KÜÇÜK SEVGİLİM

2

Yazar:

KÜÇÜK SEVGİLİM - HatunGöksu AYDIN kitap kapağı
KÜÇÜK SEVGİLİM kitap kapağı

Abim ve ablamla yeni bir eve taşınmıştık. Kolilerin taşınmasında yardım ediyordum, bir yandan da şalımı düzeltip duruyordum. Bu şal takıntısı gün geçtikçe daha da artmıştı ve bu yüzden abimle sürekli atışıyorduk. Annemle babam ayrıldığında, bizi terk edip gitmişlerdi. Babaannem bizi bu yaşa kadar büyütüp okumamız için elinden geleni yapmıştı. Şimdi 87 yaşında ve gençlere taş çıkartıyordu. Babaannemle ayrılmak zor olmuştu, ama kendi ayaklarımızın üstünde durmalıyık. Ablam hemşire, abim grafik tasarımcısı, ben ise gastronomi bölümünde okuyordum. Evde genelde yemekleri ben yapardım. Kolileri taşırken, birinin beni izlediğini hissettim. Ama aldırış etmeden işime devam ettim. Birden bir arabanın durduğunu gördüm. Hemen tanışmak için elimdeki kolileri bırakıp, koşarak kızın yanına gittim. Sare: Merhaba, ben Sare. Kız, Maria olduğunu söyledi ve elini uzatarak merhaba dedi. O sırada bir de uzun boylu, dövmeli bir adam vardı, ama onu pek takmadım. Hemen kolilerin yanına geri koştum. Halime: Sare, yemeği dışarıdan mı söylesek? Mert: Olur valla, çok yorulduk. Sare: Yok, ben yapacağım. Mert: Bizi zehirleme, cadı. Sare: Abiii, gastronomi bölümü okuyorum, farkındaysan! Abim gülerek son koliyi eve aldı. Ablamla baş başa kalınca, "Abla, şu yan villadaki deveyi gözüm tutmadı," dedim ve vereceği cevabı bekledim. Ablam niye diye sorunca, "Bilmiyorum," diyip odama geçtim. Şallarımı dolabın şal askılığına astım ve kıyafetlerimi yerleştirmeye başladım. Ardından kitaplarımın olduğu koliyi açıp, kitaplarımı rafa dizdim. Babaannemle çekilmiş fotoğraflarımızı ise rafın boş kalan yerlerine koydum. Sonra yemek yapmak için mutfağa indim. Abim malzemeleri alıp gelmişti. Domates çorbası ve makarna yapacaktım. Tencereleri çıkartıp, malzemeleri hazırladım. İlk olarak salatayı yapıp masaya koydum, ardından çorba için kaşar peynirini rendeledim ve çorba ile makarnayı hazırlayıp tabaklara koydum. Abim ve ablamı çağırıp sofrayı kurdum. Abim, ablamdan önce gelmişti. Ablam mutlaka abdest alıp namaza duruyordu. Abim: Hadi, biz başlayalım, diyip sofraya oturdu. Yemeğe başlarken aklıma o deve gelmişti. Mafya gibi bir görünümü vardı. Neyse, Sare, yemeğine odaklan, diyip çorbamı içmeye başladım. Abim, bendeki garipliği sezip bakışlarını üzerime çevirdi. Bakışlarını hissettiğimde, "Yok bir şey," diyip ablama çorba koydum. Ablam da gelince yemeğimizi yedik, sofrayı kaldırdık, sonra yerleşmesi gereken şeyleri yerleştirdik. Nihayet her şey bitmişti. Çok yorulmuştum. Kanepeye oturup Netflix üyeliğimi televizyona girdim. Patlamış mısır ve kolaları alıp televizyonun başına geçtim. Abimle ablam da gelince, sevdiğim Kore filmi Siyah Kuşaklı Memurunu izlemeye başladık. Bu Kore sevdam bitmeyecekti, çünkü Korelilere takıntılı bir şekilde seviyordum. Film bitince ortalığı toparlayıp, günlüğümü yazmak için odama çıktım. Günlüğümü yazıp uykuya hazırlandım. Camımın önüne gelip, devenin odasına baktım ama ışıklar yanmıyordu. Aklıma binbir türlü şey geldi. İç sesim, Sare, sen bu adama aşık olamazsın dedi. İç sesime bir küfür savurup yatağıma geçtim. Tam uykuya dalacaktım ki, bir silah sesi duydum. Bu ses, devenin evinin önünden geliyordu. Silah korkum vardı ve ne yapacağımı bilmiyordum. Abim ve ablam yanıma geldi. Ablam telefonumu alıp polisleri aradı. Sabaha zorla çıkmıştım, uykusuz ve yorgun bir şekilde. Ablamın odasına gidip kapıyı çaldım. Ablam, "Gel," diyip yanına çağırdı. Ablamın yanına oturdum ve devenin mafya olduğunu sezdiğimi söyledim. Ablam, "Aman Sare, kafanı taktığın şeye bak, komşumuzun mafya olduğunu mu iddia ediyorsun?" dedi. Ablam, "Hadi, yaptığım krepten onlara da götür," diyince, tamam diyip odama gittim. Üstümü değişip mutfağa indim. Ablam, krepten tabağa koyup, götürmem için kapıya doğru itti beni. Panik atak vardı, ne yapacağımı, hangi kelimeleri sarf edeceğimi bilmiyordum. Onların kapısına gelip, kapıyı çaldım. Kapıyı bir kadın açtı. Sare: Merhaba, ben yan villaya yeni taşındım. Size krep getirdim. Timurun sesini duyduğumda kalbim hızla çarpmaya başladı. Kadın ger…

Bölümün tamamını WritePad'de oku