Kraliçenin Bahçesi

Kuzey Bahçesinin Uyanışı

Yazar:

Kraliçenin Bahçesi - Young Ladyyy kitap kapağı
Kraliçenin Bahçesi kitap kapağı

Muhafızın sesi taş duvarlarda yankılanırken odadaki herkes donup kaldı. “Majesteleri… Kuzey Bahçesi çiçek açtı!” Emma, elindeki kristal tohuma baktı. Tohumun ışığı yavaş yavaş sönüyor, avucunda yalnızca sıcak bir titreşim bırakıyordu. Kraliçe Isolde’nin yüzündeki renk çekilmişti. Sanki yıllardır korktuğu bir gün sonunda gelmişti. “Bu… mümkün değil.” diye fısıldadı. Başkomutan Adrian ise kılıcını yavaşça kınına geri soktu. “Demek kehanet başladı…” Emma hemen ona döndü. “Kehanet mi?” Kimse cevap vermedi. Sadece birbirlerine baktılar. O bakışlarda aynı duygu vardı. Korku… Elias bir anda Emma’nın kolunu tuttu. “Buradan çıkıyoruz.” “Neden?” “Çünkü birkaç dakika sonra sarayda tek bir güvenli yer kalmayacak.” Thomas sertçe araya girdi. “Geç kaldık.” Elias öfkeyle döndü. “Ne demek istiyorsun?” Thomas’ın yüzünde ilk kez gerçek bir endişe vardı. “Kuzey Bahçesi iki nedenle çiçek açar.” Emma nefesini tuttu. “Neymiş onlar?” Thomas’ın sesi neredeyse fısıltıya dönüştü. “Muhafız seçildiğinde ya da… ihanet başladığında.” Odanın içine ağır bir sessizlik çöktü. Kraliçe gözlerini kapattı.“İkincisi…” diye mırıldandı. “Her zaman önce gelir.” Emma hiçbir şey anlamıyordu. Artık cevaplardan çok yeni sorular çıkıyordu. Yeraltı tünellerinden yukarı çıktıklarında gece çoktan çökmüştü. Gökyüzü siyah bulutlarla kaplıydı. Tek bir yıldız bile görünmüyordu fakat bahçenin üzerinde tuhaf bir ışık vardı. Sarayın kuzey tarafı… Ay ışığı almamasına rağmen bembeyaz parlıyordu. Emma daha önce böyle bir şey görmemişti. Rüzgâr farklı kokuyordu. Toprak… Yağmur…ve… Yüzlerce çiçeğin aynı anda açtığında yayılan o yoğun koku… Bahçe nefes alıyordu. Gerçekten nefes alıyordu. Emma kuzeye doğru birkaç adım attı. Birden durdu. Yerde ayak izleri vardı. Çok fazla… Muhafızlara ait ağır çizmeler… At nalı izleri ve… Çıplak ayak izleri… Emma diz çöktü. Toprağa dokundu. Ayak izleri küçüktü. Bir çocuğa aitti. Lily de eğildi. “Benim değil.” Emma başını salladı. “Biliyorum.” Toprak hâlâ sıcaktı. Bu izler birkaç dakika önce oluşmuştu ama kuzey bahçesine çocukların girmesi yasaktı. Öyleyse…Kimdi? Kraliçe Isolde öne çıktı. Yıllardır kilitli duran büyük demir kapıya yaklaştı. Kapının üzerinde sarmaşıklar dolaşıyor, paslanmış zincirler ay ışığında parlıyordu. Emma şaşkınlıkla sordu. “Bu kapıyı hiç açmadınız mı?” Kraliçe başını iki yana salladı. “Elli üç yıldır.” “Elli üç yıl?” “Evet. Son açıldığında…” Kraliçe sustu, devam edemedi. Elias cümleyi tamamladı. “Armand’ın babası öldü.” Emma’nın gözleri büyüdü. Demek bu sır…Nesillerdir devam ediyordu. Başkomutan Adrian ağır zincirleri çözmeye başladı. Her halka açıldıkça metal sesi bahçede yankılanıyordu. Şak… Şang… Tak… Son zincir de yere düştüğünde kimse hareket etmedi. Demir kapı hâlâ kapalıydı. Kraliçe derin bir nefes aldı. “Emma…Bu kapıyı yalnızca sen açabilirsin.” “Neden ben?” “Çünkü bahçe seni çağırıyor.” Emma yavaşça kapıya yaklaştı. Avucunu soğuk demirin üzerine koydu. İlk anda hiçbir şey olmadı. Sonra… Kapının içinden ince yeşil damarlar yayılmaya başladı. Sarmaşıklar hareket etti. Paslı kilit kendi kendine çözüldü ve… Yüz yıldır açılmayan kapı, tek bir dokunuşla ağır ağır aralandı. İçeriden buz gibi bir rüzgâr esti fakat bu rüzgâr çiçek kokuyordu. Emma ilk adımını attığında kalbi duracak gibi oldu. Burası bahçe değildi, burası…başka bir dünyaydı. Yüzlerce beyaz çiçek aynı anda açmıştı. Hiçbirini tanımıyordu. Ne dedesi öğretmişti…Ne de sarayın kayıtlarında vardı. Çiçeklerin taç yaprakları ay ışığında cam gibi parlıyor, üzerlerinde ince ışık damlaları dolaşıyordu. Ortada ise devasa bir ağaç yükseliyordu. Gökyüzüne uzanan beyaz gövdesi, sanki mermerden yapılmış gibiydi. Dallarında tek bir yaprak bile yoktu ama…tam gövdesinin ortasında altın renkli tek bir çiçek açmıştı. Emma’nın nefesi kesildi. “Ne kadar güzel…” Kraliçe ise aynı güzelliğe korkuyla bakıyordu. “Hayır…Elli yıl önce de böyle başlamıştı.” Tam o sırada… Emma bir ses duydu. Çok uzaktan gelen…kadın sesi…hayır bir fısıltıydı bu. “Emma…”Genç kız irkilerek arkasına baktı. Kimse yoktu.…

Bölümün tamamını WritePad'de oku