Kraliçenin Bahçesi

Son Muhafızın Yemini

Yazar:

Kraliçenin Bahçesi - Young Ladyyy kitap kapağı
Kraliçenin Bahçesi kitap kapağı

Bahçedeki herkes aynı anda Emma’ya döndü. Yaşlı kâtibin sözleri hâlâ taş duvarlarda yankılanıyordu. “Efendim… sizi elli üç yıldır bekliyordum.” Emma şaşkınlıkla geriye doğru bir adım attı. “Hayır… Yanlış kişiye bakıyorsunuz.” Yaşlı adam gülümsedi. “Hayır. İlk kez doğru kişiye bakıyorum.” Kraliçe Isolde öne çıktı. “Kâtip…Sana emir veriyorum. Derhâl diz çök!” Yaşlı adamın yüzündeki gülümseme silinmedi. “Artık emir veremezsiniz. Bu sarayın hükmü…birkaç dakika önce sona erdi.” Bu sözün ardından sarayın en yüksek kulesindeki kraliyet sancağı kendiliğinden yere düştü. Kumaş, rüzgârda savrularak taş avluya indi. Başkomutan Adrian’ın nefesi kesildi. “Hayır…” Kraliyet sancağı yalnızca iki durumda indirilirdi. Ya kraliçe ölürdü… Ya da taç, yeni sahibini seçerdi. Tam o anda Emma’nın avucundaki kristal tohum yeniden parladı fakat bu kez ışık yalnızca tohumu değil… Emma’nın bütün bedenini sardı. Saçlarının arasından altın çizgiler geçmeye başladı. Gözleri bir anlığına ışıldadı. Bahçedeki bütün çiçekler aynı anda ona doğru döndü. Yüzlerce… Binlerce… On binlerce çiçek… Tek bir kişiye bakıyordu. Emma korkuyla ellerine baktı. “Bu…” “Bu bana ne oluyor?” Bahçenin İlk Bahçıvanı yavaşça yaklaştı. “Bahçe seni tanıyor.” Emma başını salladı. “Hayır. Ben bahçeyi tanıyorum.” Kadın hüzünle gülümsedi. “İkisi aynı şey değil.” Birden toprağın altından derin bir uğultu yükseldi. GUM… Bütün ağaçlar sallandı. GUM… Sarayın camları çatladı. GUM… Taht odasının bulunduğu bölümden altın renkli bir ışık gökyüzüne yükseldi. Emma istemsizce o tarafa döndü. Kalbi… Sanki onu çağırıyordu. Her atışında aynı hissi veriyordu. Gel… Gel… Gel… Sesi gerçekten duyuyor muydu? Yoksa bu yalnızca zihninin oyunu muydu? Aniden Lily çığlık attı. “Emma!” Emma döndüğü anda her şey bir saniyede oldu. Kulenin tepesindeki yaşlı kâtip elini havaya kaldırdı. Parmaklarının arasından siyah bir zincir fırladı. Yılan gibi kıvrılarak gökyüzünü yardı. Doğruca Emma’ya geliyordu. Başkomutan Adrian hiç düşünmeden araya atladı. Kılıcını kaldırdı. ŞAAANG! Zincir kılıca çarptı. Kıvılcımlar etrafa saçıldı ama zincir durmadı. Adrian’ı metrelerce geriye savurdu. Komutan yere düştüğünde ağzından kan geldi. “Adrian!” Kraliçe ona koştu. Komutan ayağa kalkmaya çalıştı ama yapamadı. Zincirin vurduğu omzu simsiyah olmuştu. Sanki canlılığını kaybediyordu. Emma dehşet içinde geri çekilirken ikinci zincir fırladı. Bu kez Armand önüne geçti. Elindeki eski bahçıvan makasını çıkardı. Emma şaşkınlıkla ona baktı. “Dede…” Armand gülümsedi. “Her silah…demirden yapılmaz.” Bahçıvan makasını zincire vurduğu anda demir değil… Yeşil ışık saçıldı. Makastan ince sarmaşıklar fırladı. Siyah zinciri sardılar. İki güç havada çarpıştı. Toprak titredi. Çiçekler savruldu. Sonunda ikisi de parçalanarak yere düştü. Emma hayretle baktı. “O makas…” Armand başını salladı. “Bu sıradan bir bahçıvan makası değildi. Babamın ve onun babasının ve ondan önce gelenlerin kullandığı muhafız makası.” Bahçenin İlk Bahçıvanı sessizce gülümsedi. “Sonunda onu kullandın.” Fakat tam herkes rahat bir nefes alacakken… Yaşlı kâtip alkışlamaya başladı. Yavaş… Ağır… Her alkış sesi insanın içine işliyordu. “Ne kadar dokunaklı. Elli üç yıl sakladığınız emanet…nihayet sahibini buldu.” Emma kaşlarını çattı. “Emanet mi?” Kâtip başını salladı. “Bahçıvanlık. Sen bunun bir meslek olduğunu sandın. Hayır. O…bir unvandır.” Emma’nın zihni karışmıştı. Bahçıvan… Muhafız… Kraliyet… Hepsi birbirine bağlanıyordu. Yaşlı adam devam etti. “Bu bahçeye bakan kişi …çiçek yetiştirmez.” “Neyi yetiştirir?” Emma’nın sesi neredeyse duyulmuyordu. Kâtip gözlerini onun gözlerine dikti. “Kralları.” Bahçedeki herkes donup kaldı. Emma’nın kalbi yeniden hızlandı. Kralları mı? O anda beyaz ağacın dallarından tek bir altın yaprak koptu. Rüzgâr onu yavaşça Emma’nın önüne getirdi. Yaprak avucuna konduğu anda gözlerinin önünde yeni bir görüntü belirdi. Bu kez geçmiş ya da gelecek değildi. Bambaşka bir yerdi. Yuvarlak taş duvarlı eski bir oda… Ortada büyük bir masa… Masanın etrafında yedi kişi oturuyo…

Bölümün tamamını WritePad'de oku