Kül Kralının Düşüşü

13. Son Av

Yazar:

Kül Kralının Düşüşü – Zey kitap kapağı
Kül Kralının Düşüşü – Zey kitap kapağı

Nenthkria Devri Dış dünyaya yabancı olmanın anlamını dış dünyaya açıldığımda anladım. Annem beni herkesten korumak için varlığımı dünyadan adeta silmiş, bastığım toprakta ayak izlerimi bile bırakmamıştı ama en sonunda korktuğu başımıza gelmişti. Bir başımaydım. Beni koruyup kollayacak annem ya da kapı her çaldığında arkasına saklanabileceğim babam yoktu. Aslında artık ne evimiz ne de bir kapımız vardı. Hayatımın bittiği o gecenin ardından yaşadıklarım, az sonra deyim yerindeyse atmayı bırakacak olan kalbimi hâlâ sızlatıyordu. Son anlarımı korkularımla ve acıyla geçirmek istemesem de anıları düşündükçe acıya batıyordum. O gün üzerime doğan güneşin soğuk gelen ısısını hissedişimi, yerden kalkacak gücü bulana kadar saatler geçtiğini, evimizin külleri arasında tırnaklarımla kazıya kazıya annemin bedenini arayışımı düşünmeden geçirdiğim tek bir gün yoktu. Ardından sonrasında yaşadıklarım beliriyordu. Sokaklarda kaldığım yıllar, hırsızlık yaparak karnımı doyurduğum günler, sürekli hareket halinde olarak tek bir yerde kalamamamın getirdiği huzursuzluk ve daima İblislerden korkarak uykusuz geceler geçirmek beni tüketmişti. O gün ölseydim sonrasından kurtulabilirdim. Titreyen ellerimi yumruk yaptım, sanki yumruklarımı açsam parmaklarımın arasından kararlılığım akıp gidecekti. Soğuk ve karanlık koridorda yalnız olduğumdan korkumu saklamak için çabalamama gerek yoktu. Zaten bu son kez kalbimin korkuyla kasıldığı dakikalardı. Birazdan son defa duyguları hissedecek, son defa acıyla kasılacak ve son defa yaşamla atacaktı. Geriye sadece ben kalmıştım. Hayatta kalan bir avuç kişi az önce hemen yanımdaki ahşap kapının ardındaki karanlık koridorda kaybolmuştu ve vakti geldiğinde ben de onların peşinden gidecektim. Buraya ilk geldiğimde Neniarkna'nın verdiği hançerin kabzasına elimi yapıştırıp derin nefesler aldım ve kaderimin son çizgisinin bu kalenin içinde, karanlık koridorun sonunda bir yerde çizilmesini bekledim. Taş duvarın çıkıntıları üzerime giydirdikleri siyah avcı kıyafetinin kalın kumaşından hissediliyordu. Sırtımı duvara iyice yaslayıp destek aldım. Korkudan ve heyecandan titreyen dizlerime göz atıp gülümsedim; bir daha ne korkudan ne de başka bir his yüzünden titreyeceklerdi. Bu kapının ardında arzuladığım şey bekliyordu. Hançerin kabzasına işlenmiş işaretlerde parmağım gezindi. Buraya getirildiğimde beni ilk sınayan Neniarkna olmuştu ve iki ay süren eziyetin ardından bende o ışığı gördüğünü söyleyerek kendi hançerini vermişti. Sonra tam altı yıl boyunca, dur durak bilmeden eğitim verip beni avlanmaya hazırlamıştı. Bu süreçte bizi duygusuzlaştıracak her şeyi yapmıştı ve bunlardan en önemlisi ise birbirimizi öldürmekti. Buradan birini ilk öldürdüğümde on bir yaşındaydım. Kaleye geleli iki yıl olmuştu ve şimdi parmaklarımın arasında ölümcül olamayacak bir sakinlikle bekleyen bu hançerle yapmıştım. Bu kaleye gelmemin üzerinden sekiz yıl geçmişti ve en sonunda, bugün İblis Avcılarına katılmak için hazırdım. Boğazımda bir düğüm oluştu. Annem beni görseydi gurur mu duyardı yoksa bir katile dönüştüğüm için benden utanır mıydı? Sıradan bir katil de değil üstelik, kendi yoldaşlarını bile öldürebilecek kadar ileriye giden bir katil olmuştum. Bana defalarca İblis dediğinde onun yalnızca bir sırrın üzerini kapatmaya çalıştığını sanmıştım ama belki de o içimde yatan kötülüğü görmüştü. Ahşap kapı aralandı ve karanlığın içinde sapsarı parlayan derin gözler belirdi. Vakit gelmişti. Yaşama tutunup testleri geçen, bugüne ulaşabilen birkaç kişi gibi benim de az sonra kalbime bir iksir enjekte edilecekti ve hiçbir duygu beni öldüremeyecekti. Sarı gözlerin sahibi beni her bulduğunda yaptığı gibi kısıldı ve başını yavaşça eğdi. "İçeriye gel ve kalbini dışarıda bırak Freyja. Artık ona ihtiyacın olmayacak." Titrek bir nefes dudaklarımdan sızıp ağır havaya karıştı. Son defa kalbimin korkuyu tatmasına müsaade ettim. Son defa annemi düşünüp acı duydum ve ardından bir kez olsun arkama bakmadan karanlık koridora adım attım. Ahşap kapı gizemli bir şekilde yavaş…

Bölümün tamamını WritePad'de oku