KÜÇÜK SEVGİLİM

7

Yazar:

KÜÇÜK SEVGİLİM - HatunGöksu AYDIN kitap kapağı
KÜÇÜK SEVGİLİM kitap kapağı

Sare’yi hastaneye yetiştirmek için can atıyordum; ona bir şey olacak diye içim paramparçaydı. Ne yapıp edip hastaneye yetişmem gerekiyordu. Arkadan bir araba sesini duyunca anladım ki, o araba Sare’nin abisi ve ablasıydı. Kim bilir nasıl da korkmuşlardı. Abisi yüzünden Sare’nin kolu ciddi şekilde yaralanmıştı. Demir bir arabanın içinde, Sare’yi yavaşça arka koltuğa yatırıp yanına bindim. Elim sürekli onun üstündeydi, ateşi giderek daha da yükseliyordu. İçimden “çok korkuyorum” diye geçiriyordum. Hastaneye on dakika içinde varmıştık. Kapıdan içeri girdiğimizde bağırarak “Doktor!” dedim, sesim sokaktakiler ve tüm hastane tarafından duyulmuştu. Sare, kucağımda gözlerini açtığında, “İyi olacaksın, güzelim” dedim ve onu sedyeye bıraktım. İçimde derin bir burukluk vardı, bunu annem ve babam da hissediyordu. Burukluk, sanki her şeyin üstüne bir gölge gibi çökmüştü. Acilin kapısında beklerken, Sare’nin güzelliği gözümün önünden gitmiyordu ve buruk bir şekilde gülümsedim. Bu kız bana aşıktı, hareketlerinden bunu anlamıştım. Büyük aşklar genellikle nefretle başlar, değil mi? İşte bizimki de büyük bir nefretle başlamıştı. O sırada Sare’nin abisi Mert yanıma geldi ve yakama yapışıp, “Senin yüzünden kardeşim burada!” dedi. Ben de sinirle, “Mert, kardeşini sen yaraladın!” diye bağırdım. Mert bir an durakladı, sonra “Kardeşimi koruma içgüdüsüyle böyle yaptım,” dedi ve yüzü asıldı. Sare ölürse, bunun sebebinin ben olduğumu söyledim, “Mert, bunu unutma,” diyerek arkamı döndüm. Tam dönerken, doktorla karşılaştım. Doktor: “Timur Bey, Sare Hanım’ın yarası çok derindi. Ameliyata almak zorunda kaldık. Şu an yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı.” Timur: “Doktor, Sare’ye bir şey olursa, bu hastaneyi başınıza yıkarım, haberiniz olsun.” Doktor: “Timur Bey, elimizden geleni yapıyoruz. Lütfen sakin olun ve sabırla bekleyin.” Halime ağlıyordu, Mert ise sessizce oturuyordu. Sare’nin yoğun bakıma alındığını söyledim, sonra Mert’in yanına oturdum. “Mert, kardeşim özür dilerim,” dedim. Sinirle yakasına yapışıp bir an öfkelendim, ama Mert yüzüme bakıp, “Sen kardeşine aşıksın,” dedi. Bunun çok mu belli olduğunu sordum. Halime’ye bakıp, “Ablasının kadar güzel,” dedim ve kalktım. “Mert, nereye?” diye sordu. “Ben Sare’yi göreceğim, size haber veririm,” diyerek hastaneye doğru yürüdüm. Yoğun bakım ünitesine geldiğimde, doktor Mustafa Bey’i gördüm. Ona rica ettim, ve Sare’yi görmek için 5 dakika içeriye girme izni aldım. Steril kıyafetlerimi giyip, boneyi kafama taktım ve içeri girdim. Gözlerim dolmuştu çünkü benim meleğim orada sessizce yatıyordu. Yanına gidip elini tuttum, hemen tepki verdi. “Güzelim,” diyip başını okşadım. “İyi olacaksın, yine bana kıskanacağını, nefretini ortaya koyacaksın, yeter ki iyileş, yeter ki yanımda ol. Güzel kızım, beni ve aileni yalnız bırakma, ne olur,” dedim, yüzünü okşayarak. Beş dakika dolunca, ona son bir kez bakarak çıktım. O sırada Halime bizi izliyordu. Yanına gidince, “Kardeşin iyi olacak,” dedim. Halime, buruk bir gülümseme ile “Sen ona iyi bak, Timur,” dedi ve önüne dönüp kardeşini izlemeye başladı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku