34
Yazar: HatunGöksu AYDIN

Polis sirenlerinin sesi deponun duvarlarında yankılanırken, Sare hâlâ dizlerinin üzerindeydi.Kollarında Koray’ın ağırlaşan bedeni…Avuçlarında sıcaklığını kaybetmekte olan bir gerçek…Ve içinde, geri dönüşü olmayan bir kırılma.“Koray…” diye fısıldadı bir kez daha.Ama bu kez cevap gelmedi.Gözleri onun yüzünde kaldı. O yüz, yıllardır çözemediği bir bilmeceydi. Bazen düşman, bazen gölge, bazen koruyucu… ama hiçbir zaman gerçekten tanıdığı biri olmamıştı.Şimdi ise ilk kez savunmasızdı.İlk kez sessizdi.İlk kez… insandı.Timur yavaşça yanlarına geldi. Nefesi hâlâ düzensizdi, elleri kan içindeydi.Timur yavaşça yanlarına geldi. Nefesi hâlâ düzensizdi, elleri kan içindeydi. Ne diyeceğini bilmiyordu. Çünkü bazı anlarda kelimeler, gerçeğin yanında çok küçük kalırdı.“Yaşıyor mu?” diye sordu sonunda.Sare cevap vermedi.Parmaklarını Koray’ın boynuna götürdü. Titreyen elleri nabız aradı.Yaşıyor mu?” diye sordu sonunda.Sare cevap vermedi.Parmaklarını Koray’ın boynuna götürdü. Titreyen elleri nabız aradı.Bir an…İki an…Sonra gözlerini kapattı.“Bilmiyorum…”Ama aslında biliyordu.Babası birkaç adım ötede durmuş, olduğu yere çakılmış gibiydi. Yüzü bembeyazdı. Gözlerinde sadece korku yoktu artık. Suçluluk, yorgunluk, pişmanlık… hepsi birbirine karışmıştı.Polis gelmeden buradan çıkmalıyız,” dedi kısık ama aceleci bir sesle.Sare başını yavaşça kaldırdı.Bakışları boş değildi.Tehlikeliydi.“Kaçmak mı istiyorsun yine?” diye sordu.Babası irkildi.“Sare, mesele o değil. Burada kalırsak her şey daha da karışacak.”Sare ayağa kalktı. Yavaşça. Elindeki kan avuçlarına bulaşmıştı. Dosyayı hâlâ bırakmamıştı.Karışsın,” dedi soğuk bir sesle. “Zaten hayatımı çamur gibi karıştırdınız.”Timur araya girdi.“Sare, amcan…” dedi, sonra durdu. Koray’a ne diyeceğini bilemedi. “O… hastaneye gitmeli.”Sare gözünü kırpmadan cevap verdi:“Gidecek. Ama önce bu dosya güvende olacak.”Babası bir adım attı.“O dosya başımıza daha büyük bela açacak.”Sare sertçe döndü.“Başımıza mı?” dedi. “Hâlâ ‘biz’ diyorsun.”Babası sustu.Sare gözlerini kaçırmadı.“Ben senin kurduğun o karanlık dünyanın parçası değilim. Ama madem içine doğmuşum…” dedi, dosyayı göğsüne bastırarak, “o zaman çıkışı da ben bulacağım.”Dışarıdan fren sesleri geldi.Kapının ardından bağırışlar yükseldi.“Polis! Kimse yerinden kıpırdamasın!”Timur refleksle Sare’ye baktı.“Ne yapacağız?”Sare’nin cevabı gecikmedi.“Doğru olanı.”Kapı sertçe açıldı. İçeri giren polisler silahlarını doğrulttu. Fener ışıkları yüzlerinde dolaştı. Yerde yatan Koray, duvardaki mermi izi, dağılan dosyalar, kan…Tablo açıktı.Bir komiser öne çıktı.“Silahları bırakın! Eller yukarı!” Timur refleksle Sare’ye baktı.“Ne yapacağız?”Sare’nin cevabı gecikmedi.“Doğru olanı.”Kapı sertçe açıldı. İçeri giren polisler silahlarını doğrulttu. Fener ışıkları yüzlerinde dolaştı. Yerde yatan Koray, duvardaki mermi izi, dağılan dosyalar, kan…Tablo açıktı.Bir komiser öne çıktı.“Silahları bırakın! Eller yukarı!”Timur ellerini kaldırdı. Babası da aynı şeyi yaptı.Ama Sare hareket etmedi.Kapı sertçe açıldı. İçeri giren polisler silahlarını doğrulttu. Fener ışıkları yüzlerinde dolaştı. Yerde yatan Koray, duvardaki mermi izi, dağılan dosyalar, kan…Tablo açıktı.Bir komiser öne çıktı.“Silahları bırakın! Eller yukarı!”Timur ellerini kaldırdı. Babası da aynı şeyi yaptı.Ama Sare hareket etmedi.Komiserin bakışı ona kaydı.“Elindeki dosyayı yere bırak.”Sare dosyaya baktı.