-1-
Yazar: Damla

Aynaya hiç bakmadın mı yeşilli? Sarpın elini hiç bırakmadan yürümeye başladık. İkimizin de küçük bedenleri yorulana kadar yürüdük. Koca binaların arasında küçücük kalan bir evin önüne geldik. Sarp elimi bırakmadan kapıyı açıp içeri girdi "Burası benim evim Alara. Diğer evlere göre kötü ama ben seviyorum." etrafı inceledim. Küflenmeye yüz tutmuş duvarlar, kırık camlar ve yere serilmiş bir battaniye vardı "Tek başına mı kalıyorsun burada?" sarp battaniyenin üzerine oturarak konuştu "Evet tek kalıyorum. Annem babam yok benim." dedikten sonra dolan gözlerini gizlemeye çalışarak konuştu "Terk etmişler beni çok ağlıyorum diye. O yüzden artık hiç ağlamıyorum ve çok güçlüyüm." sarpın yanına oturdum. Elimi sarpın kucağında ki elinin üzerine koyup konuşmaya başladım "Benimde annem yok. Beni bırakıp gitmiş ama ben ona hiç kızmıyorum." sarp kaşlarını çattı "Neden? Seni bırakıp gitmiş sonuçta benim gibi. Hem baban nerede, o da mı bıraktı seni?" gözlerimin dolması eşliğinde konuştum "ilk başta kızıyordum aslında ama sonra onun.. Yani babamın bana yaptıklarını anneme de yaptığı için gittiğini düşündüm. O yüzden kızmıyorum artık." sarp bana dönerek küçük eliyle göz yaşlarımı sildi "Sen babandan mı kaçtın? Seni ondan mı korumamı istedin?" kafamı salladım evet anlamında "O beni hiç sevmiyor, sürekli kollarımı mormor yapıyor. Aslında seviyorum kollarımda renklerin olmasını ama acıyor." dedikten sonra kolumu gösterdim. Sarp yeşilden mora dönen yarama dokundu hafifçe "Çok acıyor mu? Üfliyim mi?" dolan gözlerimle gülümsedim "Yok acımıyor artık yeşilken daha çok acıyor. Hem artık bir daha canım acımayacak. Bu yaralar oyundan daha az acıtıyordu canımı." sarp bir yandan kolumdaki diğer morluklara bakıyor diğer yandan beni dinliyordu "Ne oyunu?" aklıma babamın benimle en son oynadığı oyun gelince korkarak sarpın kolunun altına girdim "Oyunun adını bilmiyorum ama canım çok acıyordu. Ben bağırmak istedikçe ağzımı kapatıyor daha çok canımı yakıyordu. Oyun bittikten sonra bana duş alıp üstümü değiştirmemi söylüyordu. Oynamak istemediğim için daha çok mor yapıyordu kolumu." sarp küçük bedenime sarıldı " böyle bir oyun bilmiyorum ama sana söz veriyorum Alara bir daha oyun oynamak zorunda değilsin. Birdaha kolunu morda yapamayacak tamam mı? " kafamı salladım tamam anlamında " Benim çok uykum geldi sarp uyuyabilir miyim? " dediğim de gözlerim kapanmak üzereydi " Sarp yanımdan kalkıp yatırdı beni. Üzerime de ince bir örtü örttükten sonra elini saçıma götürdü "İyi geceler yeşilli." uykulu gözlerimin arasından gülümsedim " Neden bana yeşilli diyorsun?" sarp ayaga kalktığı esnada konuştu " gözlerin yeşil çünkü Alara ve çok güzel bir yeşil." Kolumda hissettiğim dokunma ile sıçrayarak uyandım "Şşş korkma yeşilli benim yemek getirdim bize." sarpı görmemle sakinledim. Yattığım yerden doğrularak sarpında oturması için yer açtım. Elinde 2 tane poşet vardı " Bunlar ne sarp. " sarp yanıma oturduktan sonra poşetlerin birini bana uzattı "simit getirdim bize. Acıkmışsındır." poşetin içindeki simiti çıkardıktan sonra birlikte yemeye başladık. Simitlerimiz bittikten sonra ikimiz de duvara yaslandık "Sen kaç yaşındasın." dedim. Sarp kumral saçlarını geri iterek konuştu " 10 yaşındayım ben. Sen kaç yaşındasın?" sarpa bakarak konuştum " 6 yaşımdayım ben. " sarp gülümsedi " Küçüksün benden. " kafamı salladım. " Senin gözlerin çok güzel biliyor musun sarp. Böyle parıl parıl." dedim sarpın ela gözlerine bakarak " Sarp şaşırarak konuştu "Sen kendi gözlerine hiç bakmadın mı yeşilli?" gözlerimi kucağıma eğdim "Hayır bakmadım." sarp elimi tutarak ayağa kalktı "Neden yeşilli?" sarpın gözlerine bakarak konuştum "O bana sen çok çirkin ve kirlisin. Aynaya bakmak sana yasak, senden o annen gibisin derdi bana." sarp elimi bırakmadan evden çıkardı beni "nereye gidiyoruz sarp?" yürümeye devam ederek cevap verdi bana "Sana senin güzelliğini göstermeye Alara." birkaç dakikalık yürümenin sonunda bir binanın önüne gelmiştik. Sarp önce kapıyı açıp kendisi girdikten sonra ardından beni de içeri sokt…