Köyün Işığı

9. BÖLÜM: Söz Namustur

Yazar:

Köyün Işığı – SilentFlower1 kitap kapağı
Köyün Işığı – SilentFlower1 kitap kapağı

9. BÖLÜM (Mirza'nın Ağzından ) Tam toplantıya başlayacağımız zaman, içeri Nefise teyze girdi. Torunu Ahmet'e tek başına bakan, ömrünü bu bozkırda tüketmiş köyümüzün en yaşlı, en saygıdeğer kadınlarından biriydi. İki büklüm haliyle yürümekte zorlanıyordu. Ben tam yerimden kalkıp ona yardım edecekken, benden önce Lara hızla onun yanına gitti ve o narin elleriyle yaşlı kadının koluna girdi. "Merhaba teyzeciğim, hoş geldin. Gel sana yardım edeyim, burası çok yorucu senin için," diyerek onu en ön sıraya, sobanın yanına şefkatle oturttu. Hepimiz donakalmış, şaşırmıştık. Çünkü buranın yerlisi olan bizler, bu şehirli hocanın ilk günden çocuklardan şikayetçi olacağını, ortalığı ayağa kaldıracağını sanıyorduk. Ama o bize çocukların iç dünyası, acıları hakkında sorular sordu. Kimin yetim, kimin öksüz olduğunu bilmek istedi. Sıra bana geldiğinde, gözlerimi o yeşil gözlerine diktim: "Çınar'ın annesi yok," dedim, buz gibi bir sesle. Tüm köy bu yaranın derinliğini, bendeki o karanlık geçmişi bilirdi. Lara ise bana meraklı, içini okumaya çalışan bir şekilde bakıyordu ama sesimdeki o barikatı fark etmiş olacak ki başka bir şey söylemedi, üstelemedi. Ardından diğer konuya geçti. Kız çocuklarının okutulması için hepimizden yardım istiyordu. O sırada kız babası olan Tahir (Ayşegül'ün babası) hemen sözü aldı, çaresizce, "Çok haklısınız öğretmen hanım, ağzınıza sağlık. Ama ben o çocukların babalarıyla bizzat gittim, konuştum. Nuh diyorlar, peygamber demiyorlar. 'Kız kısmı okuyup da ne yapacak' diye tutturmuşlar," dedi. Tahir'in bu çaresiz sözleri üzerine sınıftaki herkes umutsuzca başını öne eğerken, bu okulun koridorlarında kendi yazdığı kanunla yürüyen olan ben, daha fazla sessiz kalamadım. Oturduğum o daracık sıradan ayağa kalktım. Ağır ve kendinden emin adımlarla sınıfın önüne, öğretmen hanımın tam yanına gittim. Benim dağ gibi cüssemiz önünde o kadar küçük, o kadar narin kalıyordu ki... Ve Allah aşkına, o kadar güzel, o kadar baş döndürücü kokuyordu ki! Bir kaç gün önce o ağır poşetleri evine kadar taşırken, yanımda sessizce yürürken de bu kokuyu fark etmiştim ama şimdi, bu yakınlıkta o koku resmen zihnimi bulandırdı. Göğsüm hızla inip kalkarken içimden kendime sert bir tokat çarptım: "Kendine gel Mirza! Hatırla, kadınlara güvenme. En narin görüneni en derinden vurur insanı..." Kendimi toparladım, gözlerimi sınıftaki köylülere dikerek o gür sesimle konuşmaya başladım: "Öğretmen hanım, sen buraya geleli daha iki gün oldu. Ama görüyorum ki bu köyün çocuklarını, onların eksiklerini bizden daha çok dert etmişsin kendine. Çınar'ı eve bırakırken gösterdiğin o ince yolu da gördüm, bildim. Şimdi de hiç üstüne vazife değilken bu köyün kızları için kendini ateşe atıyorsun. Ayşegül'ün babası doğru söyler; o inatçı heriflere laf anlatamazsın, kafaları basmaz onların. Ama bu köyde muallim hanımın sözünün üstüne söz söylenmeyecek! Madem o kızlar okumak istiyor, madem yeni öğretmenimiz onları bu sırada görmek istiyor; o iş bendedir. O laf anlamayan babaların kapısına bu gece bizzat ben dayanacağım. Bakalım buraların kurallarına mı uyacaklar, yoksa o kızları yarın tıpış tıpış bu okula getirecekler mi!" Lara'ya döndüm, gözlerindeki o minnettar şaşkınlığı görerek fısıldadım: "Yarın sabah sınıfa fazladan sıra hazırlat öğretmen hanım. Misafirlerin olacak." Başka da bir şey demeden, arkama bile bakmadan hızla çıktım okuldan. Şimdi sözümü tutma, bu köye Mirza'nın adaletini gösterme zamanıydı. Arabaya atlayıp köyün içine doğru sürdüm. İlk başta ikna etmesi en kolay, laftan sözden biraz da olsa anlayabilecek kişinin yanına, Halil emminin evine gittim. Halil emmi yaşlı, kendi halinde bir adamdı. Bir oğlu vardı, yirmi beş yaşında koca bir delikanlı; bir de bizim çocuklarla akran, yedi yaşlarında Ayşe adında bir kızı... Arabayı avluya çekip kapıyı çaldım. Kapıyı Halil emminin karısı Hatice teyze açtı. Beni karşısında görünce şaşırdı, "Mirza oğlum? Hayırdır, sen gelir miydin bizim bu tarafa?" dedi. "Hayır Hatice teyze hayır," diyerek uzanıp elini öptüm saygıyla. "Halil…

Bölümün tamamını WritePad'de oku