Kraliçenin Bahçesi

İki Armand

Yazar:

Kraliçenin Bahçesi - Young Ladyyy kitap kapağı
Kraliçenin Bahçesi kitap kapağı

“Sana yalan söyleyen… o.” İki ses… Tek cümle… Tek yüz… Emma’nın kalbi sanki göğsünden çıkacakmış gibi çarpıyordu. Birkaç dakika önce kadar dünyanın en karmaşık sırrının Kuzgun Tarikatı olduğunu sanıyordu. Şimdi ise karşısında iki Armand duruyordu. İkisi de aynı yaşta… İkisi de aynı yara izine sahipti. Emma’nın çocukken düştüğünde elini tutan o nasırlı eller… İkisinde de vardı. İkisinin de gözleri aynı sıcak kahverengiydi. İkisinin de sesi aynıydı. En korkuncu ise… Emma hangisinin gerçek olduğunu anlayamıyordu. Bahçeye ağır bir sessizlik çöktü. Hiç kimse hareket etmiyordu. Kraliçe Isolde’nin nefesi hızlanmıştı. Başkomutan Adrian gözlerini iki adamın arasında gezdiriyor, kılıcını sıkıca kavrıyordu. Thomas ise ilk kez tamamen susmuştu. Sanki onun bile beklemediği bir şey yaşanıyordu. Emma’nın yanında duran Armand yavaşça öne çıktı. “Emma. Sakın ona yaklaşma.” Karşıdaki Armand acı acı gülümsedi. “Bak…Yine korkutmaya başladı.” Emma başını iki yana çevirdi. “Yeter! Hanginiz gerçeksiniz?” İkisi de aynı anda cevap verdi. “Ben.” Emma çaresizlikle gözlerini kapattı. Birden çocukluğundan bir anı geldi aklına. Sekiz yaşındaydı. Kışın en soğuk günüydü. Armand ona ilk kez gül budamayı öğretmişti. Emma heyecandan dalı yanlış yerden kesmişti. Üzülüp ağlamaya başlamıştı. Armand ise gülümseyerek şöyle demişti: “Bir dalı yanlış kesersen çiçek sana kızmaz. Sana yeniden deneme şansı verir.” Emma gözlerini açtı. İki Armand’a da baktı. “Eğer gerçekten dedemseniz…hayır.” Sesi titredi “Babamsanız…devamını söyleyin.” İki adam da şaşırdı. Emma derin bir nefes aldı. “O gün bana başka ne söylemiştin?” Bir an sessizlik oldu. Karşıdaki Armand hemen cevap verdi. “Hiçbir çiçek ilkbahardan korkmaz.” Emma’nın yanında duran Armand ise konuşmadı. Sadece Emma’ya baktı. “Neden susuyorsun?” Adam gözlerini kapattı. “Çünkü…o gün sana bunu söylemedim.” Emma’nın kalbi hızlandı. Armand devam etti. “O cümleyi söylemek istedim ama söylemedim. Çünkü sen benden önce konuşmuştun.” Emma’nın gözleri büyüdü. Adam yavaşça gülümsedi. “Burnunu çekerek bana bakmış ve…o zaman bu gül de beni affeder mi?’ demiştin.” Emma’nın dizleri çözüldü. Bunu… Kimse bilmiyordu. O anı yalnızca ikisi yaşamıştı. Karşıdaki Armand’ın yüzündeki gülümseme kayboldu. İlk kez gözlerinde öfke belirdi. “Demek anılarını kullanıyorsun.” diye tısladı. Yanındaki Armand kılıcını çekti. “Çünkü onlar bana ait.” Tam o anda… Karşıdaki Armand’ın bedeni dalgalanmaya başladı. Önce yüzü… Sonra elleri… Sanki suyun içine düşen bir yansıma gibi titriyordu. Emma korkuyla geri çekildi. “Ne oluyor?” Kraliçe Isolde fısıldadı. “Sonunda…maskesi düşüyor.” Bir anda yaşlı adamın yüzü eriyormuş gibi değişmeye başladı. Kahverengi gözleri siyaha döndü. Saçları uzadı. Yüzündeki kırışıklıklar kayboldu. Birkaç saniye sonra karşılarında Armand değil… Yaklaşık kırk yaşlarında, uzun siyah saçlı, sol yanağında ince bir yara izi bulunan yabancı bir adam duruyordu. Üzerindeki siyah pelerin yere kadar uzanıyordu. Göğsünde ise kuzgun arması vardı. Thomas bir adım geri çekildi. “Hayır… Sen…” Adam yavaşça başını çevirdi. “Soğukkanlılığını kaybetme, Thomas.” Thomas’ın sesi titriyordu. “Ama sen…ölmüştün.” Adam hafifçe güldü. “Öyle sanmanız gerekiyordu.” Emma şaşkınlıkla yabancı adama baktı. “Sen kimsin?” Adam gözlerini ondan ayırmadan cevap verdi. “Benim birçok ismim oldu. Kuzgun Tarikatı beni…Gölgelerin Efendisi’ diye çağırır. Krallık kayıtlarında ise…ölü yazar.” Kraliçe Isolde’nin dudakları titredi. “Lucien…” İsim, bahçeye bırakılan bir taş gibi yankılandı. Emma bu ismi ilk kez duyuyordu ama Kraliçe’nin sesi… Nefretle değil… Acıyla doluydu. Lucien başını eğdi. “Ne kadar zaman geçti, Isolde? Elli üç yıl?” Kraliçe cevap vermedi. Lucien’in gözleri Emma’ya döndü. “Babana çok benziyorsun.” Emma bu kez geri çekilmedi. “Dokunma babamın adına.” Lucien gülümsedi. “Armand iyi bir adamdı ama iyi insanlar…büyük sırları taşıyamaz.” Tam o sırada Emma’nın avucundaki kristal tohum yeniden parladı. Bu kez ışığı beyaz değildi. Altın rengindeydi. Lucien’in yüzündeki g…

Bölümün tamamını WritePad'de oku