Kül Kralının Düşüşü

Giriş

Yazar:

Kül Kralının Düşüşü - Zey kitap kapağı
Kül Kralının Düşüşü kitap kapağı

Herkese merhaba! Bu bölüm yalnızca tanıtım bölümüdür. Başladığınız tarihi bırakabilirsiniz. Uyarı: Bu kitap yetişkin içeriklidir. Kan, şiddet, cinsellik ve çeşitli tetikleyici unsurlar içerir. ☀️ Meleklerin kanatları o gün İblis'in tahtından kopan küllerle boyandı. Naephina tapınağının derinliklerinde, yerin altına doğru giden merdivenlerin son bulduğu yerde bir yanı İblis kanadı diğer yanı melek kanadı olan heykelin elinde tuttuğu kutsal büyü kitabının kapağında yazan cümleydi bu. Ancak orijinal kitapta böyle bir cümle geçmiyordu bile. Bu İblislerin güç gösterisiydi. Bu İblislerin o günkü galibiyetinin asla unutulmayacağının bir imzasıydı. Heykelin bir elinin yerinde duran kral tacı daimî kralın evinin bir kapısının da burada olduğuna dair ufak bir işaretti. Sıradanlar bunu anlamayacak kadar İblislerin ve Meleklerin dünyasından uzak kalmıştı. Loş ortamı tek aydınlatan duvarlardaki küçük oyukların içinde varlığını sürdüren ateşlerdi. Asla sönmeyen ateş. Cehennem'den getirilen ateş. İblis Elçilerin kendi elleriyle getirdiği ve söndürmeye çalışanı lanetlediği söylenilen ateş. Deneyen eli boş bir şekilde dönerdi çünkü cehennemin ateşi yalnızca kralına boyun eğerdi. Naephina tapınağı Liadruvin'in göl kasabasının yanında uzanan dağlardan birinde bulunuyordu. Göl kasabasındakiler geçimini kasabanın ortasından akarak dışarıya doğru ilerleyen göl sayesinde balıkçılık yaparak sağlıyordu. Tapınağa çok sık gelen olmuyordu artık, dağın tepesine yakın bir yerde bulunduğundan dolayı o kadar yolu katetmek kasabalıyı yoruyordu. Her ayın yedisinde, arındırma gününde tapınak tıklım tıklım olurdu. O günü lanetlemek ve Melekleri onurlandırmak için her ayın yedisini tapınakta geçirirlerdi. Bir nevi kasabayı da iblisin karanlığından arındırdıklarını düşünüyorlardı. Oysa İblis alevden tahtında keyif sürerken bile dünyanın düzenini kendi ayaklarına kapandırtan kişiydi. Hiçbir arınma, hiçbir tılsım onu arzuladığı yerden uzak tutamazdı. En azından insanların bildiği tılsımlar. Tapınağın altında, dağın derinliklerinde cehenneme açılan bir kapı olduğunu da muhtemelen ne kasabalılar ne de tapınak görevlileri biliyordu. Cehennem'in yoldaşları ve İblisin emrinde çalışan elçiler dışında kapıların yerlerini çok bilen olmazdı. Kimse bilmiyor diyemezdim çünkü ben biliyordum. Ne İblistim ne de onlara çalışan bir köle. Ne Cehennem'e hizmet ederdim ne de Melekler tarafından kutsanmıştım. Ne karanlık zihnimi çürütmüştü ne de ışık ruhumu ele geçirmişti. Ben arafın eski bir dostuydum. Gölgelerin arasında ışığı bulan, ışık kör ettiğinde karanlığa sığınan. Daha basit bir söylemle; sadece bir insandım. Bacaklarımı saran deri pantolonun belinde asılı olan, sap kısmı elime tam oturan ve üzerine Vzentra dökülmüş hançeri aldım. Vzentra oldukça güçlü bir zehir olup tek damlası bile İblislerin tenini alev almışçasına yakabilme özelliğine sahiptir. Ve gariptir ki bu zehir İblis kanının on gün boyunca gün ışığında bekletildikten sonra üzerine Hüma kuşundan alınan bir tüy bırakılmasıyla elde edilir. Arafta yaşamaya mahkûm edilmiş gibi bir görüntüye sahip heykelin karşısında dikildim ve elimi kaldırıp tacın üzerine yaklaştırdım. Sağ elimdeki hançeri sol elimin avcuna yaslayıp çok derin olmayan bir kesik açtım ve damlayan kanı tacın üzerine akıttım. Kendi kanıma bulanan hançeri soğukkanlılıkla pantolonuma silip eski yerine koyarken sol elimi tacın tepesinden ayırmadım. Bir damla, sessizlik. İkinci damla, ateş titreşti. Üçüncü damla, heykelin elindeki kutsal büyü kitabının sayfaları çatırdadı. Dört, beş ve altıncı damla aktı; kanın kokusu, kendi kanımın kokusu, heykelin çevresini sardı. Yedinci damla yavaşça avucumdan kayarak ait olduğu yere, taştan yapılmış tacın üzerine düştü. İntikamın acı dolu bir ruhu pençesine alışı gibi. Sol elimi tacın üzerinde tutmayı kestiğim anda heykelin üzerinde bulunduğu alçak sütun gürültüyle hareket etmeye başladı. Birkaç adım gerileyip heykelin yarım daire çizerek olduğu yerden kaymasını ve karanlık bir çukurun belirmesini izledim. Düşünmeden deko…

Bölümün tamamını WritePad'de oku