından mürekkep mavisi gözleri... Şimdi o gözlere uzak mı olacaktım ben? Şimdiki zaman Az önce ben boşanma dilekçemize imza atmıştım o mürekkep mavisi kalemle. Kenan'ın bana açtığı boşanma davasına onay vermiştim bu imzayla. Şimdi dilekçeyi şirketinin avukatları aracılığıyla işleme koyduracaktı. Kısa zamanda görülecekti mahkememiz ve biz boşanacaktık. Bunu ikimiz de istememiş miydik? Bilmem, sahiden ben istemiş miydim? Onunla ağız ağıza kavga ederken sonumuzun boşanma olacağını tahmin edememiş miydim sahiden? Az sonra dudaklarının arasında eriyecek dudaklarımı mı düşünmüştüm sadece? Bir boşanma avukatı olarak boşanmak bana şu an çok uzak geliyordu. Yıllarca bir çok kişiyi boşamıştım ben, şimdi kendim mi boşanacaktım? Gerçekten mi ya? Gerçekten mi? Üzerime çektiğim battaniyenin altından günlerce çıkmak istemiyordum. Kendime kurduğum bu karanlığın altında oldukça mutluydum. Aklımda ilk kavgamız dönüyordu, ve son kavgamız. Artık birbirimize iyi gelmediğimizi bilsem de bu kadarını düşleyememiştim bile. Gitme bitmesin demişti bana, gitme ki bitmesin. Ben gitmiştim. O şirketindeki insanları hiçe sayıp bağırmıştı arkamdan. Gitme demişti. Özel hayatını bu denli açık yaşamayı sevmezdi Kenan, gizli tutardı ama ben giderken son bir kez şans diler gibi bağırmıştı. Oysa ben giderken boşanalım dememiştim ki, o kendine yormuştu. Demek ki cidden artık bitirmek istiyordu. Demek ki artık o cidden yorulmuştu. Arzusu da tükenmişti bana karşı, eskisi gibi değildi dokunuşları diyemem. Biz yatakta hala ilk günkü gibiydik. Aramızdaki tutku hiçbir an sönmemişti ama şimdi bu kadar mıydık yani? Bitecek miydik sahiden? Telefonum çaldığında kabuğuna saklanan bir kaplumbağa gibi irkilmiştim. Koca evde sadece benim eski telefonumun melodisi duyuluyordu. Belki Kenan'dı arayan, bunu heyecanıyla battaniyeyi üzerimden atarcasına itekledim ve koltuktan kalktım. Telefonumu aramaya başladım, sesi hala duyuluyordu ama ben telefonumu nereye koyduğumu bilemiyordum. Üzerimde hala dünkü iş kıyafetlerim vardı, eve gelince bir harabe gibi atmıştım kendimi koltuğa ve çıkartmamıştım…