16
Yazar: HatunGöksu AYDIN

Eve geldiğimde kimse yoktu. Sessizlik içinde kalmak beni hep ürkütürdü; çünkü bazen yalnızlık, karanlıktan bile daha çok korkuturdu beni. Tam o sırada birden Timur karşımda belirdi. Elinde çiçekler ve küçük bir yüzük kutusu vardı. Öyle aniden çıkınca yüreğim ağzıma geldi ama aynı anda gözlerim doldu. Şaşkınlığımı gizleyemedim, gözüm elindeki yüzüğe kaydı ve gülümsemekten kendimi alıkoyamadım. Timur, gözlerimin içine bakarak diz çöktü: — Benimle evlenir misin? Kalbim hızla çarpıyordu. Dudaklarımdan tek kelime döküldü: — Timur… evet. O an arkamızdan kahkahalar ve alkışlar duyuldu. Ablam, abim, Maria ve Alihan mutfaktan çıkıp ellerinde pastayla geldiler. Hep bir ağızdan, — İyi ki doğdun Sare! diye bağırdılar. Pastanın üzerinde “Evimizin Prensesi, Evimizin Neşesi” yazıyordu. O an gözlerim doldu. Terasa çıktık, pastayı kestim. Hediyelerimi açarken heyecandan ellerim titriyordu. Timur’un hediyesini gördüğümde ise gülümsemem büyüdü: Dior’un iki tane glossunu almıştı. Dior markasına olan sevgimi nereden biliyordu? Kesin ablamdan öğrenmişti… Ama içimde bir şüphe vardı. Timur geceleri nereye gidiyordu? Bana “toplantım var” diyordu, ama gerçekten doğru muydu? Bu soru içimde yankılanıp duruyordu. Düşüncelerimle boğuşurken, birden sevdiğim dizinin melodisi duyuldu. Timur, televizyonu açmış, Kore dizimi bulmuştu. Yanına çağırdı. Kanepede otururken bana mısır dolu kaseyi uzattı. Kasayı alırken elimi tuttu, dudaklarını elime dokundurdu. Ben de yanaklarına küçük bir öpücük kondurdum. Sonra ekranın ışığında dizi akmaya devam ederken, ben diziyi izliyor, o ise sadece beni izliyordu. O an, kalbimin derinlerinde tarifsiz bir huzur vardı…