Külden Çıkan Yangın

1

Yazar:

Külden Çıkan Yangın - pekbiafiliyalnizlik kitap kapağı
Külden Çıkan Yangın kitap kapağı

Hayaller hiçbir zaman kurulduğu günkü gibi kalmıyormuş. Oysa onu ilk gördüğümde, koyu mavi gözleri gözlerime ilk hapsolduğunda onunla kurduğum hayaller çok güzeldi. Ben o zamanlar heyecanla kurduğum hayallerin şimdiki hâline dönüşmesini hiç istemezdim. Bir zamanlar masumca seviyordum onu, ilk gördüğüm ânı ölsem unutamam sanırım. Ben stajyerken yanında çalıştığım avukatın bir müvekkili için koşturuyordum. Hayatımda ilk defa gördüğüm lüks evin bahçesinden içeriye girdiğimde bir çift koyu mavi göz sarmıştı beni. O sarılışın sıcaklığını çok uzun bir zaman hissedecektim üzerimde, o an bundan emin olmasam da gelişen olaylar bir arada tutmuştu bizi. O mavi gözler girdap gibi beni içine çekmiş ve bir daha da bırakmayacağını fısıldamıştı kulağıma. İlk gün... Onunla ilk karşılaşmamız... Saçlarım dağınıktı, üzerimde rastgele giyilmiş birkaç parça kıyafet vardı. Yüzümde yorgunluk izleri dışında hiçbir şey yoktu üstelik. En dağınık, en salaş hâlimle görmüştü beni. Aynı şimdi olduğu gibi. Ben onu nasıl görmüştüm peki? Çok iyi hatırlıyorum onu ilk gördüğüm anı. Hayatımda ilk defa gördüğüm bir evde elindeki dosyaya bir şeyler not ediyordu. Elindeki kalemin hangi mürekkebi akıttığını hala unutamıyorum mesela. Koyu mavi bir mürekkep akıtıyordu elinde kalem. Hatta gereğinden fazla akıtıyordu, çünkü onun parmaklarında mürekkep lekeleri vardı. Ben o lekeleri çok sevmiştim, ilk gördüğümde çok hoşuma gitmişti. Sonradan ise o mürekkep lekelerini asetonla silmeye çalışır olmuştum. Bir zamanlar aşık olduğum o mürekkep lekeleri benim gözüme batar olmuştu, kocam benim gözüme batar olmuştu. Bu benim suçum değildi, o kendini sürekli benim gözüme sokuyordu. Bir zamanlar yalnızlığımı bölüştüğüm adam beni yalnızlığımla baş başa bıraktı, tam da şimdi. Hayat bu kadar acımasızdı işte. Belki de en büyük acımasız bizdik, ben acımasız mıydım bize? Bilemiyordum, belki de bunun cevabını uzun bir süre de bilemeyecektim. İnsanın kendini suçlaması pek de kolay olmuyordu, ben de başım ak diyenlerdendim. Bu boşanma aşamasına kadar nasıl geldik? Biz birbirimizi delicesine severken neden iki yabancıya dönüştük? Neden bizi birbirimize bağlayan o mavi mürekkeple boşanma dilekçemizi imzalıyoruz? Çünkü biz birbirimizi en çok severek tükettik. Ben Gülfem Yıldırım, pardon Yıldırım boşanmak üzere olduğum kocamın soyadı, ben Gülfem Çınar. 27 yaşında başarısız, bitik bir avukatım. Kendimi bu kadar kısa bir şekilde tanımlamıyordum, aslında kendime dair anlatmak istediğim çok şey vardı. Artık içime sığmayan daha doğrusu içimde tutmak istemediğim çok ben vardı. Ben tüm bu benliklerimin gölgesinde kendimi yalnız hissediyordum. Bir zamanlar yalnızlığıma yoldaş olan sevgili kocam da beni yalnız bırakmıştı. Sağ olsun, ilk yalnız bırakışı değildi ki başa çıkabiliyordum. Peki sürekli koca bir yalnızlıkla başa çıkabilir miydim bunu henüz ben de bilmiyordum. İnsan yaşamadan kestiremiyordu bazı şeyleri. Hayat bisiklete binmek gibidir falan diyenlere inanmayın, hayat bisiklete binmek gibiyse ben hep öğrenme aşamasında yere yapışanlardandım. Asla ayaklarımı pedallara koyup bir yol alamamıştım. Benim için hayat bisiklete binmek değil, eşekten düşmek gibiydi. Bugün de eşekten düştüğümü hissediyordum tam manasıyla. Gözlerimde evimizi taramaya başladım, sehpanın üzerinde duran vazoyu onu kafasına mı geçirseydim yoksa yere atıp un ufak etse miydim? ''Saçmalama Gülfem!'' dedi içimdeki ses, ''O vazoyu para biriktirip zar zor gittiğiniz Amerika tatilinde çok pahalı bir fiyata almıştın, onu atamazsın!'' Evet hak veriyordum içimdeki o sese, bazen doğru konuşuyordu çünkü. Canım kocamla gittiğimiz Amerika tatilimizden ücretini yanlış görüp almıştım. Bir maaşım komple gitmişti, kocam da bu yüzden çok alay etmişti benimle. Aslında haklıydı sanırım, keşke kredi kartımı gerine gerine uzatırken bir de doların fiyatına doğru baksaydım. O lanet tatilden sonra vazo evimizin en değerli yerinde durmaya başladı, çok para verdiğim için evimde bazen benden bile değerli oluyordu. ''Hadi ama Gülfem her şey senin için madd…

Bölümün tamamını WritePad'de oku