Kül Kralının Düşüşü

20. Kafeslenmiş Yıldızlar

Yazar:

Kül Kralının Düşüşü – Zey kitap kapağı
Kül Kralının Düşüşü – Zey kitap kapağı

İnsanların rüyalarının en güzel yanı gerçek olmamasıdır. Ne güzel olanlar ne de en kötüleri. Çünkü gerçeğin etrafında dönüp dururlar ancak hiçbir vakit gerçeğe yaklaşamazlar. Bu da insanı gerçek ve rüyayı ayıran bilinçte tutar. Kehanet habercileri için gerçek ve rüya arasındaki perde, yeryüzünü gökyüzünden ayıran ufuk çizgisi kadar belirsizdi. Işık çok nadir uğrardı düşüncelerinin karanlığına. Karanlıkta, gölgeler tarafından sarmalandığımı hissederek ilerliyordum. Bu bir rüya olmalıydı ama hiç olmadığı kadar canlı hissediyordum. Gözlerimin tek odağı ufukta oynaşan küçük ışıklardı. Geceye tutunan yıldızlar ufka düşmüş gibi ışıklar bir yanıp bir sönüyordu. Tehlike yaklaştığında bunu hissederdim, genellikle de tehlikeye kendi arzumla yaklaşırdım. Hazırlıklı ve bilinçli şekilde. Ancak bu kez, bu rüyanın içindeyken bilinçten yoksun zihnim durumu kavrayamıyordu ve hazırlıklı değildim. Hançerlerim yoktu. Üzerimde koruyucu hiçbir şey taşımıyordum. Kıyafetlerim bile sıradan, uzun bir gece elbisesinden ibaretti. Soğuk, açıkta kalan tenimi yakıp geçiyordu. Işıklara yaklaştıkça bir his, etimi kemiren Nierktler gibi ruhuma dadandı. Bu yabancısı olduğum bir his değildi. Ne zaman İblislere yaklaşsam böyle hissederdim. Rüyalarıma musallat olan İblislerin bu defa beni nasıl bir oyuna çektiğini merak ederek karanlıkta aceleyle yürüdüm. Yürüdükçe karanlık azaldı, etraf görünmeye başladı. Boş, kurak bir arazinin ortasındaydım. İri kayalar rastgele noktalarda belirip kayboluyordu. Kuru otlar kayaların dibinde uzamıştı. Topraktan buram buram kan kokusu yayılıyordu. Geçmişte ya da bugün, burada çokça kan dökülmüştü. Rüyanın karanlık atmosferi yüzünden nefeslerim sıklaştı. Orada ölümü hissettim. Cehennem'in derinliklerinden çıkıp gelmiş bir kötülüğün nefesini duydum. Acının ve öfkenin ağırlığı rüyamın üzerine çökmüştü. Derken ışıklar da belirgin bir şeklin hatlarını oluşturdu. Nokta nokta belirip kaybolan ışıklar, gökyüzünden çalınmış yıldızları andırıyordu. Her biri birleştiğindeyse devasa bir kafesin hatları ortaya çıkıyordu. Yükseğe uzanan, genişliği göz alabildiğine ilerleyen bir kafes. Soluk soluğa yaklaşırken sesler duymaya başladım. Ardından kafesin içindeki hareketlilik dikkatimi çekti. Karanlıktan bir el çıkıp da beni yere, büyük kayanın arkasına çekmeseydi gözüm dönmüş gibi onlara ilerlemeye devam ederdim. Elin sahibine uzanıp kafasını kayaya çarpmak üzereydim ki karanlıkta parlayan tanıdık gözler bana engel oldu. Şok içinde sarsıldım. “Rui?” Susmamı işaret ederek fısıldadı lakin yüzü bembeyaz kesilmişti, gözleri çıldırmış gibi bakıyordu. “Sessiz ol Freyja!” Kendim dahi ne olduğunu anlayamadan üzerine atladım ve kollarımı omuzlarına sardım. Onunla olan dostluğumuz boyunca hiç bu denli sıkı sarılmamıştım. Bundan dolayı Rui şaşkınlıktan tepki veremedi. Öldürdüğümü düşündüğüm Rui’nin kollarından uzaklaşırken gözlerim buğulandı. “Karanlık bir rüyanın içinde bile benim için ışık oluyorsun Rui.” “Rüya mı?” Rui, dirseklerimden sıkıca kavrayarak beni geriye itti. Sarsılmış bir ifadeyle bana bakarken gözleri ardına kadar açıldı. “Bunun bir rüya olduğunu mu düşünüyorsun?” “Evet. Bir süre önce eve döndüm ve uyudum. Baksana, üzerimde bile uyurken giydiğim elbise var. Bu bir rüya olmalı...” Bakışları öyle korkutucu bir hal aldı ki sözüme devam edemedim. Zorlukla yutkunurken dirseklerimdeki parmaklarının hissettirdiği sızıya, dizlerimin altında hissettiğim çakıl taşlarına odaklandım. “Bu bir rüya değil, öyle değil mi?” Rui kafasını yavaşça iki yana salladı. “Sen hiç uyumadın Freyja. Seni görmek için yanına geliyordum ve yolda yürüdüğünü gördüm. Sana defalarca seslenmeme rağmen duymadın. Ben de güvende olduğundan emin olabilmek için seni takip ettim. Bizi buraya getirdin.” Gözleri üzerimde dolaştı ve sesi daha da kısıldı. “Ayrıca ne elbisesinden bahsediyorsun?” Kafamı eğip yeniden üzerime baktığımda avlanmaya giderken giydiğim kıyafetlerden biriyle karşılaştım. Hançerlerim yerindeydi. Bir Vzentra şişesi kemerimde asılıydı. Kalbim kulaklarımı çınlattı. Ac…

Bölümün tamamını WritePad'de oku