Kül Kralının Düşüşü

22. Orman Perisi

Yazar:

Kül Kralının Düşüşü – Zey kitap kapağı
Kül Kralının Düşüşü – Zey kitap kapağı

Karanlık bölünemez ve paylaşılamaz. Ne denli büyük olursa olsun, kişinin karanlığı kendisi içindir. Kimse onun karanlığına dahil olamaz. Bir ateş yakar, ona ışığı hatırlatır. Işık, gölgeleri yaratır. Gölgeler, yalnızlığı baltalar. Ancak eninde sonunda yeniden karanlık galip gelir. Çünkü o yenilemez, bölünemez, paylaşılamaz, yok edilemezdir. Gece Yurdu’nun gölgelerden yaratılmış sarayının bahçesinde, İblislerden biri cayır cayır yanarken ve iki yanında yükselen hat, kanatlar gibi görünürken ateş karanlığımı dağıtacak kadar dikbaşlıydı ama bu kısa sürecek bir müdahaleydi. Ateş söndüğünde geride küllerden başka bir şey kalmayacak, karanlık yine her yanı ele geçirecekti. Bu ateş; Cehennem Krallığı için bir uyarı, Cennet için bir tehdit, geri kalan beş krallık için kafa karışıklığıydı. Benim için ise yönümü aydınlatan dostça bir meşaleydi. İntikamın tatlı tebessümüydü. Öfkenin yumuşak dokunuşuydu. Düşmüş Meleklerin yurtlarına dönmeyi arzuladığından çok intikam istediğinin görünür bir kanıtıydı. Cennet yükselmek için kanatlarını açmışken onlar bir kez daha düşmeye hazırlanıyordu. Düşecek ve karanlıkla bütünleşeceklerdi.Düşecek ve her yeri yakacaklardı. Düşecek ve krallıkları devireceklerdi. Aynı arzularla yönetiliyorduk. Yalnız savaşmak, benim için daima en iyi tercihti çünkü bencil sebeplerden dolayı, ayak bağı istemezdim. Ama aynı yöne ilerliyorduk, aynı arzuları taşıyorduk, aynı hedefleri vuruyorduk. Bu, onlarla düşmem için bir davetti ve ben, evime dönüş yolum boyunca bu daveti düşündüm. İlk Yağmur Kutlaması, herkes için devam edebilirdi fakat benim için geceye alevlerden kanatlar noktayı koymuştu. Gösterişli açılışları ve görkemli kapanışları severdim. Bu, mide bulandırıcı kutlama için yeterince görkemli bir kapanış olmuştu. Evimin bulunduğu sokağa girdiğimde ay tepede süzülüyordu. Tek dileğim, başımı sert yastığıma koyup bu geceyi düşünmek ve yeni bir plan oluşturmaktı. Ölemeyeceğim besbelliydi ama bu bana düşman kesilenleri öldüremeyeceğim anlamına gelmiyordu. Ne var ki, dileğimin bir süre daha gerçekleşemeyeceği anlaşıldı: sokakta birisi pusuya yatmış, gelişimi bekliyordu. Tenimde bir uyarı olmaksızın, sadece üzerimde gözler hissediyordum. Beni izleyen her kimse İblis kanı taşımıyordu. Elbisemin altına gizlenmiş, bacağıma sarılı kemerde asılı hançerime uzandım ve temkinli bir yavaşlıkla kınından ayırdım. Sokakta saklanılabilecek birçok yer vardı. Saklanan kişi şansına küsmeliydi çünkü paranoyak bir İblis Avcısı’nı takip ediyordu: beni gafil avlayacak her köşeyi, deliği, duvarı ezberlemiştim. Evimin köşesinde, uzun ve ince ağacın kenarından bir gölge düşüyordu yere. Bahçeye girip saklandığı duvarın arka kısmına doğru ilerledim ve kaçmaya fırsat bulamadan onu yakaladığım gibi havaya kaldırdım. Sırtı bahçenin sert toprağına çarptığında hançerim boynuna yaslanmıştı bile. Misafirimin gözleri irice açıldı. Omzuna gelen saçları toprağa bulanırken dudaklarından küçük bir çığlık koptu. Hançerimin altında hızla atan nabzını dinlerken karnına dizimi bastırdım. “Birilerini gözetlemenin kötü bir alışkanlık olduğunu bilmiyor musun sen?” “Özür dilerim! Seni gözetlemiyordum. Evine gelmeni bekliyordum. Ah, tüm kutsal varlıklar aşkına! Sırtıma bir şey batıyor.” Sızlanarak altımda kıvrandığında yüzü tuhaf bir ifadeyle buruştu. “Gerçekten güçlüymüşsün, İblis Avcısı ancak izninle kalkabilir miyim? Kıyafetimde bir delik açılmasını istemiyorum. Bu ara para kazanmak çok sıkıntı.” Biraz daha müsaade etsem bütün hayat hikayesini ortaya dökecekmiş gibi hızlı hızlı konuşan kızı serbest bıraktığımda inleyerek ayağa kalktı. Sırtını ovuşturmaya çalışırken göğsü hızla inip kalkıyordu. Hançerimle onu işaret ettiğimde bakışları keskin, parlak ucuna takıldı. “Neden gecenin bu vaktinde beni bekliyorsun?” “Sana Kanatsızlardan bir mesaj getirdim.” Heyecanla ellerini önünde kavuşturdu. Uzunluğu beni dehşete düşüren kıvrımlı kirpiklerinin altındaki hafif baygın gözleri ışıl ışıldı. “Senin, yani kafes kıran İblis Avcısı’nın, temsilci olmasını rica ediyoruz.” Hançe…

Bölümün tamamını WritePad'de oku