46. Bölüm: Yalanın Ömrü Adliye Kapısına Kadardır
Yazar: SilentFlower1

46. Bölüm Lara'dan ... Aile Mahkemesi'nin o soğuk, ahşap kaplamalı salonuna adım attığımızda zaman sanki yavaşlamıştı. Duvardaki Türk bayrağı ve Atatürk portresi, adalet duygumu yeniden şahlandırdı. Ben sadece bir izleyici, bir nişanlı değildim... Ben adliyenin tozunu yutarak büyümüş Avukat Leyla'nın kızıydım. Bu salonda sadece bir velayet savaşı verilmiyordu; bir ailenin hayatını çalmaya çalışan kalleş bir kumpas yargılanıyordu. Sencer Amca tecrübesiyle kürsüde duruyordu ama arkadaki tüm stratejiyi, finansal takipleri ve dijital delilleri Sencer Amca ile birlikte ben hazırlamıştım. Salondaki hava öylesine gergindi ki, adeta elektrik saçıyordu. Davacı tarafında Gülnaz, yanında güç gösterisi yapmak için gelmiş babası Bedri Bey ve küstah tavırlarıyla Karan Haznedar duruyordu. Avukatları Mercan ise elindeki dosyayı bir zafer bayrağı gibi sallamaya hazırlanıyordu. Bizim tarafta ise dağ gibi arkamda duran Mirza, yanımızda Sencer Amca ve onun dahi avukat kızı, can dostum Şimal vardı. Hâkim gözlüklerinin üstünden dosyalara baktı. Tokmağı ile masaya hafifçe vurdu. Hâkim: "2026/412 Esas sayılı dosyanın duruşması açıldı. Davacı vekili ve davalı vekili duruşmada hazır. Asiller de salonda." Kâtip: (Hızlıca klavyeye basarak zaptı tutar) "Gelenlerin tespiti yapıldı Hâkim Bey." Hâkim başını kaldırıp Gülnaz ve avukatına döndü. Hâkim: "Sözü davacı tarafına veriyorum. Tanımanın iptali, babalık ve velayet talebiniz var. Buyurun beyanda bulunun." Gülnaz'ın hırslı avukatı Av. Mercan doğruldu, göğsünü kabartarak konuşmaya başladı: Av. Mercan: "Sayın Hâkim, müvekkilim Gülnaz Çetin'in sunduğu özel laboratuvar DNA raporu ortadadır. Davalı Mirza Karanoğlu'nun çocuk üzerindeki babalık kaydı gerçeğe aykırıdır. Çocuğun biyolojik babası davalı değildir. Velayetin müvekkilime verilmesini ve nüfus kaydının düzeltilmesini talep ediyoruz." Gülnaz ise mendiliyle gözünü siler gibi yapıp sahte gözyaşlarıyla ayağa kalktı. "Sayın Hâkim, çocuğumu benden zorla ayırdı bu adam! Adalet istiyorum!" Mirza öfkeyle öne atılacak gibi oldu ama elini tutup onu durdurdum. Bana baktı; gözlerindeki güven ateşini gördü ve sakinleşti. Sencer Amca ağır adımlarla kürsüye yaklaştı. Cebinden ve çantasından çıkardığı resmi belgeleri masaya koydu. Av. Sencer Bey: "Sayın Hâkim, meslektaşım Avukat Mercan'ın sunduğu laboratuvar raporu tamamen sahte ve şaibelidir! Zira Adli Tıp Kurumu'ndan bizzat takip ettiğimiz ve yarım saat önce UYAP sistemine düşen resmi DNA raporunun ıslak imzalı aslı şu an elimizdedir." Salonda bir anda fısıltılar koptu. Karan'ın yüzündeki o kendinden emin küstah ifade bir anda donakaldı. Gülnaz'ın rengi attı. Hâkim evrakı önüne çekip inceledi, kaşları çatıldı. Hâkim: "Davacı vekili Mercan Hanım... Sizin sunduğunuz rapor ile Adli Tıp Kurumu'ndan gelen resmi rapor taban tabana zıt! Adli Tıp, küçüğün biyolojik babasının %99.9 ihtimalle davalı Mirza Karanoğlu olduğunu kesin olarak belgelemiştir!" Av. Mercan panikle tutulurdu"H-Hâkim Bey... Bir yanlışlık olmalı, laboratuvar bize-" Tam o sırada ben oturduğum yerden kendimden emin adımlarla ayağa kalktım. Duruşum jilet gibi, sesim salondaki her bir köşeye işleyecek kadar net ve buz gibiydi. Lara: "Sayın Hâkim, usulü bozduğum için bağışlayın. Ancak bu salonda şu an sadece bir babalık davası görülmüyor. Bu salonda, organize bir şekilde mahkemenizi sahte evraklarla dolandırmaya çalışan bir şebeke var!" Av. Mercan öfkeyle bağırırdi "Hâkim Bey! Bu kadın kim? Ne hakla duruşmaya müdahale ediyor? Çıkarın şunu dışarı!" Mercan'a dönerek, yüzümde buz gibi bir tebessümle. "Ben kimim biliyor musun Avukat Mercan? Ben, o sahte raporu düzenletmek için kapısını çaldığınız doktorun arkasındaki kirli para trafiğini, müvekkiliniz Gülnaz'ın ve Karan Haznedar'ın bu iş için yatırdığı rüşvet belgelerini anonim ihbarlarla UYAP'a sunan ve Başsavcılığa dosyalayan kişiyim!" Karan oturduğu yerde adeta çarpılmışa döndü. Gözlerinde ilk kez o büyük korku belirdi. Gülnaz titremeye başladı. Hâkime dönerek saygıyla "Avukatımız Sencer Bey ve Şimal ile bu davan…