KÜÇÜK SEVGİLİM

12

Yazar:

KÜÇÜK SEVGİLİM - HatunGöksu AYDIN kitap kapağı
KÜÇÜK SEVGİLİM kitap kapağı

Ablam eşyalarımı getirmişti. Onunla beş dakika konuştuktan sonra abimi sordum. Abimi çok seviyorum; ama ben bazen bir anlık kızınca hemen küsüyordum. O yüzden sinirim ve kızgınlığım geçene kadar Timur’la kalacaktım. Ablam gidince, Maria tam odama götürecekken Timur mutfaktan bağırdı: — Sare, benim odamın yanındaki odada kalacak! Maria, “Tamam abi,” deyip beni odama götürdü. Odaya girdiğimde ferah bir hava karşıladı beni. Mavi ve yeşilin tonlarıyla döşenmişti. İçeri adım attığımda Timur geldi. — Bu oda çok özel birine yapıldı. Hiç kimseyi bu odaya sokmadım. Bu oda benim için özel… Kimin odası olduğunu sonra anlatacağım, dedi. Ardından alnımdan öpüp gülümseyerek çıktı. Bu odanın kime ait olduğunu sorgulamadan dolaba yöneldim. Dolabı açınca tam da benim tarzım olan kıyafetler ve penye şallar vardı. Kimden öğrenmişti tarzımı? Kesin ablam söylemişti, diye düşündüm. Kişisel bakım ve makyaj malzemelerimi aynalı konsolun üstüne dizdim. Konsolun üzerindeki resim gözüme çarptı. Herhalde annesi ve babası, dedim içimden. Sonra tekrar dolaba döndüm. Mor bir eşofman altı, üstüne pembe bir kazak ve mor bir penye şal seçtim. Kolum hâlâ acıyordu. Üstümü değiştirip aşağı indim. Timur ve Alihan mutfakta bir şeyler yapıyordu, Maria ise kitap okuyordu. Ben de koltuğa kurulup televizyonu açtım. Tam da sevdiğim program, Gezenti’nin tekrarı vardı. Onu izlemeye başladım. Timur’un geldiğinden haberim yoktu. Birden beni korkutunca çığlık atıp yerimden sıçradım, o ise kahkahalarla gülmeye başladı. Ben de korkudan sonra sinirlenip Timur’u kovalamaya başladım. Maria ve Alihan kahkaha atıyor, bizi videoya çekiyorlardı. Onlara kızgın bakış atıp Timur’u yakaladım. Sonra onun kulağını ısırıp: — Beni nasıl korkutup gülersin sen? dedim. Ardından ben de gülmeye başladım. Sonra hep beraber yemeğe geçtik. Masada Maria ve Alihan’a bakıp sinsice gülümsedim. Bu gülümseme bir planın habercisiydi. Onlar beni ve Timur’u videoya çekip gülüyorlarsa, ben de zamanı gelince onlara planımı uygulayacaktım. Timur elimi tutunca dönüp yüzüne baktım. Gülümseyince çıkan gamzelerine bayılıyordum. Birden ayağa kalkıp cebinden bir yüzük kutusu çıkardı. Şaşkınlıkla ona baktım. Yüzük takan biri değildim. — Sare, dedi. Bu yüzük annemin yüzüğü. Bana, sevdiğin kıza tak diye vasiyet etti. Ben de sana takmak istiyorum. Elimi tuttu ve parmağıma yüzüğü taktı. Yüzüğe bakınca pembe taşlı, manolya desenli bir yüzüktü. — Bunu çıkarma, tamam mı? dedi ve kafama bir buse kondurdu. Sonra kapıya yöneldi. — Timur, nereye gidiyorsun? dedim. — Toplantım var, prenses, diyerek çıktı. İçimdeki şüpheyi yenemedim. Odama çıkıp uzun zamandır yazmadığım günlüğümü aldım ve ağrıyan koluma rağmen yazmaya başladım.

Bölümün tamamını WritePad'de oku