Kül Kralının Düşüşü

19. İntikam Da Bir Değerdir

Yazar:

Kül Kralının Düşüşü – Zey kitap kapağı
Kül Kralının Düşüşü – Zey kitap kapağı

Geceler ve gündüzler birbirini hırsla kovalarken evimin içinde gölgeler fısıldaşıyordu. Alevlerin yanında, odamın köşesinde, pencerelerimin pervazında, yatağımın altında... Konuşuyor, tartışıyor, susmuyorlardı. Ben yatağımda, kat kat örttüğüm örtülerin altında kıvranırken onlar susmak bilmiyordu. Kafamın içindeki sesleri bastıracak kadar gürültücü, beni evden kaçıramayacak kadar da sessizlerdi. Yine bir titreme dalgasıyla sarsılan bedenimi ısıtabilmek için örtülerin altında iyice büzüldüm. Gece, gündüzü tahtından etmişti ve yıldızlar ilk yaratıldıkları günkü kadar görkemle ışıldıyordu. Buğulu penceremden birkaç uzun çalı ve yarım yamalak gökyüzü göründüğünden günün döngüsünü takip edebiliyordum. Parmaklarım, Khrinn* taşlarıyla süslenmiş hançerimin kabzasını o kadar sıkı kavramıştı ki parmak boğumlarımda taşların izi çıkmıştı. Bütün hayatım parmaklarımı sardığım bu hançere bağlıymışçasına sıkı sıkı tutunmuştum ve zihnimde binlerce farklı ölümün çığlığı yankılanıyordu. Uğultuların arasında kendi çığlıklarımı duyamamak bir ödül olurdu ancak duyuyordum. Hiç duymadığım kadar yüksek sesle duyuyordum hem de. Öldürdüğüm ve unuttuğum ruhların ilk sırasında kendi ruhum vardı. Simsiyah kanla kaplıydı. Kurtulmak için çırpınıyor, nefretten örülmüş duvarlara çarpıyordu. Elimdeki hançeri daha sıkı tuttum ki ruhum karşıma dikilirse onu hançerimle biçebileyim. Öldüreceğim ve unutacağım, demiştim İblis krala. Şimdiye dek hep böyle olmuştu. Yok eder, öldürür, ruhlarını bedenlerinden defalarca çeker geri bırakır ve yeniden oradan söker alırdım. Sonra da onları unuturdum. Hiç var olmamışlar gibi. Unutulan her şey eninde sonunda gün yüzüne çıkar mıydı? Donmuş kalbim, üzerine Cehennem’in alevleri fırlatılmış gibi erirken unuttuğum ne varsa yüzeye çıkıyordu. Gözlerim uzun, çok uzun süredir yatak başlığımdan sarkan düş kapanından ayrılmıyordu. Düş kapanından dallar gibi sarkan tüyler, hiç kavuşamayacağım merhametin yumuşaklığına sahipti. Ona defalarca kez dokunduğum için biliyordum. Bu aptal şey, hiçbir halta yaramıyordu. Kâbuslarımı yakalayıp beni huzura erdirmesi gerekiyordu ama her gece onlarla yeniden yüzleşmek zorunda kalıyordum. En azından kötü anılardan beni koruyamaz mıydı? Kalbim, bir Kyelnna kadar ağır hissettiriyordu. Öyle ağırdı ki göğüs kafesimdeki kemikler bu ağırlığın altında eziliyordu. Ölümden birçok kez dönmüştüm, bunların birçoğu da benim sebep olduğum olaylardan türemişti ama hiçbirinde böyle bir acı yaşamamıştım. Aklımdan yalnızca yeniden kalbimden kurtulmanın yolları geçiyordu. Hançerimi tutan parmaklarım yastığımın altına kıvrıldığında elime bir kâğıt çarptı. Onu çekerek saklandığı yerden çıkardım ve hançerimi bırakmadan katlandığı yerleri düzelttim. İdam sehpama götürülmeden evvel bıraktığım kâğıdın ortasında eğik bükük harflerle “Cairn.” yazıyordu. O gün kalbim duyguları taşımıyordu ama korku el yazıma sinmişti. Kâğıdın köşelerinden nefret damlıyor, katlandığı yerlerde öfkenin isi kokuyordu. İntikamımı aldığım için gülümseyerek kâğıdı buruşturdum ve odamın en uzak köşesine fırlattım. Yere düşerken çıkan ses, alevlerin çıtırtıları gibi kulaklarımda yankılandı. İsmin sahibinin zihnimdeki unutulmuşlar mezarlığına gömülmesi gibi, kâğıt da odamın karanlık köşesinde kayboldu. Pencereme güm diye bir nesne çarptığında kafamı sert yastıktan kaldırdım. Temkinli bakışlarım dışarıyı gözlemledi ama rüzgârda savrulan çalılar dışında bir hareketlilik yakalayamadı. Tanıdık bir ürperti, ensemden başlayıp omuriliğim boyunca kaydı. O gece eve çarpan esintinin sesini andırıyordu. Yıldızlar, o geceki gibi dizilmişti. Rüzgâr, o geceki gibi hışımla esiyordu. Vücudumu sarsan titremeler, anımsadıklarım yüzünden iyiden iyiye sarsılmaya başladı. Korku, kalbimi hiç terk etmemiş gibi onu kıskıvrak yakaladı. Yavaşça örtüleri ittim ve doğruldum. Hançerimi kendime yakın, başımı dik tuttum. Ses bu kez dış kapıdan geldiğinde kendime bir defa daha düşünmeye fırsat tanımadan ayağa fırladım. Bunca titremeye ve güçsüzlüğe rağmen nasıl odadan çıktığımı da koridoru…

Bölümün tamamını WritePad'de oku