Kraliçenin Bahçesi

Kraliçenin İnişi

Yazar:

Kraliçenin Bahçesi - Young Ladyyy kitap kapağı
Kraliçenin Bahçesi kitap kapağı

İnce zil sesi taş koridorlarda yankılanmaya devam ediyordu. Çın… Çın… Çın… Sanki yeraltındaki bütün tüneller bu sesi tanıyordu. Kimse konuşmuyordu. Thomas’ın arkasındaki maskeli adamlar bile birbirlerine bakmıştı. Başkomutan Adrian’ın sesi de kesilmişti. Emma ilk kez, odadaki herkesin aynı anda tek bir kişiden çekindiğini fark etti. Kraliçe Isolde… Gerçekten buraya mı gelmişti? Elias ağır adımlarla odanın köşesine yürüdü. Eski taş duvarın içine gömülü küçük bir pirinç kutuyu açtı. Kutunun içinde yılların eskittiği beyaz eldivenler duruyordu. Emma şaşkınlıkla baktı. “Eldiven mi?” Elias onları büyük bir saygıyla eline aldı. “Sarayda yalnızca bir kişi geldiğinde bunlar giyilir.” “Kim?” “Gerçek kraliçe.” Emma’nın kafası karıştı. “Ne demek istiyorsun?” Elias cevap vermedi. Sadece eldivenleri giydi. Yüzündeki ifade değişmişti. Sanki biraz önce gördüğü yaşlı adam gitmiş, yerine yıllar önce görev yapan genç muhafız geri dönmüştü. Koridorun derinliklerinden ayak sesleri duyulmaya başladı. Bu kez ağır değildi. Sakindi. Kararlıydı. Her adım aynı ritimde yankılanıyordu. Tak… Tak… Tak… Emma istemsizce yutkundu. Adımlar yaklaştıkça meşalelerin alevleri titremeye başladı. Koridorun sonunda beyaz bir ışık belirdi. Sonra… Beyaz pelerinli iki muhafız göründü. Arkalarında ise koyu lacivert pelerininin üzerinde altın işlemeler bulunan bir kadın yürüyordu. Başında taç yoktu. Saçları örgü hâlinde omzuna dökülmüştü. Elinde ise ince, gümüş bir baston vardı. Kraliçe Isolde…ama Emma onu ilk kez bu kadar yakından görüyordu. Yüzünde saraydaki o mesafeli ifade yoktu. Yorgundu hem de çok.Sanki yıllardır uyumamış gibiydi. Kraliçe koridora girdiği anda beklenmedik bir şey oldu. Thomas… Başını eğdi. Maskeli adamlar da aynı anda diz çöktü. Başkomutan Adrian da kapının diğer tarafından tek dizinin üzerine çöktü. Elias bile… Başını öne eğdi. Emma şaşkınlık içinde etrafına baktı. Az önce birbirlerini öldürmeye hazır görünen insanlar… Şimdi aynı kadının önünde sessizce saygıyla duruyordu. Bu nasıl mümkündü? Kraliçe hiçbirine bakmadı. Doğrudan Emma’nın karşısına kadar yürüdü. Aralarında yalnızca bir adım kalmıştı. Uzun süre konuşmadı. Sadece Emma’nın yüzünü inceledi. Sonra titreyen eliyle genç kızın yanağına dokundu. Emma irkildi. Kraliçenin gözleri dolmuştu. “Ne kadar büyümüşsün…” diye fısıldadı. Emma’nın nefesi kesildi. Bu söz… Bir yabancıya söylenecek bir söz değildi. “Majesteleri…” Elias sessizce konuştu. “Bunu şimdi yapmayın.” Kraliçe gözlerini Emma’dan ayırmadan cevap verdi. “Daha fazla bekleyemem, yirmi iki yıl bekledim zaten .” Emma’nın kalbi duracak gibi oldu. Yirmi iki yıl… Tam da anne ve babasının öldüğü yıl. Kraliçe cebinden küçük bir kadife kese çıkardı. Keseyi Emma’nın avucuna bıraktı. “Aç.” Emma titreyen elleriyle kesenin ağzını çözdü. İçinden altın bir yüzük çıktı. Yüzüğün üzerinde kraliyet arması işlenmişti ama armanın tam ortasında küçük bir papatya vardı. Emma şaşkınlıkla yüzüğe baktı. “Bu…” Kraliçe yavaşça konuştu. “Bu yüzük…kraliyet ailesine ait değildir.” “O hâlde?” “Emanetçilere aittir.” Emma anlamıyordu. Kraliçe derin bir nefes aldı. “Armand yalnızca başbahçıvan değildi.” “Bunu biliyorum.” “Hayır…” Kraliçe başını iki yana salladı. “Bildiğini sanıyorsun.” Sonra bütün odanın duyacağı kadar net konuştu. “Armand…krallığın son emanetçisiydi.” Elias gözlerini kapattı. Thomas başını öne eğdi. Başkomutan Adrian ise derin bir nefes verdi. Hiçbiri itiraz etmedi. Kraliçe devam etti. “Ve o öldüğünde…emanet sana geçti.” Emma’nın boğazı kurudu. “Hangi emanet?” Kraliçe cevap vermedi. Bunun yerine bastonunu taş zemine iki kez vurdu. Tak! Tak! Yer hafifçe titredi. Odanın tam ortasındaki taşlar yavaş yavaş ayrılmaya başladı. Kimsenin fark etmediği gizli bir mekanizma çalışıyordu. Taşların arasından yuvarlak, siyah bir sandık yükseldi. Sandığın üzerinde ne kilit vardı ne de anahtar deliği. Sadece tek bir cümle… Altın harflerle yazılmıştı: “Kan bağı değil, kalp bağı açacaktır.” Emma sandığa doğru bir adım attı. Tam elini uzatacakken… Thomas aniden bağırdı. “Do…

Bölümün tamamını WritePad'de oku