Kül Kralının Düşüşü

17. Kül Kralı

Yazar:

Kül Kralının Düşüşü – Zey kitap kapağı
Kül Kralının Düşüşü – Zey kitap kapağı

Cehennem Kralı Mordecai İblislerin ruhları, o gün Meleklerin hiddetinden sıçrayan kanla yıkandı. Böyle yazardı İblislerin kadim kitaplarında. Kopyalanmamış, saklanmış ilk halindeki sayfalarında da birkaç damla kan izi bulunuyordu. Babamdan gizli bu kitabı çalıp okumak zorunda olmadığım, henüz benden bilgileri esirgemediği çocukluğumda oyalanmam için elime vermişti bu nüshayı; işte o zaman saymıştım damlaları. Tamı tamına altı kan damlası vardı. Gece göğüne dağılan yıldızların şeklini anımsatıyordu ve onların yıldızlardan yaratılanlara ait kan damlaları olması da epey manidardı. Dünyanın tepesine kurulan bir taht için verilen savaşların gazabı, en çok masumların üzerine çöker. Bu savaşın gazabından sıyrılamayan her ruh karanlığı lanetler oysa hiçbir savaş tek taraflı değildir. Onun fırtına bulutlarını andıran gözlerinde de karanlığa dair lanetler saklıydı. Benden nefret ettiğini ve daima da nefret edeceğini bilirken bu nefreti besleyecek adımlar atmak zorunda kalmak, uzun hayatımın en zorlu ikinci kararlarından biriydi. Ne gariptir ki verdiğim en zor karar da onun içindi. Yalpalayan adımlarına rağmen destek almadan, inatla tek başına yürümeye çalışmasını seyrederken şatoma girdiği günden bu yana sık sık olduğu gibi dudaklarımın kıvrılmasına mâni olamadım. Kendi sonuna bu kadar hevesle ve öfkeyle yürüyen tek bir kişi tanımıştım bu zaman dek, onun da sonunu kendi ellerimle getirmiştim. Yok olmaya hevesli ruhları biçen kılıcımın ucundan, hiddetten ve dehşetten yaratılmış kanlar damlıyordu. İblis Avcısı, çığlık atmaktan kısılmış sesiyle kendi kendine söyleniyordu ama kelimeleri hiçbir kulağın seçemeyeceği kadar kaybolmuştu. Oysa gölgesi bana onun sözlerini fısıldıyordu. Kimse onu duyamasa da ben duyardım. “Onu öldürmeliydim.” diyordu ağır ağır yürürken. Gölgesi onunla birlikte gidiyordu ama benim emrimdeydi. Yere düşecek olursa diye tetikte bekletiyordum. Ben, o düşmesin diye gölgesini hazırda bekletirken o beni öldürmemiş olmasının pişmanlığını dile getiriyordu. “İblisle anlaşma mı yapılırmış? Hazırlıksız yakalamışsın öldürsene. Şimdi ne zaman seni öldürecek diye bekle dur.” Beklemesinin anlamsızlığı hakkında bir tartışmaya giren gölgeler, ellerimin yapmak istediğini yaparak onun saçlarını okşadı. Oysa yalnızca yere düşmemesi için bekliyorlardı. Onların yardımıyla yaklaşıyorduk olmamız gereken yere. Son da bununla beraber yaklaşıyordu. Gece göğüne dağılan yıldızların önünden kara bulutların gölgeleri geçiyordu. Onların fısıltılarını dinlemekten kaçınıyordum. Eğer konuşmalarını dinlemek için gözlerimi bir an olsun İblis Avcımdan ayırırsam yeniden ortadan kaybolabilirdi. Ne de olsa ne zaman gözümü kapatsam ortadan kaybolmak gibi bir alışkanlığı vardı. Yıldızların ve ayın aydınlattığı kurak topraklı yolda bizi yönlendiren yaşlı adam, en sonunda durdu ve korkudan tir tir titreyen buruşuk elini uzatarak tam ayın altında kalan eski taş yapıyı gösterdi. Taşlar özenle oyulmuş, bir kapının hatlarına göre biçimlendirilmişti. Eskiden bembeyaz olmalıydı. Onu hiç görmemiştim ama görenlerden dinlemiştim. Eski anıtları okumuş, çizimleri incelemiş, uzun zamanlar boyunca araştırmıştım. Beni ve kendi sonuna emin adımlarla yürüyen güzel Avcımı bu noktaya getiren araştırmalarım onlarca insan yılını kapsıyordu. "Lanetleneceksiniz, lordum." Derinden gelen kısık ve anlaşılmaz sesiyle konuştu yaşlı adam. İkinci ayın belirmeye başladığı göğe doğru bakıyordu. "Tanrı ve yoldaşları sizi lanetleyecek. Hem de öyle bir lanete sürükleneceksiniz ki geceden kara kalbinizin parçaları yıldızlar gibi göğüs kafesinizden dökülecek." "Çoktan lanetlenmiş kalplere yeni lanetler işlemez. Gidebilirsin, lanetlerini kalbime ekecek Tanrı dışında bir seyirci istemiyorum." Beklediğim anın usul usul gökyüzünü süsleyen ikinci ay ile yaklaştığını anladım ve sessizce kapıyı seyredip konuşmalarımıza tepki dahi vermeyen İblis Avcımı harekete geçirdim. "Vakit geldi. Yeni bir dönemin başlangıcını benimle birlikte yazmaya hazır mısın güzel Brugmansia?" İblis Avcısı derin bir iç çektiğin…

Bölümün tamamını WritePad'de oku