KÜF YEŞİLİ

2.

Yazar:

KÜF YEŞİLİ – Diamondstallion kitap kapağı
KÜF YEŞİLİ – Diamondstallion kitap kapağı

Kışın soğuk soluğu, toprağın üzerinde ağır ağır dolaşıyordu. Hava pusluydu; gri gökyüzüyle toprak arasında bir perde gibi süzülen sis, sanki karanlıkla gün ışığının vedasını geciktiriyordu. Timi taşıyan araç, mezarlığın girişinde durduğunda, içeriye sessizlikten başka hiçbir şey taşımadı. Toprak Timi teker teker araçtan indi. Adımları kararlıydı ama içleri paramparçaydı. Karla kaplı taş yoldan geçerken ayaklarının altından hafif bir ezilme sesi yükseldi. Hiçbiri konuşmadı. Bordo bereleri ellerindeydi. Başları önde, dilleri sessizdi. Karlar arasında belli belirsiz bir mezar taşı yükseliyordu: Albay Bekir Koparan Altına yalnızca şu satır kazınmıştı: “Ölüm, geride kalanlar içindir.” Tim üyeleri sırayla durdu mezarın başında. Kulaksız, mezarın taşına kısa bir selam verdi. Diken, mezar taşının yanına bir mermi kabuğu bıraktı. Akkurt, birkaç saniye gözlerini kapadı. Çamur, içindeki haykırışı yumruğuyla bastırdı. Şahin, ellerini cebine soktu; parmakları donmuştu ama titreyen, sadece bakışlarıydı. Hiçbiri tek kelime etmedi. Vedaları sessiz, saygıları sonsuzdu. Acıları herkesin alnına düşmüş ince bir çizgi gibiydi. Sonra hepsi birkaç adım geri çekildi, en önde yalnızca Zümrüt kaldı. Genç kadın, mezar taşının önünde diz çöktü. Soğuk hemen tenine işledi ama umursamadı. Örgülü bakır saçlarının uçları donuk rüzgârda savruluyordu. Parmaklarını mezarın taşına koydu. Ellerini oradan çekemedi. Birkaç saniye hiç kıpırdamadan öylece kaldı. “Amca…” diye fısıldadı sonunda. Sesi çatlak ama kararlıydı. “Ben geldim.” Yutkundu. Soğuk havayı içine çekince göğsü sızladı. Gözleri mezar taşına kilitlendi. “Sen bana bir isim verdin. Bir geçmiş. Bir yön. Sana hiçbir zaman baba diyemedim ama sen benim tek ailemdin.” Dolan gözlerini örtbas etmeye çalışmadan konuşmaya devam etti. “Seni babam olarak görmediğim için değildi. Yalnızca o kirli sıfattan daha fazlasını hak ediyordun…” Bir süre konuşmadı. Rüzgar, karı savururken aralarındaki boşluğu örttü. “Sözüm var, hesabını soracağım. Hem kendi kanımdan olanlardan, hem senden kalan gölgelerden. Senin adını toprağa değil, direnişin en aydınlık yerine kazıyacağım.” Ayağa kalktı. Bordo beresini usulca başına geçirdi. Son bir kez selam durdu. Rüzgar yüzünü tırmalarken gözlerini kırpmadı. “Artık senin yerine ben varım ama içimde hep sen yürüyeceksin.” Arkasını döndü. Timi, birkaç adım gerisindeydi. Zümrüt yürümeye başladı. Ayakları, soğuk zemine rağmen dimdikti. Yürek ağırlığı ise her adımda biraz daha oturuyordu sırtına. - Şırnak Merkez Karargâhı - Karargâh binasının taş duvarları soğuktan buz kesiyordu. Pencereler buğuluydu, içerisi sessiz. Albay Ahmet Duman, genişçe masasında elindeki dosyaları inceliyordu. Kapı tıklatıldığında başını kaldırdı. Kapı aralandı, içeri Zümrüt Karasu girdi. Asker selamını verdi. “Yüzbaşı Zümrüt Karasu. Emrinizdeyim komutanım.” Ahmet Duman, ayağa kalktı. Zümrüt’ü süzdü. Gözlerinin içine baktı. O an sadece askerini değil, kaybettiği dostunun izini görmeye çalışıyordu. “Sen, tıpkı Bekir gibi bakıyorsun.” dedi. “Başın dik ama gözlerin hep tetikte.” Zümrüt gururla daha da dikleşti. “Onun yolunda, onun izindeyim komutanım.” Albay, pencereye doğru yürüdü. Gecenin karanlığında dışarıda hiçbir şey görünmüyordu ama yine de bir şeyleri izliyormuş gibi konuştu. “Bekir seninle ilgili konuşurdu hep. Derdi ki, ‘O kız var ya… acının içinden geçti ama yanmadı. Onu duman değil, alev sardı. Dışı soğuk, içi ateş. Bir gün bu ülkenin kaderinde izi olacak.’” Zümrüt bir an sustu. Sonra sordu: “Gerçekten bana inandığını düşünür müydünüz?” “Ben değil,” dedi Albay, yüzünü Zümrüt’e dönerken. “O seni mezarına kadar taşıyacak kadar inanıyordu. Ve bana bir mektup bıraktı. İçinde sen varsın. ‘Zamanı geldiğinde ver’ dedi. Geldi mi o zaman, Zümrüt?” Zümrüt gözlerini kaçırmadı. “Bilmiyorum komutanım ama gelmediyse bile, ben hazırım.” Albay, başıyla onayladı ve çekmecesinden çıkarttığı mektubu genç kadının soğuktan yıpranmış eline bıraktı. Zümrüt mektuba amcasına sığınır gibi tutundu. İlk fırsatta açmaya da kararlıydı. “K…

Bölümün tamamını WritePad'de oku