KÜL OLMUŞ KALPLER

1."AĞIT"

Yazar:

KÜL OLMUŞ KALPLER - e☘️ kitap kapağı
KÜL OLMUŞ KALPLER kitap kapağı

1.Bölüm "Ağıt" Geceyi karanlık yapan sırtını dünyaya dönen güneş değil, insan acılarıyla baş başa kaldığında yaşadığı çaresizlik ve yalnızlıktı. Çünkü insan yönünü şaşırsa bile gecesinde de gündüzünde de o yolu yine de bulan varlıklardı. Ancak bir insan, aksini yaşadığında -acılarıyla yalnız kaldığında- zamanı fark etmeksizin yerini yurdunu bilmeyen bir deliye benzerdi. Mevlana’nın güzel bir sözü var ise, o da nitekim bu hikâyeye yakışır bir şekilde: Hataları örtmede gece gibi ol, sözüdür. Nitekim bazı insanlar menfaatini korumak için içi boş sözleri bile bir silah gibi kullanmakta oldukça iyidir. Doğru sandıkları tek bir şey var ise, o da dilden dile aktarılan sözlerin bir çeviri gibi çevrilmiş halidir: yani, asılsız bir söz insanın vazgeçemediği su gibidir. Yaptın ile yapmak istememiştim ağıtları o kadar çoğalmıştı ki, kim neye isyan edeceğini bilmiyordu. Takdir ilahi, her şeyin Allah’tan kulu için bir uyarı veya eşeğini sağlam kazığa oturtması için bir nevi dersti. Siyah şalını avucunun içinde topladı, yumruklarını sıktığı esnada sert ve gür bir ses avluyu doldurdu. “Amine!” Yıllardır Malik ailesine hizmet veren yaşlı kadın, genç adamın kendisine seslenmesiyle son uyarısını tekrar aldığında bu sefer başarabilmeyi umdu. Yumruklarını sıkan kadının beyazlayan parmak boğumlarını gördüğünde parmaklarını gevşetmeye çalıştı, bu deneyimi başarısız sonuçlandığında kadını kolundan tuttu. “Hanımım, kalkın hadi!” dedi, dediğini yapmasını dileyerek. Çünkü Malik ailesinde ipler gerginken Roşan Malik’in öfkesinin altında ezilen kişi olmak istemezdi. “Bırak!” Kaldırmaya çalıştığında yardımı geri çevrilmiş, yanından kovarcasına sert sözlerini tıslamıştı. Bir adım gerileyen kadın, Roşan Malik’e çevirdi gözlerini. Ne yapması gerektiğini ağasının söylemesini bekledi. Roşan başıyla kısa bir hareket yaptığında Amine ayağa kalktı. Yere çöken annesine baktı, Roşan. Kehribar gözlerinden akan yaşların haddi hesabı yoktu. Derin bir nefes aldı. Dalgaların kayaya vururken ki çıkarttığı ses, gün batımının tam vurduğu konağın avlusunda huzur doldururken şu an ki yaşadıkları bu nimetleri bile bin parçaya bölüyordu. Gözlerini konağın yarısı olan avluda gezdirdiğinde evin çalışanlarının her bir köşede Malik ailesinin dağılışını izliyordu. Bu durum her ne kadar onu sinirlendirse de şu an ki durum, ayaklı gazete olan evin çalışanlarının halinden dahada mühimdi. Avucunda tuttuğu siyah şalı yere fırlattığında oğlu Roşan Malik’in ayaklarının ucuna düşmüştü. Rüzgâr, yaşlı kadının ağarmış saçlarını dağıtıyordu. Ayak ucundaki siyah şala baktı. Elini taş betona vuran kadın, herkesin dikkati üzerindeyken konuştu. “İnanmıyorum. Asıl gerçekleri de Dila’dan duymayana kadar hiç kimsenize inancım yoktur, bunu da böyle bilesiniz!” Ayağa kalkmaya çalıştığında titreyen bedeninin farkına vardı Feyza Hanım. Bunu umursamadı. Malik ailesinin karşısında dik duran Feyza Hanım, herkesin üzerinde bakışlarını gezdirdi. “Sanmayın ki bu yaşlar kızım için endişelendiğimden veya korkumdan…” Bu sefer avucunda topladığı eteğini sıkıyordu. İçindeki öfke dinene kadar bir şeyleri sıkacaktı. “Onun üzerine atılan iftiradan, onu dinlemeden ettiğiniz yargılardandır!” Gerçekler öyle acı vericiydi ki, kendisini nasıl avutacağını şaşıran kadının haline acınırdı. İnanmak istemiyordu. Kızının, ülkenin en güçlü ailesinin yüz karası olmasını kim isterdi ki? Oğlunun tam karşısında durdu. Bir zamanlar kucağında uyuttuğu küçük bir ceylan gibi olan yavrusu nasıl da öyle büyümüştü, Malik Aşiretinin ağası, ülkenin zengini olmuştu…. Uzun boyunun yanında küçücük kaldığında gardını indirmedi. Anneydi Feyza Hanım, bir yavrusunu korumaya çalışırken diğerine kıymazdı elbette ancak sert sözlerini de esirgemedi. “Ağasın sen Roşan. Bir ağadan daha önemlisi abisin! Kız kardeşini korumayacak mısın?” Hiddetli bağırışıyla sorusunu sordu. Bir yanıt bekledi oğlundan. Roşan Malik… Küçükken merhametin filizini yeşerttiği oğlu kardeşine kıyabilecek miydi? O filiz koca bir ağaca dönüşmemiş miydi? Roşan Malik’in merhametine ne…

Bölümün tamamını WritePad'de oku