KÜÇÜK SEVGİLİM

28

Yazar:

KÜÇÜK SEVGİLİM - HatunGöksu AYDIN kitap kapağı
KÜÇÜK SEVGİLİM kitap kapağı

Öyle bir uyanmıştım ki, gözlerimi açtığım anda nefesim boğazıma düğümlendi. Nerede olduğumu, hatta kim olduğumu bile birkaç saniyeliğine unuttum. Görüntüler birbirine karışıyordu; rüyadan kalan gölgeler hâlâ zihnimin içindeydi. Camdan yansıyan silik ışıkla birlikte, dışarıda uzanan yolun farkına vardığımda arabada olduğumu son anda anladım. Araba duruyordu. Timur çoktan yol kenarına çekmişti. Direksiyonun arkasında bana dönmüş, tek kelime etmeden yüzümü inceliyordu. Gözlerindeki endişe gizlenemeyecek kadar açıktı. “İyi misin?” diye sordu, sesi sakin ama dikkatliydi. Cevap vermeye çalıştım ama göğsüm hızla inip kalkıyordu. Nefes nefeseydim. Sanki az önce ciğerlerimden hava çekilmiş, yerine ağırlık doldurulmuştu. Rüya… gördüğüm rüya fazlasıyla gerçekti. İçinde kaybolduğum, çıkışını bulamadığım tuhaf ve karmaşık bir rüya. Uyandığımı bilsem bile etkisinden kurtulamıyordum. Başımı hafifçe cama çevirdim. Dışarısı sakindi. Yol kenarındaki ağaçlar hareketsiz, gökyüzü durgundu. Oysa az önce her şey çarpık, karanlık ve boğucuydu. İçimde hâlâ o panik dolaşıyordu. Ne yapacağımı bilemez halde, camdan dışarı bakarken zaman yavaşlamış gibiydi. Sonra fark ettim. Bu bir rüyaydı. Gerçek olmayan, bitmiş bir şeydi. Bunu idrak ettiğim an omuzlarımdaki ağırlık biraz hafifledi. Derin bir nefes aldım. Ardından bir tane daha. Göğsümdeki sıkışma yavaş yavaş çözüldü. Dudaklarımdan sessiz bir “oh” döküldü. Titreyen parmaklarımla Timur’un elini tuttum. Teması gerçekti. Sıcaktı. Bu his, zihnimdeki son sisleri de dağıttı. Başımı kaldırıp yüzüne baktım. O da bana bakıyordu; sanki bir şey söylemek istiyor ama doğru anı bekliyordu. Gözlerindeki kaygı yavaşça dağıldı, yerini derin bir rahatlamaya bıraktı. Arabanın içinde sessizlik vardı ama rahatsız edici değildi. Kontak kapalıydı, motorun sesi yoktu. Sadece rüzgârın dışarıda çıkardığı hafif uğultu duyuluyordu. Timur elimi bırakmadı. Bırakmaması gerektiğini ikimiz de biliyorduk. “Bir an çok korktum,” dedi sonunda, sesi neredeyse fısıltıydı. “Ben de,” dedim. Sesim hâlâ biraz titriyordu. Rüyayı anlatmak istedim. Gördüklerimi, hissettiklerimi, içimde yarattığı o tuhaf boşluğu… Ama kelimeler yetersiz kaldı. Bazı rüyalar anlatılmak için değil, taşınmak içindi. Camdan tekrar dışarı baktım. Yol önümde uzun ve dümdüz uzanıyordu. Bitmeyecekmiş gibi… Tıpkı kafamın içindeki düşünceler gibi. Rüya sona ermişti ama bıraktığı his hâlâ benimleydi. Uykudan değil de bambaşka bir yerden uyanmış gibiydim. Timur’a döndüm. Elini biraz daha sıkı tuttum. Gerçek olduğunu hissetmeye ihtiyacım vardı. Burada olduğuma, kaybolmadığıma, yalnız olmadığıma. O da hiçbir şey söylemeden elimi sıktı. Bu, söyleyebileceği her şeyden daha yeterliydi. Bir süre sonra Timur derin bir nefes alıp kontağı çevirdi. Motorun sesi arabanın içine doldu. Araba yavaşça tekrar hareket etti. Yol yeniden akmaya başladı. Ben koltuğa yaslandım, gözlerimi kısa bir an kapattım. Bu sefer korku yoktu. Sadece yorgunluk ve garip bir sakinlik vardı. Gözlerimi açtığımda hâlâ yoldaydık. Ve o an, ilk kez gerçekten uyanık olduğumu hissettim.z

Bölümün tamamını WritePad'de oku