KÜÇÜK SEVGİLİM

5

Yazar:

KÜÇÜK SEVGİLİM - HatunGöksu AYDIN kitap kapağı
KÜÇÜK SEVGİLİM kitap kapağı

Odama girdiğimde oldukça sinirliydim. Koray Aydın'ı bulamamışlardı, içerde bir türlü duramıyordum. Telefonum çaldı, avukatım Azra Hanım'dı. İlk başta açmadım, çünkü sinirim hala geçmemişti. İkinci çaldığında açtım. Telefonla konuşurken gözüm, Sare'nin camına takıldı. O an, Sare camdan beni izliyordu. Kafamı sallayıp telefonla konuşmaya devam ettim. Belki korkmuştu, ama ben asla bir kadına şiddet uygulayacak biri değildim. Birçok adamı bu yüzden darp etmiştim çünkü kadınlar, her zaman zarif ve korunması gereken çiçeklerdi. Sare'ye şiddet uygulamamalıydım; belki de onu sadece korumaya çalışacaktım. Evet, bir şekilde ona aşık oluyordum. O kadar zarif bir kızdı ki... Kapı tıklandı. "Gel," dedim, içeri Alihan girdi. "Abi, yemek yiyeceğiz, gel," dedi. Telefonu kapatıp aşağı indim. Maria sofrayı hazırlıyordu. Ben de Amerikan mutfağının tezgahının önündeki sandalyeyi çekip oturdum. Alihan yanımda, Maria ise karşımdaydı. Maria: "Abi, iyi misin?" Timur: "Hiç iyi değilim, Maria." Maria: "Abi, merak etme, bulacaksınız." Timur: "Bulduğumda, annem ve babamın intikamını alacağım." Yemek yerken telefonum tekrar çaldı, Azra Hanım'dı. Konuştuktan sonra, kardeşlerime Azra Hanım'ın geleceğini söyledim ve sofradan kalkıp üstümü değiştirmeye gittim. Tam üstümü değiştirdim, kapım çaldı. "Gel," dedim ve Azra Hanım içeri girdi. Beni dinleyen tek kişiydi, avukattan çok psikolog gibi hissettiriyordu. Konuşurken ses tonu beni rahatlatıyordu. Azra Hanım'a koltuğa oturması için buyur ettim. Birden, yine Sare'nin camına baktım. Sare, kıskanıp perdesini çekmişti. Bu kız bana kesinlikle aşık olmuştu, ama silahı gördü mü, görmedi mi bilmiyordum. Gördüyse, mafya olduğumu anlamış olmalıydı. Azra Hanım: "İyi misin, Timur?" Dönüp ona baktım. "Galiba aşık oluyorum," dedim. Azra Hanım, gülerek "Kim şanslı kız?" dedi. O sırada Sare'nin camına bakıp, "Karşı villada oturuyor. Hani derler ya, 'Büyük aşklar nefretle başlar,' diye. Galiba benimki de öyle bir şey," dedim. Azra Hanım gülümseyerek, "Timur, sen bayağı aşık olmuşsun," dedi ve omuzuma dokundu. "Ama mafya işleriyle uğraştığını bilmemeli. Öğrenirse sıkıntı olur," diye ekledi. Kafamı sallayarak, "Tamam," dedim. Ardından asıl meseleyi gündeme getirdim. "Azra Hanım, şu Koray Aydın'ı hangi cehennemdeyse, bulduğumda doğduğuna pişman edeceğim," dedim. Azra Hanım, tabletini açıp bana Koray'ın sicilini gösterdi. Sicil oldukça kabarıktı, kadına şiddetten tutun da cinsel istismara kadar her şey vardı. O an kesinlikle bir karar vermiştim: Bu Koray denen şeref yoksununu bulmam şarttı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku