Bölüm 12: Disiplin Hükmü
Yazar: İpek🩷

Sabahın ilk ışıkları Alplerin dondurucu soğuğuyla odanın pencerelerine vurduğunda, şöminenin külleri çoktan soğumuştu. Gözlerimi açtığımda koltuğa baktım; Barkın orada değildi. Gitmişti. Ama koltuğun kenarına bırakılmış, üzerinde "Saat dokuzda idari ofiste ol, başın dik yürümeyi unutma" yazan küçük bir not kâğıdı, dün gecenin bir rüya olmadığının en net kanıtıydı. Saat tam dokuzu gösterirken, otelin zemin katındaki ahşap kaplama disiplin odasının önündeydim. Kalbim bir kuş gibi çırpınıyordu. İçeriden gelen sert konuşma sesleri koridora kadar taşıyordu. Derin bir nefes alıp kapıyı hafifçe ittim ve içeri girdim. Büyük, elips şeklindeki masanın başında Uluslararası Paten Birliği’nin (ISU) İtalyan kamp sorumlusu, federasyon başkanımız ve Evren Hoca oturuyordu. Masanın sol tarafında Bora, elinde tıbbi bir sargıyla sarılmış bileğini öne çıkararak kurban rolünü kusursuzca oynuyordu; hemen yanında ise Alara, kollarını kavuşturmuş kibirli bir zafer gülümsemesiyle dikiliyordu. Sağ tarafta ise Barkın vardı. Üzerine siyah bir ceket giymişti, gözleri dün gecenin uykusuzluğuyla her zamankinden daha fırtınalı griydi. Beni gördüğünde çenesi hafifçe kasıldı ama bakışlarıyla "Sakin ol" mesajı verdi. "Ah, Lidya Hanım da geldiğine göre başlayabiliriz," dedi federasyon başkanı, sesinde iki kulübün arasındaki bu rezaleti temizlemek zorunda kalmanın getirdiği büyük bir bıkkınlık vardı. "Barkın Erdem, dün akşam uluslararası basının ve kamp yetkililerinin gözü önünde, Güney Üniversitesi sporcusu Bora'ya fiziksel saldırıda bulunduğunuz iddia ediliyor. Kamptan men edilmeniz ve olimpiyat vizenizin askıya alınması gündemde." "İddia değil, doğrudan saldırı!" diye araya girdi Bora, sesini mağrur bir tona büründürerek. "Bileğimi sakatlamaya çalıştı. Eğer buradaki sağlık ekipleri müdahale etmeseydi, yarın piste çıkamayacaktım. Bu adam tam bir barbar. Geçen yıl Alara’yı nasıl sakatladığını hepimiz biliyoruz. Şimdi de aynısını bana yapıyor." Evren Hoca elindeki dosyayı masaya sertçe vurdu. "Bora, lafını bil de konuş! Kimsenin kimseyi sakatladığı yok. Dün akşamki dans figürleri sırasında senin Lidya’ya karşı sergilediğin o cüretkar ve rahatsız edici tavrı hepimiz gördük. Barkın sadece partnerini korumak adına müdahale etti." "Partnerini korumak mı?" diyerek Alara öne doğru sinsi bir adım attı. Elindeki akıllı telefonu İtalyan kamp sorumlusunun önüne bıraktı. "O zaman şu videoyu izleyin, Sayın Başkan. Dans bittikten sonra, otel koridorlarında bu ikilinin nasıl gizli kapaklı işler çevirdiğini, Barkın'ın Lidya'yı nasıl tehdit eder gibi duvara sıkıştırdığını kendi gözlerinizle görün. Aralarındaki ilişki profesyonel bir partnerlik değil. Barkın, Lidya'nın üzerinde psikolojik bir baskı kuruyor. Tıpkı geçen yıl bana yaptığı gibi. Bu adam buza ve bu spora zarar veriyor." Ekrandaki görüntüyü uzaktan da olsa gördüm. Dün gece Barkın'ın beni koridor duvarına yaslayıp fısıldadığı o anları, birisi arkadaki loş köşeden gizlice kaydetmişti. Görüntü dışarıdan bakıldığında tamamen yanlış anlaşılmaya müsaitti. Kalbimin duracağını hissettim. Annemin bu videoyu görmesi demek, hayatımın tamamen kararması demekti. İtalyan kamp sorumlusu videoyu izledikten sonra kafasını salladı, kaşlarını çattı ve Barkın’a döndü. "Bay Erdem, bu görüntüler bir sporcu disiplinine yakışmıyor. Kamp kurallarını ve partnerinizin güvenliğini tehlikeye attığınız gerekçesiyle—" "Bir dakika," diyerek odanın kapısı aniden ardına kadar açıldı. İçeri giren Gece’ydi. Nefes nefeseydi, elindeki tableti doğrudan masanın ortasına, İtalyan sorumlunun tam önüne koydu. "O videonun kesilmemiş, öncesine ait olan güvenlik kamerası kayıtları burada. Bora Bey'in dans pistinde Lidya’nın belini nasıl zorla kavradığını, Lidya’nın onu defalarca reddetmesine rağmen fiziksel olarak taciz etmeye devam ettiğini net bir şekilde görebilirsiniz. Barkın Erdem’in müdahalesi, ISU kurallarının 12. maddesinde yer alan 'meşru partner koruma' sınırları içerisindedir." Masadaki herkes ekrana kilitlendi. Videoda Bora’nın beni nasıl sıkıştırdığı,…