36
Yazar: HatunGöksu AYDIN

Muayene odasının kapısı yavaşça açıldı. Doktor birkaç saniye tereddüt etti. Sonra içeri girdi. Sare serumun bağlı olduğu koluna bakıyordu. Başındaki ağrı biraz hafiflemişti ama içindeki sıkışmışlık hâlâ aynıydı. “Bir sorun mu var?” diye sordu. Doktor dosyayı kapattı. “Hayır,” dedi sakin bir sesle. “Ama sizinle paylaşmam gereken bir sonuç var.” Sare kaşlarını çattı. Doktor birkaç saniye sustu. “Hamilesiniz.” O an zaman durdu. Sare'nin yüzündeki ifade dondu. Duyduğu kelime zihnine ulaşmıştı ama anlamı ulaşmamıştı. “...Ne?” “Yaklaşık yedi haftalık.” Sare nefes almayı unuttu. Ellerine baktı. Sonra karnına. Sonra tekrar doktora. “Hayır...” Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı. “Bir hata olmalı.” Doktor anlayışla başını salladı. “Test sonuçları oldukça net.” Sare'nin gözleri dolmaya başladı. Hayatı son birkaç saatte paramparça olmuştu. Babasının gerçek yüzü ortaya çıkmış... Koray ölüm kalım savaşı verir hâle gelmiş... Ve şimdi... Bir bebek. Bir anda kapı yeniden açıldı. Timur içeri girdi. Bakışları doğrudan Sare'ye kaydı. Sare onun gözlerinde gördüğü şeyi hemen anladı. O da öğrenmişti. Odanın içinde ağır bir sessizlik oluştu. Doktor ikisine de kısa bir bakış attıktan sonra çıkıp kapıyı kapattı. Artık yalnızlardı. Sare gözlerini kaçırdı. Timur ise olduğu yerde kalmıştı. İlk kez konuşacak kelime bulamıyordu. Dakikalar gibi gelen birkaç saniye geçti. Sonunda Sare fısıldadı. “Bir şey söyle.” Timur derin bir nefes aldı. “Ben de ne diyeceğimi bilmiyorum.” Sare'nin gözlerinden yaşlar süzüldü. “Ben bilmiyorum Timur.” Bu kez sesi kırılmıştı. “Gerçekten bilmiyorum.” Timur yavaşça yanına geldi. “Benden korkuyor musun?” Sare başını kaldırdı. “Hayır.” “Pişman mısın?” Bu soru havada asılı kaldı. Sare cevap vermedi. Çünkü cevap bundan çok daha karmaşıktı. Yaşadığı hiçbir şey planladığı gibi olmamıştı. Ama içinde büyüyen canın suçu yoktu. Timur onun sessizliğini dikkatle izledi. Sonra ilk kez elini uzatıp parmaklarını tuttu. “Ne olursa olsun yalnız değilsin.” Sare'nin gözleri yeniden doldu. “Bunu söylemek kolay.” “Hayır,” dedi Timur. “Benim için de kolay değil.” Sare ona baktı. Timur'un yüzünde alışık olduğu o sert ifade yoktu. İlk kez gerçekten korkuyordu. Ama kaçmıyordu. Tam o sırada koridorda koşuşturmalar başladı. Bir hemşire hızla geçti. Ardından başka biri. Sare'nin kalbi sıkıştı. “Koray...” İkisi de aynı anda ayağa kalktı. Kapı açıldı. Bir doktor ameliyathane tarafından geliyordu. Yüzündeki ifade okunamıyordu. Sare'nin kalbi göğsüne sığmıyordu. “Koray Demir'in yakınları?” Sare bir adım öne çıktı. “Ben.” Doktor birkaç saniye sustu. Sonra hafifçe gülümsedi. “Ameliyattan çıktı.” Sare'nin dizlerinin bağı çözüldü. Nefesi titreyerek dışarı çıktı. “Hayati tehlikeyi atlattı.” O an gözlerinden yaşlar boşaldı. Çünkü saatlerdir ilk kez iyi bir haber alıyordu. Ama doktorun devam eden sözleri yeni bir sessizlik yarattı. “Fakat uyandığında bazı sorularımız olacak.” Timur'un kaşları çatıldı. “Neden?” Doktor ciddi bir ifadeyle cevap verdi. “Çünkü ameliyat öncesinde verdiği ifadede, dosyada yer almayan başka isimlerden bahsetti.” Sare'nin yüzü gerildi. “Ne isimleri?” Doktor başını iki yana salladı. “Bunu kendisinden dinlemeniz gerekecek.” Sonra ekledi: “Çünkü anlattıkları, bu olayın aslında henüz bitmediğini gösteriyor.” Ve o an... Sare anladı. Babasının düşmesi savaşın sonu değildi. Sadece başlangıcıydı.Doktor uzaklaştıktan sonra koridorda ağır bir sessizlik kaldı. Sare olduğu yerde donmuştu. Koray yaşıyordu. Bu düşünce bile omuzlarına çöken yükün bir kısmını hafifletmişti. Ama aynı zamanda doktorun son sözleri zihninde yankılanıyordu. "Bu olay henüz bitmedi..." Timur yanına geldi. "Sare." Genç kız başını kaldırdı. "Onunla konuşmam lazım." Timur başını salladı. "Ama önce dinlenmelisin." Sare acı bir şekilde güldü. "Dinlenmek mi?" Gözleri doldu. "Hayatım bir gecede yıkıldı Timur." Timur cevap veremedi. Çünkü haklıydı. Tam o sırada bir polis memuru koridora geldi. "Hanımefendi." Sare ona döndü. "Komiser sizinle görüşmek istiyor." Sare'nin yüzü gerildi.…