Köyün Işığı

8. BÖLÜM: Adalet Savaşı

Yazar:

Köyün Işığı – SilentFlower1 kitap kapağı
Köyün Işığı – SilentFlower1 kitap kapağı

8. BÖLÜM Sabah, bozkırın pencereme vuran o dondurucu ve soluk ışıklarıyla uyandım. Sorkun'un ayazı her geçen gün daha da keskinleşiyordu. Yataktan kalkarken içimde, adeta bir sis bulutu gibi çöreklenmiş hafif bir korku, tuhaf bir titreme vardı. Kolay değildi; bugün okul çıkışında koskoca bir köyün velileriyle, o sert bakışlı, hayata karşı nasır tutmuş insanlarla yüzleşecektim. Ama aynanın karşısına geçtiğimde, o şık yeşil eteğimi ve siyah bluzumu düzeltirken omuzlarımı dikleştirdim. "Hayır Lara," dedim kendi kendime, yeşil gözlerimin içine bakarak. "Dimdik durman lazım. Seni hayatın zorluklarına karşı mücadele etmeyi, asla pes etmemeyi böyle öğretti o asil baban ve o yüreği koca bir evren olan canım annen." Evden çıkıp okula doğru yürürken adımlarım kararlıydı. Sınıfa girdiğimde çocukların gözlerindeki o neşeli pırıltıyı görmek içimdeki tüm endişeleri bir anda silip süpürdü. Gün boyu zamanın nasıl geçtiğini hiç ama hiç anlamadık. Hava kararmadan önce o minik mucizelerimle o kadar tatlı, o kadar derin bir ders işledik ki... Tahtaya tebeşirle kocaman bir dünya haritası çizdim. İstanbul'u, denizleri, dağları gösterdim onlara. Sonra hepsini teker teker tahtaya kaldırıp hayallerindeki meslekleri çizmesini istedim. Ayşegül hemen atılıp tahtaya elinde kocaman bir çanta olan şık bir avukat resmi çizdi ve o bülbül gibi şakıyan sesiyle, "Ben haksızlığa uğrayan herkesi savunacağım öğretmenim!" dedi. Kerim bir kepçe resmi çizdi, Ahmet ise gökyüzüne doğru uçan kocaman bir uçak karaladı pilot olmak için. Sıra Nazlı'ya geldiğinde, minik kız çekinerek tahtaya kalktı. Eline tebeşiri aldı ve tahtaya yan yana duran, el ele tutuşmuş iki tane insan figürü çizdi. Biri uzun saçlıydı, diyenin ise üzerinde kocaman bir kalp vardı. Bana döndü ve işaret diliyle, "Bu sizsiniz öğretmenim, bu da benim. Siz benim sesim oldunuz,"dedi. Sınıftaki o küçücük elleriyle bana kalbini açmıştı. Gözlerim dolmasın diye kendimi zor tuttum, gidip o minik meleğe sımsıkı sarıldım. Çınar ise tüm bu neşeli anlarda sırasından kalkmak istemedi. En arkada, omuzlarını dikleştirmiş bir şekilde oturuyordu. Yanına gidip tebeşiri ona uzattığımda, "Ben çizmem öğretmenim," dedi o babasından miras kalan mesafeli sesiyle. "Peki Çınar'cığım, sen ne olmak istiyorsun büyüyünce, onu söyle bari?" diye sordum nazikçe. Gözlerini gözlerime dikti, "Babam gibi adam olacağım. Bu dağlardaki herkesi, her şeyi koruyacağım," dedi. O yedi yaşındaki çocuğun içindeki o korumacı ruh, babası Mirza'nın onun ruhuna nasıl bir kale inşa ettiğinin en büyük kanıtıydı. Ona iç çekerek baktım. Nihayet o keyifli derslerin ardından çıkış saati geldi. Çocuklar neşeyle cıvıldayarak çantalarını topladılar, bana sarılıp birer birer okuldan ayrıldılar. Ancak ben sınıfta kaldım. Masamın üzerindeki tebeşir tozlarını sildim, evrakları ve sınıf defterini özenle düzenledim. Zaman daraldıkça kalbimin ritmi hızlanıyor, göğüs kafesimi zorluyordu. Sıraları düzeltip velileri beklemeye başladım. Birkaç saat sonra sınıf yavaş yavaş, ağır adımlarla dolmaya başladı. Anneler başörtülerini düzelterek, babalar ise kasketlerini ellerine alıp çekingen ama bir o kadar da sert ifadelerle içeri giriyorlardı. Ve tam o sırada kapının eşiğinde o belirdi: Mirza. İçeri adım attığı an, sınıfın tüm havası bir anda değişti. Gelip en arka sıralardan birine doğru yöneldi. O kadar heybetli, o kadar büyük bir gövdesi vardı ki, altındaki o küçücük ilkokul sırasını tamamen kaplamıştı. O dağ gibi cüssesiyle, dizlerini zar zor sığdırdığı minicik sırada oturmaya çalışması o kadar tezat, o kadar sıra dışı bir görüntü oluşturuyordu ki, heyecanımı bastırmaya çalışırken istemsiz olarak dudaklarım yukarı kıvrıldı, içimden hafifçe güldüm. Ama durumun ciddiyetini hemen hatırlayarak hızla kendimi toparladım, ciddiyetimi takındım. Ona göz ucuyla baktığımı fark etmesin diye de hızla önüme döndüm. Tam konuşmaya başlayacaktım ki, kapıdan yaşlı, zayıf, her halinden ömrünün son demlerini yaşadığı belli olan bir teyzenin girdiğini gördüm. Adım atmakta çok zorlanıyor, elindek…

Bölümün tamamını WritePad'de oku