KRİSTAL

3.

Yazar:

KRİSTAL – Diamondstallion kitap kapağı
KRİSTAL – Diamondstallion kitap kapağı

Yeni bölümümüz sizlerle, sevgili okurlarım. Umarım keyif alırsınız. Yıldızımızı parlatmayı ve yorum bırakmayı unutmayın. Hepinize çokça kalp ♥️ Gün, hastanenin duvarlarına usul usul değerek aydınlandı. Gece boyunca hiç uyumamıştım ama yorgunluk bedenimde değil, içimdeydi. Camdan sızan o solgun ışık, bir şeyleri başlatmak ister gibi ısrarcıydı. Sanki dünya “devam” diyordu; biz hazır olsak da olmasak da. Bahçeye çıktık. Hastanenin arka tarafında, bir bank vardı. Önünden Karadeniz görünüyordu. Deniz… geceden kalma bir sessizlikle uzanıyordu karşımızda. Güneş, suyun üzerinden ağır ağır yükselirken dalgalar turuncuya çalıyordu. Güzel bir sabah olabilirdi bu… Tabii canımız, canıyla savaşmasaydı… Poyraz’la yan yana oturduk. Omuzlarımız birbirine değiyordu ama aramızda yine de büyük bir boşluk vardı. Ellerini dizlerinin üstünde birleştirmişti. Başını kaldırmadan denize bakıyordu. “Eczaneyi bugün açabilecek misin?” diye sordum. Sesim sakin çıkmıştı ama içimde o sakinlik yoktu. “Hayır.” dedi. Bir süre sustuk. Martılar bağırıyordu. Hastanenin içinden gelen metalik sesler, uzaktan geçen bir ambulansın siren sesi… Hayat orada, birkaç kat üstümüzde, ince bir çizgide duruyordu. “Kampanyada dün bir hareket olmuş mu?” dedim. Bu soruyu sormaktan nefret ediyordum ama sormamak daha kötüydü. “Biraz,” dedi. “Paylaşım artmış. Küçük bağışlar var.” “Tamamlayabilecek miyiz sence?” Poyraz başını iki yana salladı. “Henüz değil.” Derin bir nefes aldım. Soğuk hava ciğerlerimi yaktı. “Daha ne kadar vaktimiz var?” diye sordum. Bu sorunun cevabını ikimiz de biliyorduk ama yine de duymak istedim. “Doktorun söylediği kadar,” dedi. “Ama Hayat… o kadar beklemek istemiyor.” Sesi ilk kez titredi. Gözlerini denizden ayırmadı. Güçlü durmaya çalışıyordu ama dün gece onu yormuştu. Bir babayı en çok yoran şey, elinden hiçbir şeyin gelmemesiydi. “Dün gece söylediklerini düşünmeden edemiyorum,” dedim. İsteksizdim. Sözcükler ağzımdan zor çıkıyordu. “Bahsettiğin şey… gerçekten mümkün mü?” Poyraz bana döndü. Yüzü solgundu ama bakışı kararlıydı. “Mümkün,” dedi. “Kolay değil ama mümkün.” Bir süre sessiz kaldım. Güneş artık tamamen yükselmişti. Deniz masmaviydi. Dün çarptığım adamın gözleri geldi aklıma, istemsizce. Başımı hafifçe sağa sola sallayıp bu düşünceyi kovdum. “Ben…” dedim, sonra durdum. Ne diyeceğimi bilmiyordum. “Ben böyle şeylerin içinde olmak istemiyorum.” Poyraz elini dizimin üzerine koydu.“İstemediğini biliyorum,” dedi. “Ama şu an istemekle istememek arasında bir tercih yok. Sadece Hayat var. Yine de karar senin.” Gözlerim doldu. “Ya başımıza daha büyük bir şey gelirse?” “Başımıza daha ne gelebilir?” dedi. Sesi yükselmedi ama cümlesi ağırdı. Haklıydı. Bir çocuğun ölmesi ihtimali, her şeyden ağırdı. “Ben seni zorlamıyorum,” dedi sonra. “Sadece bil istedim. Bir yol var, karanlık ama var.” Denize baktım. Dalgalar kıyıya vuruyor, geri çekiliyordu. Aynı hareket, aynı ritim. Hayat da öyleydi. Tutunuyor, sonra geri düşüyordu. İçimde bir yerde korkuyla karışık başka bir şey kıpırdadı. Henüz adını koyamadığım, ama yaklaştığını hissettiğim bir şey. Denize bakmaya devam ettim. Güneş yükselmişti ama içimdeki karanlık dağılmıyordu. Parmaklarımı birbirine kenetledim. “Abi,” dedim sonunda, sesim alçaktı. “Bu söylediğin şey sadece bizimle ilgili değil.” Bir an durdum. “İnsanların hayatına dokunuyor. Yanlış bir yerinden. Günah bu. Başkasının canına dolaylı da olsa kast etmek… bunun hesabı var.” Poyraz başını öne eğdi. Bir süre konuşmadı. Sonra derin bir nefes aldı. “Biliyorum,” dedi. “Ben de gece boyunca bunu düşündüm.” Başımı ona çevirdim. “Ya içinden çıkamazsak?” dedim. “Ya bir kere girince bırakamazsak? Ya birileri öğrenirse… ya canımızı alırlarsa? Kendimi geçtim, ailemizin de canı tehlikeye girer.” Bu kez bana baktı. Ela gözleri kararmıştı. Dün geceden kalma o bakış vardı hâlâ. “Gizli kalacak,” dedi. “Buna yemin ederim. Kimse bilmeyecek Neva. Ne annem, ne babam, ne Zeynep ne de bir başkası. Sadece ikimiz bileceğiz.” “Böyle işler gizli kalmaz,” dedim. “Bir yerde patlak verir…

Bölümün tamamını WritePad'de oku