8. Kara Şato
Yazar: Zey

Kara Şato'da geçirdiğim ilk gün bana verilen odadan çıkmadım. Kapıda kilit yoktu, kısa ve kesik uyuduğum zamanlar da hançerimi yastığımın yanında tuttum. Beni öldürmek için kimse gelmedi. Odada geçirdiğim ikinci gün sona ererken acıktığımı hissettim. Bitkin düşersem burada başıma gelebilecek hiçbir şeye karşı duramayacağımı biliyordum, bir şeyler yemem gerekiyordu. İblis Kral odadan çıkmak zorunda kalacağımı ve acıktığım için yanına gideceğimi bildiğinden olsa gerek iki gün kimse yanıma uğramadı. Hançerimi belimdeki kemerde asılı duran kınına sokup kapıyı hışımla açtım. Loş koridorun tavanı buğulu, duvarları karanlık görünüyordu. Böyle boğucu bir ortamda nasıl yaşayabildiklerini düşünürken hızlı adımlarla yiyecek bir şeyler bulabilmek adına arayışa çıktım. Boğuk konuşma sesleri duyduğumda adımlarım duraksadı çünkü tanıdık bir ses duymuştum. Yavaşça önünde bulunduğum odanın kapısını ittiğimde tanıdık koltuk, koltukta oturan kral, duvarın dibindeki Calix ve de kralın karşısında dimdik duran Peri dikkatimi çekti. Bütün karamsarlığım kaybolurken onu gördüğüme ilk defa bu kadar sevindim. "Rui!" Kafasını çevirip beni gördüğünde ciddiyet dolu yüzünden kocaman bir gülümseme belirdi. Ben ona adımlarken o da bana yaklaştı ve ortada buluşup sıkıca sarıldık. Onun burada, Kara Şato'da olduğuna inanamıyordum. "İblis Avcısı Perilerden hoşlanıyormuş demek." Calix'in sesini duyduğumda ona bakmadım bile. İblis kralın bizi izlediğini biliyordum ancak Rui geriye çekildiğinde gözlerim hemen Peri'nin yüzünü buldu. Üzerinde normalden daha az gösterişli ve koyu renk kıyafetler vardı. Buraya Elçi kimliğiyle geldiğini anlamama rağmen sormadan edemedim. "Burada ne işin var?" "Toplanılacak güne karar verildi. Cehennem lorduna günü bildirmek için birini göndereceklerdi, ben gönüllü oldum." Zorlukla gülümsedi, bu toplantının amacını ve sonucunu benim kadar iyi biliyordu. Benim tarafımda kimsenin olmayacağını biliyordu. "İyi olduğunu görmek istedim." "Henüz kimseyi öldürmedim." dediğimde güldü ve kafasını iki yana salladı. Derin bir nefes alıp kaygıyla onun omzunun arkasından görünen İblis krala baktım, bizi izliyordu ve göz göze geldiğimizde nezaket için bakışlarını bile kaçırmadı. Rui'nin hüzünlü gözlerine dönüp gülümsedim. "Bu hafta içinde yapacaklar." Bu bir soru değildi. Krallıklar kendilerini kurtarmak için bir İblis Avcısından kolayca kurtulabilirdi ve bunu en kısa zamanda yapmak isteyeceklerdi. Rui başını salladı, acı çekiyor gibi görünüyordu. "Üç gün sonra gerçekleşecek." Dalgın bir şekilde "Sadece üç günüm mü kaldı?" diye mırıldandığımda Rui irkildi. Kararı tahmin edebileceğimi bilse de anlamamış olmamı umuyor olmalıydı. "Cadılardan ve kehanetlerden nefret ediyorum." Rui kıkır kıkır güldü ama hüzünlü bakışlarını görmek kalbimi sızlattı. "Xnethi adına, senin sevdiğin tek bir şey var mı?" Yalnızca gülümsedim, bu konuşmanın benzeri baloda yaşanmıştı ve o da bunu hatırlamış gibi iç çekti. "Ben dışında." "Günü bildirdiğine göre gidebilirsin Peri." İblis kralın sesini duyduğumda suratımdaki gülümseme silindi. Rui ona dönüp kafasını eğdiğinde Calix ilgiyle onu süzdü, ardından yavaşça kralına döndü. Çıkmadan önce bana doğru fısıldadı. "Üç gün sonra görüşürüz. O güne dek kendini öldürtmemeye çalış." "O gün beni kendileri öldürebilsinler diye mi?" Alaycı bir gülümseme eşliğinde ona baktım. "Hiç sanmıyorum Peri." Rui güldü ve Calix'in eşliğinde odadan ayrıldı. İblis kral ile yalnız kaldık, onun bakışlarını üzerimde hissetsem de yüzüne bakmadan odanın içinde adımlamaya başladım. Duvarların tümünü kaplayan küçük kapaklı bölmelere doğru bakarken elimi birine uzattım. "Dokunmanı tavsiye etmem." Elimi aynı hızla çektiğimde yanımda varlığını hissettim. "Yalnızca benim kırabileceğim bir büyü ile kutsandılar. Benim dışımda dokunanın parmaklarına ciddi bir hasar veriyor." Küçük kapakları incelerken merakla doldum. "Bunlar nedir?" Ona baktığımda kaşlarını kaldırmış beni izlediğini gördüm. "Üç gün sonra öleceğimi düşünürsek bana bu bilgiyi vermende bir sakınca yok." "…