Kuğu Gölü

Bölüm 8: Nöbet

Yazar:

Kuğu Gölü – İpek🩷 kitap kapağı
Kuğu Gölü – İpek🩷 kitap kapağı

O itiraf gecesinin üzerinden tam beş gün geçmişti. Beş upuzun, hareketsiz ve buzsuz gün. Benim gibi hayatını her sabah paten çeliklerinin keskin sesiyle, bedenin sınırlarını zorlayan dönüşlerle açan bir insan için evdeki yatağa mahkum olmak, nefessiz bir odada kilitli kalmaktan farksızdı. Sağ bacağımdaki o sekiz dikiş, her hareket ettiğimde tenimi acımasızca çekiştiriyor, bana o meşum antrenmanı, havada eksenimi kaybedişimi ve ardından gelen o kanlı düşüşü hatırlatıyordu. Annem Meral Ataman, kazayı kulüpten sızan dedikodular sayesinde ertesi sabah öğrenmişti. Tabii ki Evren Hoca ve Gece, olayın ciddiyetini olabildiğince hafifleterek aktarmışlardı. Annem odama adeta bir kasırga gibi girdiğinde, yatağın içinde bacağımı battaniyeyle sıkı sıkıya gizlemiştim. "Sadece küçük bir kas sıkışması, anne. Birkaç gün dinlensem geçecek," diyerek onu geçiştirmiştim. O ise gözlerini kısarak yüzüme bakmış, "Eğer o Erdem çocuğu yüzünden bir kez daha geri düşersen, federasyona dilekçe verir o ortaklığı kendi ellerimle bitiririm Lidya. Haklı olduğumu bana kanıtlama," deyip gitmişti. Onun için önemli olan tek şey, vitrindeki madalyaların tozlanmamasıydı. Saat gece yarısı ikiye geliyordu. Evin içinde çıt çıkmıyordu. Babam çoktan uyumuş, annem ise çalışma odasında yaklaşan şampiyonanın sponsorluk sözleşmelerini incelerken sızıp kalmıştı. Odandaki geniş pencerem, konağımızın arka bahçesindeki devasa çam ağaçlarına bakıyordu. Dışarıda hafif bir eylül yağmuru atıştırıyor, damlalar cama ritmik bir melodiyle vuruyordu. Yatakta doğruldum, sırtımı yastıklara yasladım. Tam o sırada, penceremin camına tıkırdayan küçük bir taş sesi geldi. Önce rüzgardır diye düşündüm. Ama iki saniye sonra, daha güçlü bir taş daha çarptı cama. Kalbim aniden göğüs kafesimi dövmeye başladı. Yataktan yavaşça sıyrıldım, dikişlerimin sızlamasına aldırmadan sol ayağımın üzerine yüklenerek pencereye doğru topalladım. Perdeyi aralayıp aşağıya, karanlık bahçeye baktığımda nefesim boğazımda tıkandı. Barkın oradaydı. Üzerinde siyah bir kapüşonlu hırka ve siyah bir kot pantolon vardı. Yağmur saçlarını tamamen ıslatmış, tutamlar halinde alnına yapıştırmıştı. Kafasını kaldırmış, doğrudan odamın ışığına bakıyordu. Beni gördüğünde ne kaçtı ne de gizlendi. Aksine, duvara tırmanan o kalın sarmaşıkları ve bahçe duvarının çıkıntılarını işaret etti. "Deli bu adam," diye mırıldandım kendi kendime, ellerim panikle ağzıma giderken. "Gerçekten çıldırmış." Barkın, patenlerin üzerindeki o muazzam dengesini ve kas gücünü burada da konuşturdu. Sarmaşıklara tutunarak, eski konağın taş çıkıntılarına basarak saniyeler içinde ikinci kattaki odamın geniş balkonuna tırmandı. Balkon kapısının mandalını yavaşça yukarı kaldırıp içeri süzüldüğünde, odama onunla birlikte yağmurun, toprak kokusunun ve o tanıdık, sert erkeksi parfümünün kokusu doldu. Kapıyı arkasından hemen kapattı ve kapüşonunu arkaya attı. Yüzünden süzülen yağmur damlaları keskin çene hattından boynuna doğru akıyordu. Gri gözleri karanlıkta adeta bir kedi gibi parıldıyordu. "Sen ne yaptığını sanıyorsun?" diye fısıldadım öfkeyle ama içimdeki o sarsıcı heyecanı gizleyemeyerek. "Annem alt katta. Eğer seni burada bulursa hem senin hem benim kariyerimi tek bir saniyede bitirir, Barkın!" "Bitiremez," dedi Barkın, ses tonu o kadar emin ve boğuktu ki odadaki tüm havayı bir anda eritti. Bana doğru iki adım attı. Islak ellerini cebine koydu. "Beş gündür yoksun, Ataman. Pist cehennem gibi. Alara ve Bora her gün basını arkasına alıp gösteri yapıyor. Evren Hoca gergin. Ama en önemlisi... Ben tek başıma dönemiyorum." "Çalışmıyor musun?" dedim, gözlerimi onun ıslak yüzünden ayıramayarak. "Çalışıyorum. Sabaha kadar o buzu tek başıma kazıyorum," dedi, bana daha da yaklaşarak. Aramızdaki mesafe bir adıma düştüğünde, durdu. Gözleri yavaşça bacağımdaki o gizlenmiş sargıya kaydı. "Senin adımlarını ezberledim. Nerede nefes aldığını, nerede dönüşe geçtiğini, vücudunun ağırlığını ne zaman sola verdiğini... Hepsini tek başıma, boşluğa bakarak çalıştım. Ama olmuyor. Sen yoks…

Bölümün tamamını WritePad'de oku