Köyün Işığı

47. BÖLÜM Bir Annenin Öfkesi

Yazar:

Köyün Işığı – SilentFlower1 kitap kapağı
Köyün Işığı – SilentFlower1 kitap kapağı

47. Bölüm Lara'dan ... İstanbul'dan, babamın evinden dönüp Sorgun köyüne geleli tam iki gün olmuştu. İstanbul'da adliye kapısında kazandığımız o büyük zafer içimizi rahatlatmıştı rahatlatmasına ama Çınar'ın minik ruhunda açılan yaralar öyle hemen kapanacak gibi değildi. Çınar, benim evimde kalıyordu. Mirza onu yanımdan bir an olsun ayırmak istemediğimi bildiği için mecburen razı olmuştu. Aslında kalsa o da burada kalacaktı ama bizim azgın herif ne zaman baş başa kalsak beni köşelerde kıstırıp durduğu için aynı evde bulunmaktan kasıtlı olarak kaçındım. Şunun şurasında düğünümüze kaç hafta kalmıştı ki? Biraz sabretse ölmezdi herhalde! Gece yarısı odadan gelen ağlama sesiyle yerimden fırladım. Çınar yine sıçrayarak uyanmış, uykusunda sayıklıyordu. İki gündür ne zaman gözünü kapatsa kâbuslarla uyanıyordu. Sadece bir hafta içinde ne yapmışlardı benim minik kuşuma? Hızla yatağın kenarına ilişip minik bedenini kollarıma aldım. "Oğlum... Bak ben buradayım, senin yanındayım. Hadi uyan anneciğim, geçti..." Çınar önce tek gözünü açtı, etrafına bakıp gerçekten güvende olup olmadığını kontrol etti. O hali öyle masum, öyle tatlıydı ki içim gitti. "Annem..." dedi titreyen sesiyle ve boynuma sımsıkı sarıldı. Saçlarını öpüp yüzünü ellerimin arasına aldım. "Oğlum, bak bana... O kadın mı sana bir şey yaptı, yoksa o adam mı? Söyle lütfen anneciğim, hem bak şimdi hiçbiri yok yanımızda." Çınar hıçkırıklarına engel olamayarak anlatmaya başladı: "Anne... O kadın çok kötü..." "Ne yaptı sana bir tanem?" "Beni karanlık bir odaya kilitledi..." dedi ağlayarak. "Dışarıdan bağırma sesleri geliyordu. Ne zaman kapıya vurup çıkmak istesem içeri girip kolumu sıktı, 'Sesini çıkarırsan seni bu odaya bir daha hiç çıkarmamak üzere hapsederim' dedi. Sonra... Sana söylemiştim ya hani, bana 'Çok şişmansın' deyip yemek vermedi. Benim önümde o adamla sofralar kurup yemek yediler, ben acıdan ağlarken yüzüme bile bakmadılar." İçimdeki öfke alev alev yanmaya başladı. Tırnaklarımı avuç içlerime bastırdım. Çınar devam etti: "Sonra bir gün o kadın yanıma geldi. 'Senin yüzünden her şey mahvoldu, keşke hiç doğmasaydın!' dedi. Yüzüme bakıp 'Eğer o kadının başka bir çocuğu, senin bir kardeşin olursa seni tamamen unutacaklar, seni sokağa atacaklar' dedi... Ama ben ona inanmadım anne! Çünkü biliyorum ki siz beni çok seviyorsunuz, değil mi?" Gözyaşlarımı tutamayarak onu kucağıma çekip göğsüme bastırdım. "Tabii ki seni çok seviyoruz bir tanem! Kardeşin olsa da olmasa da sen bizim ilk göz ağrımızsın, seni kimseyle kıyaslamayız, asla unutmayız!" Çınar başını göğsüme gömdü, sesi daha da kısıldı: "Anne... Bir de..." "Başka bir şey mi yaptı oğlum?" Çınar'ın kollarındaki çürükleri ve kolundaki küçük yanık izini gösterdiğinde beynimden aşağı kaynar sular döküldü. "Ben ağlayıp acıktım diye feryat ederken... Elimdeki oyuncağı alıp kolumu sıcak çay bardağına bastırdı 'Sus artık!' diye..." Bu duyduğum şey bardağı taşıran son damla oldu. Zihnimdeki bütün şalterler attı. Kendi doğurduğu öz evladına, küçücük masum bir çocuğa böyle bir canilik, böyle bir işkence nasıl yapılabilirdi? Akıl almaz bir hastalıktı bu! Yok, ben artık duramazdım. İçimdeki anne kaplan uyanmıştı. O Gülnaz denilen yaratığı hapiste bile olsa gidip kendi ellerimle yolmam, o saçlarını tek tek cımbızla çekmem gerekiyordu! Yazardan ... Lara, Çınar'ı tekrar uyutup üzerini örttükten sonra odadan adeta bir kasırga gibi çıktı. Gözü hiçbir şeyi görmüyordu. Üzerine geçirdiği hırkayla kapıyı çarpıp dışarı fırladı. Gecenin zifiri karanlığında, köy yolunda büyük adımlarla ilerlerken telefonunu çıkardı ve Mirza'yı aradı. Mirza ikinci çalışta telefonu açtı. Sesi uykulu ama anında teyakkuza geçmiş gibiydi: "Lara'm? Bir şey mi oldu, Çınar iyi mi?" Lara'nın sesi öfkeden titriyordu: "Mirza! Bana bak, derhal buraya geliyorsun. Ya sen beni o kadının tutuklu olduğu hapishaneye götürürsün ya da ben tek başıma orayı basar, o kadını kendi ellerimle boğarım!" Mirza telefonun ucunda bir an duraksadı. Kadının sesindeki o gözü dönmüş öfkeyi hissedince ya…

Bölümün tamamını WritePad'de oku