Kül Kralının Düşüşü

1. Zehir

Yazar:

Kül Kralının Düşüşü - Zey kitap kapağı
Kül Kralının Düşüşü kitap kapağı

Cehennem'i zehirlemek istiyorsan alevlere kanını damlat. Ruhlar lanet okusun sana ve teşekkür etsinler İblislerin gazabından kurtardığın için. Böyle söylerdi İblis Avcılarını yetiştirmekle yükümlü kişi, zehrin çökertemeyeceği ne bir beden vardır ne de ruh derdi. Bu yer beni zehirliyordu. Havası ciğerlerimi yakıyor, görüntüsü gözlerimi sızlatıyordu. Bunca İblisin bulunduğu yerde rahat tek bir nefes dahi alamıyordum. Ölmek üzere olan biri gibi hissediyordum. Cehennem Kralı’nın şatosunda olmam, yaralı bir şekilde okyanusun ortasında olmakla eşdeğerdi. Köpekbalıkları her yerdeydi ve kan kokusunu kilometrelerce öteden alıyorlardı. Ölüm gecikebilirdi ama elbet yaralarımı tamamen yok ederek beni de kendisine mahkûm edecekti. Taht odasının duvarlarında da buraya ulaşana dek gördüğüm tablolardan vardı ve bir duvar tamamen pencereydi. Dışarıdaki loş ortama bakıyordum çünkü ona bakarsam öfkeye yenileceğimi biliyordum. Onunla göz göze geleceğim andan korkuyordum, bana her şeyi yaptırabilirdi. “Suretini açığa çıkar hayatıma davetsiz bir misafir gibi dalan kız.” Tok bir ses tonuyla konuşmuş olsa da rahatını bozmamıştı bile. Onun için bir hiçtim. Değil beni tehdit olarak görmek, böyle bir ihtimal olabileceğini bile düşünmüyordu sanki. Biraz sonra zaten Yintlen etkisini yitirecekti ve beni görebilecekti. Şu an kapıda beliren o tuhaf öfkeli İblis de dahil herkes beni görecekti. Kapıda dikilip bir an etrafı taradı ve kralına döndü. “Mordecai, kaçak hiçbir yerde yok. Kzirakları onu bulması için salalım mı?” Kzirak; cehennemin avcı yaratıkları. Boyları üç metre kadar, dişleri sirenlerinki gibi sivri, vücutları cılız fakat güçleri bir insanı kolayca parçalara ayırabilecek nitelikte, kemiklerine yapışık derilerinin göründüğü kanatlarıyla avcı yaratıklar. Ve bu İblis onları benim peşime takmayı planlıyordu. “Buna gerek yok, kaçak burada. Benim yanımda.” Cehennem Kralı oturduğu tahtından yavaşça kalktı. Boyu benden uzundu, vücudu şatodan daha görkemli görünüyordu ama gözleri, onlar hâlâ hilekarlıkla ışıldıyordu; yeni avını bulmuş bir avcı gibi. “Onu gözden kaçırmanızın hesabını sonra soracağım Thelonius. Şimdi misafirimle ilgilenmem gerek, elbette bana kendini gösterecek kadar nazik olursa.” Thelonius, tüm cehennemin ateşinde kavrulmasını dilediğim adam, etrafa yeniden baktı. Hoşnutsuz bir tavırla kaşlarını çatmıştı. Onun kendi suretini merak ettim. Ne Cehennem Kralı ne de o kendi suretindeydi. Asıl oldukları canavarları kendilerine bahşedilen bu insan suretlerinin altında saklıyorlardı. “İnsan mı?” diye şaşkınca sordu Thelonius, bir bekçi köpeği gibi havayı kokladı. “Evinize girmeye cesaret eden bir insan mı?” “Bir insan.” Cehennem Kralı ona bakışlarını diktiğinde gözlerinde ukala bir ifade peyda oldu. “Kimseye yakalanmadan, sana bile fark ettirmeden evime giren kişi bir insan. Bu gururunu oldukça zedelemiştir sanırım Thelonius.” İblis'in suratındaki kaslar seğirdi ve zorlukla dudaklarını kıvırdı. Artık beni sadece yakalamak istemiyordu, amacı yakaladığı anda öldürmekti. Belki de Kziraklara ödül yemeği olarak atabilirdi. Beni yakalayamayacak olması ne acıydı, bu İblis hayal kırıklığını henüz tatmadıysa bugün bir ömür yetecek şekilde tadacaktı. Sol avuç içim kaşınmaya başladığında nedenini sorgulamadım, gözlerimi çevirip bakmadım. Çünkü tacın üzerine kan akıtmak için kestiğim avucumun iyileşmeye başladığını biliyordum. Biraz geç de olsa aldığım her yara iyileşmeye başlıyordu, bu özellik doğduğumda bana verilen bir ödüldü muhtemelen ama annem beni bir İblis olarak nitelendirmeyi seçmişti. Onun beni izlediğini umuyor ve bir İblis Avcısı olduğum için gurur duymasını diliyordum. Bir adım geriledim ve iki İblis'i de göreceğim şekilde durdum. Cehennemin kralı bulunduğum yerde gözlerini dolaştırdı. Varlığımı artık daha çok hissediyorlardı, iksirin etkisi her an geçebilirdi. Bu yüzden sağ elimin bıçağıma doğru gitmesine engel oldum, onlara asıl darbeyi henüz indiremezdim ama bıçağımı kullanmak için de erkendi. Cehennem Kralı bir an gözlerimin içine baktığın…

Bölümün tamamını WritePad'de oku