15
Yazar: HatunGöksu AYDIN

Timur mutfağa gitmişti. Beni hemen oturma odasına yolladı. Ne olduğunu anlamadan mutfaktan beni uzaklaştırmıştı; belli ki benden gizli bir şeyler yapıyordu. Telefonuma üç mesaj gelmişti: biri ablamdan, biri abimden, biri de çocukluk arkadaşımdandı. Abimin mesajına göz devirdim, ablamla arkadaşımın mesajlarına cevap verdim. Sonra abimin çok üzüldüğünün farkına varınca, ona da cevap yazıp telefonu sehpaya bıraktım. Tam o sırada Timur beni yanına çağırdı. Gittiğimde çok güzel bir kahvaltı sofrası hazırlanmıştı. Masanın ortasında bir kutu vardı ve üzerinde bir not duruyordu. Notu alıp okumaya başladım; yüzümde tatlı bir tebessüm oluştu. O anda kendimi tutamayıp Timur’un boynuna sarıldım. — Minik, dur, dedi gülerek. Hediye kutusunu aç, sonra arkanı dön. Kutuyu açtım. Sonra arkamı döndüm ve boynuma bir kolye taktı. Kolyede İtalyanca isimlerimiz yazıyordu. Ellerimi öptü ve kahvaltıya oturduk. Maria ve Alihan’ın nerede olduklarını sorunca, beni susturdu. Ben de tamam deyip önümdeki kahvaltı tabağına odaklandım. Kahvaltımız bitince Timur’a yardım ettim. Kapı çaldı. Kapıyı açtığımda Maria, Alihan, ablam, arkadaşım ve abim bir ağızdan: — Doğum günün kutlu olsun, nice mutlu yıllara Sare! diye bağırdılar. Yüzümdeki mutluluğun tarifi yoktu. 22 yaşına girmiştim, sevdiklerim yanımdaydı. Abime mahcup bir şekilde yaklaştım: — Abi, özür dilerim. Çok yükledim sana, dedim ve sarıldım. Abim de bana küs kalamayacağını biliyordu. “Bir anlık sinirle öyle yaptın,” dedi ve hediye paketini uzattı. Açtığımda şaşkınlıktan donup kaldım: Abim bana iPhone 14 almıştı! Sarılıp yanaklarına öpücük kondurdum. Sonra ablamın hediyesini açtım. Bana mor bir penye şal almıştı. Penye şalın rahatlığını hiçbir şal vermiyordu. Maria ve Alihan da hediyelerini verdi. Kutuyu açtığımda farklı takılar çıktı içinden. “Biz ortak aldık, Sare,” dediler gülümseyerek. Ben Timurun yanında kalmak istiyordum. Abime bakıp onay almak için gözlerinin içine baktım. O da “Kal,” deyince hemen Timurun yanına gidip oturdum. Kafamı koluna koydum. — Seni seviyorum, deyip kolunu ısırdım. Sonra kovalamaca başladı. Timur’la çok mutluydum. Çünkü onunla çocuklaşmak, onunla vakit geçirmek bana çok iyi geliyordu. Sonra pastayı kestim, ikram ettim. Pasta yendikten sonra ablam ve abim eve dönmek için kalktılar. Abim kapıda Timur’a dönüp: — Kız kardeşim sana emanet, dedi. Timur bana bakıp gülümsedi: — 22. yaş günün kutlu olsun, minik, dedi ve kafama öpücük kondurdu.