KÜÇÜK SEVGİLİM

4 Maria ile çok iyi anlaşacağımıza emindim. Bend

Yazar:

KÜÇÜK SEVGİLİM - HatunGöksu AYDIN kitap kapağı
KÜÇÜK SEVGİLİM kitap kapağı

Maria ile çok iyi anlaşacağımıza emindim. Benden yaşça küçüktü, genelde 17-18 yaş grubuyla takılıyordum çünkü yaşım küçük gösteriyordu. Maria'nın abileri bana pek itici geliyordu; özellikle büyük abisi, tam anlamıyla dağ ayısı gibiydi. Biz Maria ile konuşurken, o direk odasına çıkmıştı. Ben bu adamla ne yapacağımı bilmiyordum. Maria ile konuştuktan sonra eve geçtim. Ablam mutfakta bir şeyler yapmaya çalışıyordu, abim ise Galatasaray-Fenerbahçe maçını izliyordu. Ben de odama çıkıp telefonumla oynamaya başladım. Sonra aklıma Sudenaz geldi. Çocukluğumun bana verdiği en güzel arkadaştı. Bir tek Sudenaz vardı; kötü anımda, iyi anımda, üzgün olduğum zamanlarda, mutlu olduğum zamanlarda hep yanımda olan arkadaşımdı. Telefon numarasını değiştirmemişse diye umutlanarak aradım. İlk çaldığında açtı. "Sudenaz?" dedim. "Tanıyamadım," dedi. "Ben Sare, numaramı silmemişsin," dedim. "Sare mi? Hahaha, sen benim çocukluğumun en değerli hediyesin," diye karşılık verdi. O an bir yandan Timur’un odasına bakıyordum. Odanın içinde telaşlı bir şekilde oradan oraya yürüyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Bir yandan Sudenaz ile konuşuyor, ne yapacağımı bilemez halde Timur’un odasını izliyordum. Sudenaz’ın telefonu kapatacağını anlayınca, "Tamam," diyip telefonu kapattım. Camın önüne doğru yürüdüm ve Timur'un odasına göz attım. Elinde bir silah vardı. Gözlerim kocaman açıldı. O an Timur kafasını benim odamın camına doğru çevirdi ve ben olduğum yerde donakaldım. Gözleriyle beni fark etmişti, kafasını sallayıp telefon konuşmasına devam etti. O an korkmaya başladım. "Ya bana bir şey yaparsa?" diye düşündüm. O sırada ablam beni çağırdı, hemen mutfağa inip ablama yardım ettim. Ama aklımda hâlâ Timur'un delici bakışları vardı. Çok korkuyordum ama ablamla abime belli etmiyordum. Abime belli etsem, Timur boynuna yapıştırırdı, o yüzden hiçbir şey hissettirmemeye çalışıyordum. Sofrayı hazırlayıp abimi de çağırdık. Sofraya oturduk, yemeklere bakıp yiyeceğim yemekleri tabağıma aldım. Ama boğazımdan geçmiyordu. Zorla yemeğimi yemeye çalıştım çünkü aklımda hâlâ Timur'un bakışları vardı. "Aşık oldum herhalde o suratsıza," diye düşündüm, ama sonra kendimi toparladım. "Yok, Sare, elinde silah vardı, gördün işte," diye kendi kendime sesli düşündüm. Ablam bana bakıp, "İyi misin Sare?" diye sordu. Şaşkınlıkla saçmaladım. "Abla, şey... iyiyim," diyip sofradan kalktım. Hızla odama gidip camın önüne geldim. Timur’un odasının ışığı kapalıydı. "Silah ne alaka?" diye düşünürken, birden Timur'un odasının ışığı yandı ve yanında bir kızla girdi. O an sinir krizine girecektim. "Sare, saçmalama, sen bu dağ ayısına aşık değilsin, boşuna kıskanma!" diyip perdemi çekip pijamalarımı giydim. Yatakta yarım kalan kitabımı okumaya başladım ama konsantrasyonum bir türlü tam olamıyordu. Neyse ki uykum gelmişti. Başımı yastığa koyar koymaz direkt uyudum. Rüyamda Timur ile evleniyordum. Birden uyandım ve içimden, "Hayır Sare, sadece rüya," diyip geri yattım.

Bölümün tamamını WritePad'de oku