Kuğu Gölü

Bölüm 17: Barikatlar

Yazar:

Kuğu Gölü – İpek🩷 kitap kapağı
Kuğu Gölü – İpek🩷 kitap kapağı

O dondurucu dağ evinde, şöminenin duvara vuran turuncu ışığı altında birbirimize verdiğimiz sözlerin üzerinden tam altı saat geçmişti. Alplerin acımasız fırtınası sabaha karşı etkisini yitirmiş, yerini gökyüzünde parıldayan dondurucu ama parlak bir kış güneşine bırakmıştı. Barkın’ın kollarında uyandığım o birkaç saniyelik huzur, hayal ettiğim en güzel rüyaydı. Ama arabaya binip Cortina d’Ampezzo’nun merkezine, o büyük olimpiyat vizesi yarışının yapılacağı buz sarayına doğru indiğimizde, rüyanın bittiğini ve savaş alanına geri döndüğümüzü biliyordum. Aracı kulübün otoparkına çektiğimizde, içerideki gerilim dışarıdaki dondurucu havayı bile bastıracak cinstendi. Barkın paten çantamı bagajdan alırken gözlerimin içine baktı. Gözlerindeki o fırtınalı gri, dün geceden beri ilk kez bu kadar net, bu kadar sarsılmazdı. Elimi uzattım, parmaklarımızı birbirine kenetledik. "Başımız dik yürüyoruz, sevgilim," diye fısıldadı. "Her zaman," dedim, derin bir nefes alarak. Ancak buz sarayının büyük demir kapısından içeri adım attığımız an, bizi bekleyen ilk barikatla yüzleştik. Salonun girişinde, yanlarında iki federasyon görevlisiyle birlikte annem Meral Ataman ve Barkın'ın babası Kadir Erdem yan yana dikiliyorlardı. Annemin yüzünde dün gecenin öfkesinden geriye kalan soğuk, bürokratik bir kibir vardı. Kadir Bey ise kollarını göğsünde kavuşturmuş, oğluna adeta bir yabancıya bakar gibi nefretle bakıyordu. "Buraya kadar, Lidya," dedi annem, öne doğru bir adım atarak. Sesi tüm koridorda buz gibi çınladı. "Federasyon Başkanı ile resmi yazışmaları tamamladık. Dünkü disiplin ihlalleriniz ve bu gece kulübün izni olmadan kampı terk etmeniz sebebiyle, federasyon bu ortaklığı askıya aldı. Bugün o buza çıkmıyorsunuz. Valizleriniz çoktan arabaya yüklendi." Kalbim göğüs kafesimi dövmeye başladı ama geri adım atmadım. Barkın elimi daha da sıkı kavradı, gövdesiyle önüme geçerek babasının ve annemin karşısında bir duvar gibi durdu. "O kağıt parçaları bizi durduramaz, Kadir Erdem," dedi Barkın, ses tonu Alplerin en derin çığından daha gürültülüydü. "Biz buraya sizin kişisel hırslarınızın piyonu olmak için gelmedik. O buza çıkacağız ve o vizeyi alacağız." "Hangi buza çıkıyorsun sen?" diye kükredi Kadir Bey, oğluna doğru yürüyerek. "Sen benim adımı, Erdem soyadını dünyaya rezil ettin! Geçen yıl bir kızı sakatladın, bu yıl bir diğerini peşinden sürüklüyorsun. Güvenlik görevlileri akreditasyon kartlarınızı iptal etti, içeri giremezsiniz." Tam o sırada, koridorun diğer ucundan keskin bir düdük sesi yükseldi. Baş antrenörümüz Evren Hoca ve elinde resmi ISU (Uluslararası Paten Birliği) dosyasıyla Gece hızla yanımızda bitti. Evren Hoca’nın yüzünde her zamankinden daha büyük bir kararlılık vardı. "Orada durun bakalım!" diye bağırdı Evren Hoca, federasyon görevlilerinin önüne geçerek. "Meral Hanım, Kadir Bey... Unuttuğunuz bir şey var. Burası İstanbul'daki yerel kulübünüz değil. Burası uluslararası bir olimpiyat kampı ve bu çocukların davetiyesi doğrudan ISU Başkanı tarafından imzalandı. Yerel federasyonun kişisel kaprislerle sporcu men etme yetkisi, yarışma sabahı sökmez. Kartları bizzat ben onaylattım. Çocuklar, hemen soyunma odasına!" Gece elimize yeni akreditasyon kartlarını tutuştururken annemin yüzü öfkeden kıpkırmızı kesildi. "Evren! Bunun hesabını Türkiye’ye döndüğümüzde vereceksin! Seni o kulüpten kovdururum!" diye bağırdı arkamızdan. Ama biz çoktan koridoru koşarak geçmiş, arkamızda bıraktığımız o zehirli dünyayı bir kez daha yıkmıştık. Yarışmanın başlamasına sadece on dakika kalmıştı. Serbest program tulumlarımızı giymiş, sahne arkasındaki loş ışıklı bekleme alanında Barkın’la yan yana dikiliyorduk. Ben derin derin nefes alarak heyecanımı yatıştırmaya çalışıyordum. Üzerimde, Kuğu Gölü'nün o trajik sonunu simgeleyen, göğüs kısmı tamamen siyah kristallerle işlenmiş, etekleri tüyleri andıran asimetrik siyah-beyaz bir yarışma tulumu vardı. Saçlarımı her zamankinden daha sıkı toplamıştım. "Çok güzel görünüyorsun, Siyah Kuğum," diye fısıldadı Barkın, arkamdan gelip…

Bölümün tamamını WritePad'de oku