35
Yazar: HatunGöksu AYDIN

35. Bölüm — Kırılma Noktası Sare dosyaya baktı. Parmaklarının arasındaki klasör ağırdı. Sanki içinde sadece kâğıt değil, yıllardır saklanan bütün sırlar vardı. Kan bulaşmış kapağı avuçlarına yapışıyordu. Komiser bir adım daha yaklaştı. “Elindeki dosyayı yere bırak,” dedi tekrar. Bu kez sesi daha sertti. Ama Sare’nin gözleri dosyada değildi artık. Koray’daydı. Yerde hareketsiz yatıyordu. Ambulans sesleri yaklaşırken zaman garip şekilde yavaşlamıştı. Polislerin bağırışları uzaktan geliyormuş gibiydi. Timur’un nefesi, babasının titreyen elleri, yerdeki mermi kovanları… Hepsi bulanıktı. Net olan tek şey Koray’dı. Bir anda geçmişten parçalar zihnine üşüştü. O geceki bakışları… Telefonun ucundaki sessizliği… Kendisini kurtarmak için yalan söyleyişi… Ve biraz önce, o kurşunun önüne düşünmeden atlayışı… Sare’nin boğazı düğümlendi. “Silah yok üstünde!” diye bağırdı bir polis. “Dosyayı bırak ve ellerini kaldır!” Sare yavaşça başını kaldırdı. Gözlerinin içindeki öfke sönmüştü artık. Yerine başka bir şey gelmişti. Acı. “Bu dosya…” dedi sessizce, “her şeyi bitirebilir.” Komiser dikkatle ona baktı. “Neyi?” Sare cevap vermedi. Babası panikle araya girdi. “Sakın—” “Sus!” diye bağırdı Sare aniden. Depoda yankılanan sesi herkesi susturdu. Babası ilk kez gerçekten korkmuş görünüyordu. Sare ağır adımlarla polise doğru yürüdü. Polisler tetikteydi. Timur nefesini tuttu. Sonunda Sare dosyayı komiserin önüne uzattı. “Burada isimler var,” dedi titrek ama kararlı bir sesle. “Kirli para akışı… cinayet emirleri… satın alınmış insanlar…” Babası başını iki yana salladı. “Sare yapma…” Sare gözünü bile kırpmadı. “Ben yıllarca neden kaçtığımı bilmiyordum,” dedi. “Meğer herkes benden gerçeği kaçırıyormuş.” Komiser dosyayı aldı. Sayfaları hızlıca çevirmeye başladı. Yüzündeki ifade saniyeler içinde değişti. Çünkü gördüğü şey küçümsenecek gibi değildi. Bir polis aniden bağırdı: “Komiserim! Yaralı hâlâ nefes alıyor!” Sare’nin kalbi duracak gibi oldu. Bir saniye. Sonra doğrudan Koray’a döndü. Sağlık ekipleri hızla içeri girerken Sare istemsizce geri çekildi. Ellerine baktı. Koray’ın kanı hâlâ avuçlarındaydı. Ve ilk kez… Bu kadar korkuyordu. Sağlık görevlileri Koray’ı sedyeye yerleştirirken Sare’nin gözleri ondan ayrılmadı. Tam sedye kapıya yaklaşırken… Koray’ın eli hafifçe kıpırdadı. Çok küçük bir hareketti. Belki kimse fark etmezdi. Ama Sare gördü. Ve ardından… Koray’ın dudakları güçlükle aralandı. “S… Sare…” Sare’nin nefesi kesildi. Polis sirenleri, bağırışlar, ışıklar… Bir anda hepsi sustu sanki. Çünkü ilk kez… Koray onun adını böyle söylemişti.Sağlık ekipleri Koray’ı hızla ambulansa taşırken Sare olduğu yerde kalmıştı. Ayakları sanki zemine çivilenmişti. Kapılar kapanırken ambulansın kırmızı ışıkları yüzüne vuruyor, gözlerindeki donukluğu daha da belirginleştiriyordu. Timur birkaç adım gerisinde durmuş onu izliyordu. Ne diyeceğini bilmiyordu. Çünkü Sare ilk kez güçlü görünmüyordu. İlk kez gerçekten yıkılmıştı. Ambulans hareket ettiğinde Sare’nin dizlerinin bağı çözüldü. Dengesini kaybeder gibi oldu. Timur refleksle ona uzandı. “Sare…” O an Sare hiç düşünmeden ona sarıldı. Bir anda. Sertçe. Sanki düşüyordu da tutunacak tek kişi Timur’du. Timur önce donup kaldı. Sonra kollarını yavaşça onun etrafına sardı. Sare’nin omuzları titriyordu. Ağlamıyordu. Ama nefesi parçalanıyordu. “Ben…” dedi boğuk bir sesle. “Ben onu kaybediyorum sandım.” Timur gözlerini kapattı. Saçlarına bulaşan barut kokusu hâlâ hissediliyordu. “Kaybetmedin,” diye fısıldadı. “Hâlâ savaşıyor.” Sare parmaklarını Timur’un montuna daha sıkı geçirdi. “Her şey benim yüzümden oldu,” dedi kısık sesle. “Hayır.” “Oldu!” diye patladı Sare. “Bu dosyanın peşine düşmeseydim… hiçbiriniz burada olmayacaktınız!” Timur geri çekilip yüzüne baktı. “Bizi bu karanlığın içine sen sürüklemedin,” dedi net bir sesle. “Sen sadece gerçeği açığa çıkardın.” Sare gözlerini kaçırdı. Hayatı boyunca ilk kez biri onun yükünü hafifletmeye çalışıyordu. Ve bu his… Yabancıydı. Polisler depoda dolaşırken komiser yanlarına yaklaştı. “Eli…