Kül Saatinde Doğanlar

BÖLÜM 1

Yazar:

Kül Saatinde Doğanlar - Adesonuzzz kitap kapağı
Kül Saatinde Doğanlar kitap kapağı

# BÖLÜM 1: KAN VE TOPRAK Gökyüzü, sanki yeryüzündeki acıya ortak olmak ister gibi gri bulutlarını İstanbul’un üzerine boşaltıyordu. Hava nemli, ağır ve soğuktu. Toprak, gökyüzünden düşen her damlayı iştahla içine çekiyor, saniyeler içinde koyu, yapışkan bir çamura dönüşüyordu. Mezarlıkta, sessizliğin üzerinde hüküm süren tek şey ölümün o soğuk nefesiydi. Uzayıp giden kalabalık, önlerindeki tabutun peşinden ağır adımlarla ilerliyor; simsiyah giyinmiş kadınlar, birer matem gölgesi gibi en arkadan geliyordu. Efsun Sarca, hayatının en zor sınavını veriyordu. Yanında titreyen kardeşi Lavin’in elini sıkıca tutmuş, annesi Fatma Hanım’ın hıçkırıklarını göğsünde yumuşatmaya çalışıyordu. Efsun dik durmaya çalışıyordu; omuzları gergin, bakışları sabit... Ama nafileydi. Babası Mesut Sarca, bir trafik kazasının kurbanı olmuş, geride darmadağın bir aile bırakmıştı. Toprağın üzerine atılan her kürek, Efsun’un kalbine saplanan bir hançer gibiydi. Ancak o gün, o mezarlıkta tek bir veda yaşanmıyordu. Birkaç metre ötede, başka bir kalabalık, başka bir tabutun etrafında toplanmıştı. Ölen adam, İspanyol mafyasının efsanevi isimlerinden biriydi: David Clark. Bir suikast sonucu hayatını kaybetmişti. Clark’ın Türk asıllı olması, cenazesinin Türkiye’de defnedilmesine neden olmuş, dünyanın dört bir yanından gelen suç baronları, ortaklar ve "dostlar" mezarlığı adeta bir güç gösterisi alanına çevirmişti. Herkesin aklında tek bir soru vardı: David Clark’ın yerine kim geçecek? Tek mirasçı, David’in kızı Mia Clark’tı. Kimse bir kadının bu kanlı tahta oturacağını tahmin etmiyordu ama David, vasiyetini çoktan avukatının eline tutuşturmuştu. Ve o kalabalığın içinde, bir hayalet gibi süzülen bir adam daha vardı. Alessio D’Angelo. Alessio, cenazeye babasının eski dostu olduğu için gelmiş gibi görünse de, bakışlarındaki buzun nedeni başkaydı. Oraya gelmek istemiyordu ama gönderdiği suikastçının yakalandığı haberi planları değiştirmişti. Alessio, kendi elleriyle —veya emriyle— öldürdüğü adamın cenazesindeydi. Kimse bu kanlı düğümü onun attığını bilmiyordu. Alessio, Mia’nın yanına gidip sahte bir nezaketle başsağlığı diledikten sonra, gözlerini asıl hedefine dikti. Siyah arabasına yaslanıp beklemeye başladı. Kimi beklediğini kimse bilmiyordu ama o, avını bekleyen bir avcı kadar sabırlıydı. *** 2 Saat Sonra İnsanlar yavaş yavaş dağılmıştı. Mezarlık, yeniden o ürpertici sessizliğine bürünürken, geriye sadece yasın en saf haliyle baş başa kalan aileler kalmıştı. Fatma ve Lavin yavaşça uzaklaşırken, Efsun son bir kez babasının toprağına bakıp bekleme salonuna doğru yürümeye başladı. Alessio için an, o andı. İtalya’nın en büyük mafya liderlerinden biri olan Alessio D’Angelo, asla birinin ayağına gitmezdi. Ama etrafı ihanetle sarılıyken, en güvendiği adamı Matteo’yu kurtarmak için bu kuralı çiğnemek zorundaydı. Efsun, salonun kapısına ulaşmadan hemen önce, güçlü ve soğuk bir el kolunu kavradı. Efsun korkuyla arkasına döndüğünde, karşısında gece kadar karanlık, okyanus kadar derin bakan bir adam buldu. Onu gözleriyle süzdü; karşısındaki adam bir yabancı değil, adeta bir tehlike abidesiydi. "Kimsin sen?" dedi Efsun, titreyen sesini gizlemeye çalışarak. Alessio, kadının korkusunu ciğerlerine çekti ama geri adım atmadı. "Senden bir isteğim olacak, Efsun Sarca," dedi sesi çelik kadar sertti. "Yarın görüşeceğin 27 numaralı tanığı o yerden çıkarmazsan, hayatından iki kişiden biri gider." Efsun’un kaşları çatıldı, canı yansa da geri çekilmedi. "Ne demek istiyorsunuz?" Alessio kolunu bıraktı ama baskısı hala oradaydı. "Matteo X. Anlatabildim mi Sarca? O tanık içeri girmezse senin için güzel olur. Yoksa seçim yapmak zorunda kalırsın: Fatma mı, yoksa Lavin mi?" Alessio arkasını dönüp gidecekken, Efsun’un titreyen ama meydan okuyan sesi mezarlığın sessizliğini yırttı: "Beni öldürmek istiyorsan şimdi yap! Ama yaşamak istiyorsan... beni yanında tut!" Alessio durdu. Yavaşça ona döndü. Efsun üzerine doğru yürüdü, yüzünde garip, psikolojik bir üstünlük kurmaya çalışan o sinsi gülümseme…

Bölümün tamamını WritePad'de oku