Kül Kralının Düşüşü

7. Güz Balosu

Yazar:

Kül Kralının Düşüşü - Zey kitap kapağı
Kül Kralının Düşüşü kitap kapağı

Kendilerini göklerde gören soylu insanların yüzleri asla gerçekten gülmez, bakışları içtenliği bilmez ve sözleri samimiyeti tanımaz. Dünyanın onlar için var olduğunu düşünürler oysa dünyada yalnızca misafir olduklarını unuturlar. Evrenin içinde küçük bir toz tanesinden farksız oldukları akıllarından çıkar. Çünkü tek önemli olan kendileri için kurdukları sahte dünyadır. O dünya beni boğuyordu. Mitridia’nın sarayında gösterişin bir kokusu vardı. Buralarda her şey göz alıcı, her şey değerliydi. Ben bu dünyaya ait değildim; eğer reenkarnasyon diye bir şey varsa ve yeniden yaşama döndüğümde bir kral olsam bile buraya ait hissetmezdim. Sarayın ışıklandırılmış bahçesinin her noktasında muhafızlar kol geziyordu. Işıklar, yolun iki yanına sıralanmış balkabaklarının içinden yayılıyordu. Peri Tozundan elde edilip sıvı haline getirilerek oluşturulan maddelerin ışığa çevrilişinin yıl dönümüydü aynı zamanda bugün. Yüzlerce yıl önce, iki büyücü ve bir Perinin bir araya gelerek yarattıkları ışık, şimdi yeni bir Güz Dönemi’nde her yanı aydınlatıyordu. Taşlı yoldan at arabaları sıra sıra geçiyor, sarayın dışına müzik ve konuşma sesleri taşıyordu. Gece, şenliği sessizce izliyordu. Girişte bulunan basamakları çıkarken birkaç muhafızın beni izlediğini biliyordum. Altın ve gümüş renklerinin karışımı olan ikili kapının önünde bir muhafız bekliyordu ve elinde davetli listesini tutuyordu. Beni gördüğünde küçümser bakışlarını belirgin bir şaşkınlık kapladı. “Adınız nedir?” derken bir an gözlerini kırpıştırıp kaldığında onun zaten adımı bildiğini anladım. Geleceğim haber verilmiş olmalıydı. Güz Balosu’na özel konuklar çağırılırdı. Sıradan halkın, özellikle de herkesin uzak durmak için çaba harcadığı İblis Avcılarının burada yeri yoktu. Muhafızların şaşkınlığını anlayabiliyordum, benim buraya çağırılmamın altında bir görev olduğunu düşünüyor ve merak ediyorlardı. “Adımı davetli listesinde bulamazsın.” Düz bakışlarla yarı yarıya kapalı olan kapıyı izledim. “Ama yine de dilediğin buysa; İblis Avcısı Freyja.” Soluğunu tuttuğunu duyduğumda dahi ona bakmadım ancak konuştuğunda ters bakışlarımın hedefi oldu. “Silahlarınızı bırakmanızı istemek zorundayım.” “Kimse bir İblis Avcısında silahlarını isteyemez.” Bembeyaz takımının üzerindeki altın çizgilere bakarken yavaşça ona eğildim. Korkusunu belli etmemeye çalışırken kafasını geri çekti. “İkinci kez uyarmam. Sakın silahlarıma dokunma.” “Üzgünüm ama silahlarınızı burada bırakmazsanız içeriye giremezsiniz.” Ona alaycı bir tavırla baktıktan sonra omuz silkip geri döndüm ve basamakları inmeye başladım. Buraya geliş nedenimi biliyor olmalıydı ve içeriye alınmadığım öğrenilirse kendisi ceza yiyecekti. Tahmin ettiğim gibi panik dolu sesi gecenin içinde yankılandı. “Durun! Durun lütfen!” Adımlarım durduğunda elini kaldırıp iki muhafızı çağırdı. Onlar koşa koşa yanımıza gelirken listeyi sıkıca tutan adam gülümsedi. “Size birinin eşlik etmesi şartıyla silahlarınızı bırakmanıza lüzum yok.” “Seni zor durumda bırakmamak için kabul ediyorum.” desem de bunu yapmasını zaten kendim istemiştim. Basamakları çıkarken gelenlerden biri peşime takılırken diğeri kapının yanında nöbet tutarcasına dikildi ve bizim için kapıyı açtı. Peşimde altın ve beyaz renkli kıyafetini gergince düzelten muhafız ile açılan kapıdan içeriye girdiğimde yakınlarda bulunan çoğu kişinin bakışları bana döndü. Fakat bunun sebebi çok güzel olmam değildi. Aksine yaptığım makyaj ve dalgalandırdığım saçlarım dışında sıradan bir günde olduğum şekilde gelmiştim. Siyah pantolonumun kemerinde hançerler, üzerimdeki bol gömleğin askılarında küçük zehirli düğmeler vardı. Çeşit çeşit elbisenin içindeki sahte soyluların arasından geçtim. Muhafızım da beni takip etti. Köşedeki bir masaya geçtiğimde hâlâ sık sık gözlerin üzerimde dolaştığını hissediyordum. Çoğu burada olma sebebimi bilmiyordu ama kim olduğumu anladıkları aşikardı; en azından İblis Avcısı ile aynı ortamda olduklarını biliyorlardı. Ve bu onları korkutuyordu. Biz her zaman onları korkutuyorduk. İblisler bu dün…

Bölümün tamamını WritePad'de oku