37
Yazar: HatunGöksu AYDIN

37. Bölüm — Yaşayan Geçmiş Oda sessizliğe gömüldü. Sare'nin kulaklarında tek bir cümle yankılanıyordu. "Annen hâlâ yaşıyor." Başını yavaşça iki yana salladı. "Hayır..." Gözlerinden yaşlar süzüldü. "Hayır... bunu söyleme." Koray güçlükle nefes aldı. "Yalan söylemiyorum." Timur şaşkınlıkla Koray'a baktı. "Elinde bunu kanıtlayacak bir şey var mı?" Koray gözlerini kapattı. "Beni vuran adam..." Derin bir nefes aldı. "...ölmeden önce konuştu." Sare yatağa biraz daha yaklaştı. "Ne söyledi?" Koray kısık bir sesle cevap verdi. "'Kadını hâlâ saklıyorlar.' dedi." Sare'nin kalbi göğsüne sığmıyordu. "Hangi kadını?" Koray gözlerini onun gözlerine çevirdi. "Anneni." Odanın içindeki herkes donup kaldı. Komiser sessizce not defterini kapattı. "Bu ifade dosyanın tamamını değiştirir." Koray başını hafifçe salladı. "Bitmedi." Sare'nin sesi titriyordu. "Daha ne var?" Koray dudaklarını araladı. "Murat Aksoy tek başına değil." "O zaman kim?" Koray cevap vermeden önce kapıya baktı. Sanki biri dinliyormuş gibi. Sonra fısıldadı. "Konsey." Timur'un yüzü gerildi. "Demek gerçekten var..." Komiser şaşkınlıkla baktı. "Konsey de ne?" Timur ağır ağır konuştu. "Yıllardır adı fısıltıyla dolaşan gizli bir örgüt." "Resmî kayıtlarda yok." "Ama siyasetten iş dünyasına kadar her yere uzanan bir ağları olduğu söylenir." Koray başını salladı. "Baban onların yalnızca bir parçasıydı." Sare'nin dizlerinin bağı çözüldü. "Yani..." "Bütün bunlar..." Koray gözlerini kapattı. "Daha büyük bir planın parçası." Tam o sırada yoğun bakım odasının ışıkları bir anlığına söndü. Sonra tekrar yandı. Herkes irkildi. Koridordan alarm sesi yükseldi. Hemşireler koşmaya başladı. Bir güvenlik görevlisi bağırıyordu. "Elektrik odasını kontrol edin!" Komiser hemen kapıya yöneldi. Timur da arkasından çıktı. Sare ise Koray'ın yanından ayrılmadı. Koray cebini işaret etti. "Ceketim..." Sare şaşkınlıkla baktı. "Ne var?" "İç cebinde..." "...bir anahtar." Timur hemen sandalyedeki ceketi aldı. İç cebini kontrol etti. Gerçekten de eski, paslı bir anahtar vardı. Ucuna küçük metal bir plaka iliştirilmişti. Üzerinde yalnızca iki kelime yazıyordu. "Lale Kasası." Komiser anahtarı dikkatle inceledi. "Bu neyin anahtarı?" Koray gözlerini açtı. "Gerçeğin." Sare anahtara bakarken nefesi hızlandı. "Bu kasa nerede?" Koray cevap vereceği sırada monitörden keskin bir uyarı sesi yükseldi. Kalp ritmi hızla bozuluyordu. Hemşireler içeri daldı. "Lütfen dışarı çıkın!" Sare istemeden geri çekildi. Kapı yüzüne kapandı. Camın ardından Koray'ın etrafında toplanan doktorları izliyordu. Dakikalar geçmek bilmiyordu. Elindeki paslı anahtarı sıkıca tuttu. İçinde büyüyen bebeği... Hayatta olduğunu öğrendiği annesi... Ve henüz yüzünü bile görmediği düşmanlar... Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Koridorun diğer ucunda siyah kapüşonlu bir adam onları sessizce izliyordu. Telefonunu kulağına götürdü. "Söyledi." Karşı taraftan kısa bir sessizlik oldu. Adam gözlerini Sare'den ayırmadan cevap verdi. "Evet..." "...Anahtar artık onların elinde." Telefon kapandı. Kapüşonlu adam arkasını dönüp hastanenin karanlık koridorunda gözden kayboldu. Ve savaş, şimdi gerçekten başlamıştı.