Kraliçenin Bahçesi

Köklerde Saklanan Sır

Yazar:

Kraliçenin Bahçesi - Young Ladyyy kitap kapağı
Kraliçenin Bahçesi kitap kapağı

Sabahın ilk ışıkları, sarayın yüksek duvarlarının üzerinden usulca süzülüp bahçeye yayıldığında, çiçeklerin üzerinde biriken çiy damlaları binlerce küçük elmas gibi parlıyordu. Güllerin ağır kokusu yaseminlere karışıyor, lalelerin renkleri gün doğumuyla birlikte canlanıyordu. Bu bahçeyi ilk kez gören herkes aynı şeyi söylerdi. “Burası, kraliçenin dünyadaki cenneti.” Kimse yanıldığını bilmiyordu. Çünkü bu bahçe yalnızca güzellik için yetiştirilmemişti. Sarayın kalbinde uzanan bu rengârenk bahçe, krallığın en büyük sırrını saklıyordu. Burada açan her çiçek bir kelimeydi. Her renk bir anlam taşıyor, her diziliş görünmeyen bir cümle kuruyordu. Kırmızı güller yaklaşan tehlikeyi… Beyaz zambaklar güvenli yolları… Mor menekşeler ihaneti… Sarı laleler ise gizli buluşmaları anlatıyordu. Fakat bu dili bilen insanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Onların da çoğu artık hayatta değildi. Bu sırrın yaşayan son koruyucularından biri ise, yıllardır sarayın başbahçıvanı olarak görev yapan Armand’dı. Kraliyet ailesi onu yalnızca bahçeye hayat veren yaşlı bir bahçıvan olarak tanıyordu. Oysa Armand, çiçeklerin arasına yalnızca tohum değil; krallığın en önemli sırlarını da emanet ediyordu. Fakat saraydaki hiç kimse, hatta onu çocukluğundan beri tanıyanlar bile bu gerçeği bilmiyordu. Bilmeyenlerden biri de, Armand’ın yıllardır büyük bir sevgiyle büyüttüğü torunu Emma’ydı. Emma yirmi iki yaşındaydı. Henüz altı yaşındayken anne ve babasını yakalandıkları ölümcül salgın hastalık sonucunda kaybetmiş, o günden sonra dünyada tutunabildiği tek insan dedesi olmuştu. Armand, torununu hiçbir zaman eksik hissettirmemişti. Daha güneş doğmadan onu bahçeye götürür, toprağın kokusunu içine çekmesini isterdi.“Çiçek yetiştirmek yalnızca tohum ekmek değildir, Emma,” derdi her seferinde. “Önce toprağın ne söylediğini dinlemeyi öğreneceksin.” Emma o zamanlar dedesinin bu sözlerine anlam veremez, gülümseyerek toprağa bakardı ama yıllar geçtikçe onun öğrettiği her ayrıntıyı ezberledi. Hangi çiçeğin ne kadar su istediğini… Hangi ağacın hangi mevsimde budanacağını… Toprağın yalnızca rengine bakarak hangi minerale ihtiyaç duyduğunu… Ve en önemlisi, doğanın hiçbir ayrıntısının tesadüf olmadığını. Dedesi ona yalnızca bahçıvanlığı değil.. Sabretmeyi, sessizliği ve doğanın dilini öğretmişti. Yıllar geçtikçe Emma’nın elleri de dedesinin ellerine benzemeye başlamıştı. Nazik…ama güçlü. Saraydaki herkes onun yaşına rağmen işini kusursuz yaptığını söylerdi. Armand artık eskisi kadar eğilip kalkamıyordu. Bahçenin büyük bölümünü Emma tek başına düzenliyor, dikilecek çiçeklere kadar her ayrıntıyla ilgileniyordu. Yaşlı adam ise uzaktan gururla torununu izliyordu. “Bir gün benden daha iyi olacaksın.” Emma her defasında gülümseyerek aynı cevabı verirdi. “Hayır dede… Senin kadar olabilsem yeter.” Fakat Emma’nın uzun zamandır dikkatini çeken garip şeyler vardı. Bazı çiçekler geceleri yer değiştiriyordu. Sabah geldiğinde dün olmayan laleler ortaya çıkıyor, bazı güller ise sanki hiç orada bulunmamış gibi kayboluyordu. Üstelik bunu yapan kimse görülmüyordu. Bahçeye yalnızca dedesi ile kendisi giriyordu. En azından öyle sanıyordu. İlk başlarda bunun yalnızca göz yanılması olduğunu düşündü. Belki de her gün aynı çiçeklerle ilgilendiği için yerlerini karıştırıyordu. Fakat günler geçtikçe bunun bir tesadüf olmadığını anladı. Bir akşam, beyaz güllerin arasına kendi elleriyle küçük bir taş bıraktı. Ertesi sabah geldiğinde taş hâlâ yerindeydi, fakat yanındaki üç gül köküyle birlikte başka bir sıraya taşınmıştı. Emma şaşkınlıkla etrafına baktı. Toprakta ayak izi yoktu. Sürüklenme izi yoktu. Sanki çiçekler gece kendi kendilerine yürümüşlerdi. Merakı her geçen gün biraz daha büyüyordu. Bir gece, dedesi uyuduktan sonra gizlice bahçeye çıktı. Ay ışığı taş yolların üzerine gümüş rengi bir örtü sermişti. Emma, eski servi ağacının arkasına saklanıp beklemeye başladı. Dakikalar geçti. Sonra… Uzakta bir gölge belirdi. Siyah bir pelerinin içine gizlenmiş biri, büyük bir sessizlikle bahçenin içinde…

Bölümün tamamını WritePad'de oku