KÜÇÜK SEVGİLİM

38

Yazar:

KÜÇÜK SEVGİLİM - HatunGöksu AYDIN kitap kapağı
KÜÇÜK SEVGİLİM kitap kapağı

38. Bölüm — Lale Kasası Hastane koridorunda zaman durmuş gibiydi. Yoğun bakım odasının kırmızı ışığı hâlâ yanıyordu. Kapının arkasında doktorlar Koray'ı hayata döndürmek için mücadele ederken, dışarıda bekleyen herkes kendi düşünceleriyle savaşıyordu. Sare, avucunun içindeki paslı anahtara baktı. Parmakları titriyordu. Bu anahtar... Belki de çocukluğundan beri peşinde olduğu bütün soruların cevabını saklıyordu. Annesi... Babası... Doğmamış bebeği... Hepsi aynı hikâyenin içindeydi. Timur sessizce yanına geldi. "İyi misin?" Sare gözlerini anahtardan ayırmadan konuştu. "Hayır." "Hayatım boyunca annemin mezarına çiçek götürdüm." "Her doğum günümde onun için dua ettim." "Şimdi biri bana yaşıyor diyor." "Buna nasıl inanacağım?" Timur yavaşça omzuna dokundu. "İnanmak zorunda değilsin." "Gerçeği bulacağız." Komiser derin bir nefes verdi. "Önce Koray'ın yaşaması gerekiyor." Tam o sırada yoğun bakım kapısı açıldı. Doktor maskesini çıkarırken yorgun görünüyordu. "Hastayı şimdilik stabil hale getirdik." Sare rahat bir nefes aldı. "Ama..." Doktor cümlesini tamamladı. "Bir süre konuşamayacak." "Vücudu çok kan kaybetti." "Hayati tehlikeyi tamamen atlatmış değil." Sare teşekkür ederek tekrar oturdu. Doktor uzaklaştığında Timur cebindeki telefonu çıkardı. Ekrana bilinmeyen bir numara düştü. Bir an tereddüt etti. Sonra cevapladı. "Dinliyorum." Karşı taraftan boğuk bir erkek sesi geldi. "Koray fazla konuştu." Timur'un yüzü sertleşti. "Sen kimsin?" "İsimlerin hiçbir önemi yok." "Ama elinizdeki anahtar..." "...yanlış kapıyı açacak." Timur sessiz kaldı. Adam devam etti. "Lale Kasası'nı açarsanız yalnızca gerçekleri değil..." "...ölümü de serbest bırakacaksınız." Hat kapandı. Timur birkaç saniye telefonu elinde tuttu. Komiser hemen numarayı istedi. "Siber ekip takip etsin." Dakikalar sonra cevap geldi. "Tek kullanımlık hat." "Konumu bulunamıyor." Timur derin bir nefes verdi. "Beklediğim gibi." --- Aynı saatlerde... Şehrin dışında... Eski bir malikâne. Loş odanın ortasında büyük, yuvarlak bir masa vardı. Masanın etrafında yüzleri gölgede kalan altı kişi oturuyordu. Masanın başındaki adam konuştu. "Anahtar bulundu." Bir kadın sesi duyuldu. "Koray başarısız oldu." Başka biri sakin bir tonla cevap verdi. "Hayır." "O görevini tamamladı." Masanın başındaki adam önündeki dosyayı kapattı. "Sare sonunda bizi bulacak." "Tam da istediğimiz gibi." Kadın şaşırdı. "Neden?" Adam hafifçe gülümsedi. "Çünkü bazı kapılar dışarıdan açılamaz." "İçeri girmeleri gerekiyor." Masadaki herkes sustu. Adam önündeki gümüş renkli lale rozetine dokundu. "Oyun başladı." --- Ertesi sabah... Timur, Sare ve Komiser hastaneden ayrıldı. Koray'ın ceketindeki metal plakada küçük bir adres yazıyordu. Şehrin en eski banka binası. Yıllardır kullanılmıyordu. Arabadan indiklerinde hava kapalıydı. Rüzgâr eski tabelaları sallıyordu. Paslanmış demir kapının üzerinde silinmeye yüz tutmuş bir yazı vardı. Lale Emanet Kasaları Komiser çevreyi kontrol etti. "Çok sessiz." Timur başını salladı. "İşte bu hoşuma gitmiyor." Kapıyı zorlayınca eski menteşeler gıcırdayarak açıldı. İçerisi karanlıktı. El fenerleri yanınca yıllardır dokunulmayan toz bulutları havaya kalktı. Dar koridor boyunca yüzlerce kasa dizilmişti. Numaralar tek tek geçiliyordu. Koray'ın bıraktığı notta yazan numara en sondaydı. Kasa 117. Sare anahtarı çıkardı. Titreyen eliyle kilide yerleştirdi. Anahtar ilk denemede döndü. Metal kapak ağır ağır açıldı. Üçü de nefesini tuttu. Kasada üç eşya vardı. Kalın siyah bir dosya... Eski bir kaset kayıt cihazı... Ve sararmış bir fotoğraf. Sare önce fotoğrafı aldı. Fotoğrafı gördüğü anda dizlerinin bağı çözüldü. Annesi... Gülümsüyordu. Yanında babası vardı. İkisi de gençti. Ama onları şaşırtan bu değildi. Arkalarında altı kişi daha duruyordu. Hepsinin ceketinde aynı sembol vardı. Gümüş bir lale. Timur dosyayı açtı. İlk sayfada tek satır yazıyordu. Konsey Üyeleri – Gizli Altında isimler sıralanıyordu. İlk iki isim çizilmişti. Üçüncü isim okunuyordu. Murat Aksoy Dördüncü ismi gören Timur'un yüzü bir an…

Bölümün tamamını WritePad'de oku